Bu seneki Kurban Bayramını geride bıraktık. Tüm Yeni Mesaj okurlarının geçmiş bayramını tebrik ederek başlayalım...
Bildiğiniz üzere Kurban Bayramından iki gün evvel 30 Ağustos zafer bayramıydı. Biz İcmal Gençliği olarak zaferimizi de en coşkulu biçimde kutladık.
Ne yazık ki ülkemizdeki milli bayram kutlamalarında bizimle aynı coşku ve heyecanı paylaşan bir gençlik yok ancak üzülmeyelim: İcmal Gençliğinin farkı da burada ortaya çıkıyor.
Bu iki bayram arasında yani 31 Ağustos gününde BTP kadroları olarak bir bayram daha kutladığımızı ifade etmekten gurur duyuyoruz:
Atatürk Vatandır Bayramı!
Yaptığımız sempozyum Mustafa Kemal Atatürk'e dair olduğundan bu hem milli hem de dini bir bayramdır diyebiliriz.
Zira onun nadide kişiliği ve hayatını incelerken ortaya çıkan müthiş gerçekler, kendisinin Türk kimliği ile İslam'ı bir bütün olarak harmanladığını açıkça gösteriyor.
Mustafa Kemal Atatürk'ün görüşlerini benimseyip onu sevmek ile sempatizanı olmak arasında ince bir çizgi var bence.
Yalnızca koluna dövme yaptırmak, anahtarlık veya çakmak taşımak, sosyal medyada resim paylaşmak ile Mustafa Kemal Atatürkçü olunamaz.
Gerçek Atatürkçü, gençliğe hitabedeki ruhu taşımalıdır. Zamanın şartlarını değerlendirip Atatürk ilke ve inkılaplarına göre davranmalıdır.
Atatürkçü genç demek Atatürk'ün düşlediği portredeki genç demektir.
İşte Mustafa Kemal Atatürk'ün "Bütün ümidim gençliktedir" dediği gençlik, bugün İcmal Gençliğidir.
Atatürk Vatandır Sempozyumu-Bayramı da bunun kanıtıdır!
Bitirmeden size Atatürk Vatandır Bayramının çok güzel bir yanından bahsetmek isterim:
Bu bayram her gün, her saat ve dakika kutlanabilir.
Yeter ki Atatürk'ü iyi tanımış ve onun yoluna sevdalanmış bir birey, toplum olsun.
Anlayacağınız İcmal Gençliği ve BTP kadroları nefes aldığı sürece bu bayram kutlanmaya devam edecektir.
Biz Ata'yı çok iyi tanıyoruz. Neden mi?
Çünkü onun kim olduğunu doğru ağızdan dinliyoruz.
Biz Ata'yı çok seviyoruz. Neden mi?
Çünkü onu Prof. Dr. Haydar Baş gibi seviyoruz.
Kıskananlar çatlasın...
Ya da çatlamasın, İstanbul sempozyumuna buyursun gelsin. Beraber kutlayalım bu bayramı.
Bildiğiniz üzere Kurban Bayramından iki gün evvel 30 Ağustos zafer bayramıydı. Biz İcmal Gençliği olarak zaferimizi de en coşkulu biçimde kutladık.
Ne yazık ki ülkemizdeki milli bayram kutlamalarında bizimle aynı coşku ve heyecanı paylaşan bir gençlik yok ancak üzülmeyelim: İcmal Gençliğinin farkı da burada ortaya çıkıyor.
Bu iki bayram arasında yani 31 Ağustos gününde BTP kadroları olarak bir bayram daha kutladığımızı ifade etmekten gurur duyuyoruz:
Atatürk Vatandır Bayramı!
Yaptığımız sempozyum Mustafa Kemal Atatürk'e dair olduğundan bu hem milli hem de dini bir bayramdır diyebiliriz.
Zira onun nadide kişiliği ve hayatını incelerken ortaya çıkan müthiş gerçekler, kendisinin Türk kimliği ile İslam'ı bir bütün olarak harmanladığını açıkça gösteriyor.
Mustafa Kemal Atatürk'ün görüşlerini benimseyip onu sevmek ile sempatizanı olmak arasında ince bir çizgi var bence.
Yalnızca koluna dövme yaptırmak, anahtarlık veya çakmak taşımak, sosyal medyada resim paylaşmak ile Mustafa Kemal Atatürkçü olunamaz.
Gerçek Atatürkçü, gençliğe hitabedeki ruhu taşımalıdır. Zamanın şartlarını değerlendirip Atatürk ilke ve inkılaplarına göre davranmalıdır.
Atatürkçü genç demek Atatürk'ün düşlediği portredeki genç demektir.
İşte Mustafa Kemal Atatürk'ün "Bütün ümidim gençliktedir" dediği gençlik, bugün İcmal Gençliğidir.
Atatürk Vatandır Sempozyumu-Bayramı da bunun kanıtıdır!
Bitirmeden size Atatürk Vatandır Bayramının çok güzel bir yanından bahsetmek isterim:
Bu bayram her gün, her saat ve dakika kutlanabilir.
Yeter ki Atatürk'ü iyi tanımış ve onun yoluna sevdalanmış bir birey, toplum olsun.
Anlayacağınız İcmal Gençliği ve BTP kadroları nefes aldığı sürece bu bayram kutlanmaya devam edecektir.
Biz Ata'yı çok iyi tanıyoruz. Neden mi?
Çünkü onun kim olduğunu doğru ağızdan dinliyoruz.
Biz Ata'yı çok seviyoruz. Neden mi?
Çünkü onu Prof. Dr. Haydar Baş gibi seviyoruz.
Kıskananlar çatlasın...
Ya da çatlamasın, İstanbul sempozyumuna buyursun gelsin. Beraber kutlayalım bu bayramı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ali Haydar Bektaş / diğer yazıları
- Süleymani’nin ardından / 10.01.2020
- Sorunların çözümü / 28.12.2019
- Atatürk ilkeleri ve MEM / 15.10.2019
- Hukukçu enflasyonu / 02.07.2019
- Güzel günler / 20.04.2019
- Çileli günler / 18.04.2019
- Bir salonda Türkiye / 02.03.2019
- Bir müzik dehası / 27.01.2019
- İfade özgürlüğü üzerine / 24.11.2018
- Can sıkıcı bir yazı / 21.10.2018
- Sorunların çözümü / 28.12.2019
- Atatürk ilkeleri ve MEM / 15.10.2019
- Hukukçu enflasyonu / 02.07.2019
- Güzel günler / 20.04.2019
- Çileli günler / 18.04.2019
- Bir salonda Türkiye / 02.03.2019
- Bir müzik dehası / 27.01.2019
- İfade özgürlüğü üzerine / 24.11.2018
- Can sıkıcı bir yazı / 21.10.2018