Her yıl 28 Şubat yazılır, çizilir. Mağdurumda mağdurum şarkıları söylenir. Ama ne gerçek mağdur açıklanır ve ne de gerçek niyetler ortaya konulur. Dizi film misali, bölüme göre karakterler seçilerek milletin reytingine sunulur… İşte bu Şubat Soğukları dizisinin bu yılki versiyonundan birkaç bölüm aktarayım;
Erdoğan’dan başlayalım;
Erdoğan’a göre birileri 28 Şubat’ı planlayarak yapmış, ülke harabeye dönmüş CHP ise bu süreci ellerini ovuşturarak izlemiş!
Yine Erdoğan’a göre, insanların inançlarından, görüşlerinden, görünüşlerinden dolayı bu süreçte mağdur edilmiş… (Bugünde aynı süreç işletiliyor, fark ne?)
Artı Erdoğan yine birilerini kullanmaya çalışıyor ve diyor ki; “…Kız çocuklarının ahı, vahı yerde kalır mı? …Bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat’ın mimarları tarihten silinmiştir… …Bu iş elhamdülillah şu anda yoluna girdi, rayına oturdu…
…Biz, 28 Şubat’ın mağduru olarak bugün gururla ayaktayız, buradayız. …Şahsi hırsları, çıkarları için millet iradesini çiğneyenleri ne toplum, ne de tarihi asla affetmeyecektir… Alınlarındaki o kara lekeyi silemeyecektir… …28 Şubat’ın ödettiği bedelin hesabı soruluyor!”
Diğerlerine geçmeden hemen araya gireyim. 28 Şubat’ın baş aktörleri (Org. Karadayı ve Çevik Bir) ile Sayın Erdoğan aynı Yahudi kurumundan “üstün hizmet” ödülü almışlardır. Bu nasıl bir çakışmadır ben hala çözemedim. Biri mağdur ediyor! Diğeri mağduru oynuyor. Sonra kanka oluyorlar. Bir ters orantı var sanki… Sonra 28 Şubat’tan tutuklanan bir asker bile yok ama 2003 ve sonrası iddialara göre ordunun yüzde 15 içerde. Seni mağdur edenleri neden tutuklamıyorsun ey Erdoğan?
CHP hep sussa daha iyi muhalefet yapar ama susamıyorlar bir türlü. AKP’ye malzeme lazım. Yoksa değirmen nasıl dönecek. Ama bu sefer Kemal Bey eksik de olsa ortadan konuştu;
“28 Şubat’ta mağdur olduk diyorlar. İnanıyor musunuz? Eğer 28 Şubat’ın bir mağduru varsa Erbakan’dır. Sen ne yaptın. Arkasından bıçakladın. 28 Şubat seni Başbakan yapmak için hazırlanmadı mı? Aldılar hapse attılar. Yan geldin yattın. Erbakan kendi ülkesinin çıkarları için savaşırdı. Sen ise ülkeni pazarlayan birisisin…”
Tabi bu 28 Şubat’tan sonra “hepimiz Allah yolunda, omuz omuza cihat ediyoruz” diyenler, kimi gömleksiz kaldı, kimi liderini sattı, kimi başka yapılanmalara kaydı vs. Ama ne hikmetse hala hepsi Allah yolunda olduklarını söylüyorlar. Kardeşim Allah yolu tektir tek.
Mehmet Bekaroğlu (eski milli görüşçülerden) diyor ki;
“Haklı haksız ayrımına girmeden ülke adına ne oldu diye bakmak gerekiyor. İktidarı amaçladılar, iktidar oldular, iktidarda kaldılar. Bu başarıysa evet başarıdır. Ancak ben Ak Parti’yi bir başarı olarak görmüyorum… Ben Ak Parti’yi daha çok 28 Şubat’ın amacına ulaşması olarak görüyorum.”
Eski FP Genel Başkan Yardımcısı Ertan Yülek ise;
“Bence Ak Parti’nin oluşturulması planlı bir hamleydi. Erdoğan, dün ‘Referansım İslam’ diyordu. Bugün ‘Referansım laikliktir’ demeye geldi… Kapitalizmi tatbikte büyük başarı gösterdi. RP kapitalist değildi.”
İşte o günlerde Yeni şafak gazetesi Recai Kutan’ın 28 Şubat’ı tasdiklediği yönünde başlık atıp, haber yapıyor. Haber şöyle;
Rahmetli Erbakan bir 28 Şubat daha yaşamadan geçen yıl 27 Şubat’ta öldü. Onu 28 Şubat’ta satanlar şimdi Fatiha okuyorlarmış. Ha ulaşır, ulaşmaz benim ilgi saham değil. Ama oğlu hayatta ve söyleyecekleri de var ve söyledi…
“Babasının, sorunların medeni bir şekilde, konuşarak çözülmesinden yana olan biri olduğunu, hiçbir zaman kavga etmek, çatışmak gibi bir tarzının olmadığını belirten Fatih Erbakan, “İslami hassasiyetleri yoğun biri olan babamın hesap sormak, hapse göndermek, intikam almak gibi yollara hiçbir zaman başvuracağını sanmıyorum” dedi.
“Kininizi muhafaza edin” diyenlere duyurulur. Bakın hocanız kindar değilmiş.
Evet, birileri iyi plan yapıp, kendi anlayışlarına uygun, toplumun tamamına hitap edebilecek artı popüler bir lidere sahip bir parti kurup, milletin önüne sürdüler. Millette “umutla” AKP dedi. Geldiğimiz nokta ortada.
Hani bir tabir vardır ya; “Hırsızın hiç mi suçu yok?” işte bu anlamda aklıma bir soru geldi. O sorunun cevabını da zamanın etkili isimlerinden, adalet bakanı Şevket Kazan’ın geçmiş 28 Şubat açıklamalarında buldum. Bakın kendisine sorulan soruya ne cevap veriyor Sayın Kazan;
Neden sert konuşmalar yaptınız? (O dönemlerde)
“Yıllarca Milletimiz yanlış arabalarla siyaset yolculuğunu tercih etmişti. Bindikleri otobüslerinin camları ses geçirmez şekildeydi. Biz de ‘inin aşağı, bindiğiniz bu otobüsler sizi yanlış istikamete götürüyorlar’ diyerek sesimizi duyurabilmek için hakkı, güçlü şekilde haykırdık… Evet, bu konuşmalar olmasaydı seyirci tribünden maç seyretmeye devam edecekti. Biz uyuyan seyirciyi sahaya indirdik… Ama tilkilerin iktidar sahasına yaklaştığını görürsek yine ineriz meydanlara. Dinini ve milletini seven bir Müslüman siyasetten uzak olamaz.”
Sonuç: Birileri planlamış, birileri tahrik etmiş, birileri haddi olmayacak işe girişmiş ve Türkiye 2012’de haçlı safında İslam coğrafyasını karşısına almış hale gelmiş. Sizce bu süreçte masum var mı? Hepiniz ortaksınız…
Erdoğan’dan başlayalım;
Erdoğan’a göre birileri 28 Şubat’ı planlayarak yapmış, ülke harabeye dönmüş CHP ise bu süreci ellerini ovuşturarak izlemiş!
Yine Erdoğan’a göre, insanların inançlarından, görüşlerinden, görünüşlerinden dolayı bu süreçte mağdur edilmiş… (Bugünde aynı süreç işletiliyor, fark ne?)
Artı Erdoğan yine birilerini kullanmaya çalışıyor ve diyor ki; “…Kız çocuklarının ahı, vahı yerde kalır mı? …Bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat’ın mimarları tarihten silinmiştir… …Bu iş elhamdülillah şu anda yoluna girdi, rayına oturdu…
…Biz, 28 Şubat’ın mağduru olarak bugün gururla ayaktayız, buradayız. …Şahsi hırsları, çıkarları için millet iradesini çiğneyenleri ne toplum, ne de tarihi asla affetmeyecektir… Alınlarındaki o kara lekeyi silemeyecektir… …28 Şubat’ın ödettiği bedelin hesabı soruluyor!”
Diğerlerine geçmeden hemen araya gireyim. 28 Şubat’ın baş aktörleri (Org. Karadayı ve Çevik Bir) ile Sayın Erdoğan aynı Yahudi kurumundan “üstün hizmet” ödülü almışlardır. Bu nasıl bir çakışmadır ben hala çözemedim. Biri mağdur ediyor! Diğeri mağduru oynuyor. Sonra kanka oluyorlar. Bir ters orantı var sanki… Sonra 28 Şubat’tan tutuklanan bir asker bile yok ama 2003 ve sonrası iddialara göre ordunun yüzde 15 içerde. Seni mağdur edenleri neden tutuklamıyorsun ey Erdoğan?
CHP hep sussa daha iyi muhalefet yapar ama susamıyorlar bir türlü. AKP’ye malzeme lazım. Yoksa değirmen nasıl dönecek. Ama bu sefer Kemal Bey eksik de olsa ortadan konuştu;
“28 Şubat’ta mağdur olduk diyorlar. İnanıyor musunuz? Eğer 28 Şubat’ın bir mağduru varsa Erbakan’dır. Sen ne yaptın. Arkasından bıçakladın. 28 Şubat seni Başbakan yapmak için hazırlanmadı mı? Aldılar hapse attılar. Yan geldin yattın. Erbakan kendi ülkesinin çıkarları için savaşırdı. Sen ise ülkeni pazarlayan birisisin…”
Tabi bu 28 Şubat’tan sonra “hepimiz Allah yolunda, omuz omuza cihat ediyoruz” diyenler, kimi gömleksiz kaldı, kimi liderini sattı, kimi başka yapılanmalara kaydı vs. Ama ne hikmetse hala hepsi Allah yolunda olduklarını söylüyorlar. Kardeşim Allah yolu tektir tek.
Mehmet Bekaroğlu (eski milli görüşçülerden) diyor ki;
“Haklı haksız ayrımına girmeden ülke adına ne oldu diye bakmak gerekiyor. İktidarı amaçladılar, iktidar oldular, iktidarda kaldılar. Bu başarıysa evet başarıdır. Ancak ben Ak Parti’yi bir başarı olarak görmüyorum… Ben Ak Parti’yi daha çok 28 Şubat’ın amacına ulaşması olarak görüyorum.”
Eski FP Genel Başkan Yardımcısı Ertan Yülek ise;
“Bence Ak Parti’nin oluşturulması planlı bir hamleydi. Erdoğan, dün ‘Referansım İslam’ diyordu. Bugün ‘Referansım laikliktir’ demeye geldi… Kapitalizmi tatbikte büyük başarı gösterdi. RP kapitalist değildi.”
İşte o günlerde Yeni şafak gazetesi Recai Kutan’ın 28 Şubat’ı tasdiklediği yönünde başlık atıp, haber yapıyor. Haber şöyle;
Rahmetli Erbakan bir 28 Şubat daha yaşamadan geçen yıl 27 Şubat’ta öldü. Onu 28 Şubat’ta satanlar şimdi Fatiha okuyorlarmış. Ha ulaşır, ulaşmaz benim ilgi saham değil. Ama oğlu hayatta ve söyleyecekleri de var ve söyledi…
“Babasının, sorunların medeni bir şekilde, konuşarak çözülmesinden yana olan biri olduğunu, hiçbir zaman kavga etmek, çatışmak gibi bir tarzının olmadığını belirten Fatih Erbakan, “İslami hassasiyetleri yoğun biri olan babamın hesap sormak, hapse göndermek, intikam almak gibi yollara hiçbir zaman başvuracağını sanmıyorum” dedi.
“Kininizi muhafaza edin” diyenlere duyurulur. Bakın hocanız kindar değilmiş.
Evet, birileri iyi plan yapıp, kendi anlayışlarına uygun, toplumun tamamına hitap edebilecek artı popüler bir lidere sahip bir parti kurup, milletin önüne sürdüler. Millette “umutla” AKP dedi. Geldiğimiz nokta ortada.
Hani bir tabir vardır ya; “Hırsızın hiç mi suçu yok?” işte bu anlamda aklıma bir soru geldi. O sorunun cevabını da zamanın etkili isimlerinden, adalet bakanı Şevket Kazan’ın geçmiş 28 Şubat açıklamalarında buldum. Bakın kendisine sorulan soruya ne cevap veriyor Sayın Kazan;
Neden sert konuşmalar yaptınız? (O dönemlerde)
“Yıllarca Milletimiz yanlış arabalarla siyaset yolculuğunu tercih etmişti. Bindikleri otobüslerinin camları ses geçirmez şekildeydi. Biz de ‘inin aşağı, bindiğiniz bu otobüsler sizi yanlış istikamete götürüyorlar’ diyerek sesimizi duyurabilmek için hakkı, güçlü şekilde haykırdık… Evet, bu konuşmalar olmasaydı seyirci tribünden maç seyretmeye devam edecekti. Biz uyuyan seyirciyi sahaya indirdik… Ama tilkilerin iktidar sahasına yaklaştığını görürsek yine ineriz meydanlara. Dinini ve milletini seven bir Müslüman siyasetten uzak olamaz.”
Sonuç: Birileri planlamış, birileri tahrik etmiş, birileri haddi olmayacak işe girişmiş ve Türkiye 2012’de haçlı safında İslam coğrafyasını karşısına almış hale gelmiş. Sizce bu süreçte masum var mı? Hepiniz ortaksınız…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -2- / 06.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025