Yoksulluk lüks oldu
Ülkemizde; ithalata bağımlılık, dolardaki önlenemez yükseliş, akaryakıt ve enerji faturalarındaki fahiş zamlar, yüksek faizin yol açtığı finans maliyeti ve fazla fazla alınan vergiler hem üreticimizin hem de vatandaşların belini büküyor. Vatandaş bu yılın başında belirlenen 2 bin 825 liralık asgari ücrete talim ederken, Türk-İş tarafından açıklanan yoksulluk sınırı ilk kez 10 bin lirayı aştı
27.10.2021 23:38:00





MURAT ÇABAS / ANALİZ HABER
Ülkemizde vatandaşların gelirleriyle, harcamaları arasındaki makas her geçen gün açılıyor. Milyonlarca ailenin geliri durumunda olan asgari ücret Ocak 2021'den bugüne yerinde sayarken, vatandaşların gıda, barınma gibi temel harcamaları maliyetlerdeki artışlara paralel olarak adeta uçuşa geçti. Asgari ücret açlık sınırının altında konumlanırken, vatandaşlar için "yoksul olmak" dahi adeta hayal oldu.
'Yoksulluk' ilk kez 10 bin lirayı aştı
Türk-İş'in, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay yaptığı "Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması"nın Ekim 2021 sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden "açlık sınırı" 3 bin 93 lira 20 kuruş oldu. Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen "yoksulluk sınırı" ise 10 bin 75 lira 58 kuruş olarak belirlendi. Bekar bir çalışanın "yaşama maliyeti" de aylık 3 bin 772 lira olarak hesaplandı. Net asgari ücretin 2 bin 825,9 lira olduğu hesaba katıldığında, asgari ücret ile bir işçinin yaşam maliyeti arasındaki fark 946 liraya çıkmış bulunuyor. Türk-İş'e göre, Ankara'da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 1.45 arttı. Yılın 10 ayında fiyatlardaki artış yüzde 19.43'ü buldu. Gıda enflasyonunda son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 24.61 oldu. Türk-İş hesaplamasına göre 4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması geçen aya göre 44 TL, geçen yıla göre 611 TL artış gösterdi.
Gıda fiyatları artmaya devam edecek
Türkiye'de her sektörde başta tarım olmak üzere girdi maliyetlerinin yüksekliği sebebiyle fahiş fiyat artışları yaşanıyor. Siyasilerimiz, bu artışları engellemek için yerli kaynakları kullanarak milli politikalar uygulamak yerine ithalatın önünü açarak, dolara bağımlı politikalara devam ederek yangına körükle gidiyor. Uzmanların yaptığı değerlendirmeler başta gıda sektörü olmak üzere her sahada fiyat artışlarının daha da artacağı noktasında. Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, Eylül'de yüzde 19.58 olarak açıklanan yıllık tüketici fiyatları endeksiyle en yüksek enflasyon sırlamasında dünyada 12'nci sıraya yerleştiğimizi belirterek şunları söyledi: "Hayat pahalılığını körükleyen zam yağmuru devam ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre bile sadece son bir yılda yumurta ve domates yüzde 70, tavuk eti yüzde 69, patates yüzde 58, ayçiçeği yağı yüzde 52, mercimek ve margarin yüzde 50, nohut yüzde 42, süt, peynir, yoğurt yüzde 35, ekmek yüzde 28, dana eti yüzde 25 zamlandı." Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nden (TMMOB) yapılan açıklamada, fahiş enerji zamlarının temel girdilerde yüzde 70 oranlarında dışarıya bağımlı tarım sektörünü ve gıda sektörünü de olumsuz etkileyeceğine vurgu yapıldı; tarımda girdilerin pahalılaşması sonucu çiftçinin üretemez duruma geleceğinin ve ürünlerin halka zamlı fiyatlarla yansıyacağının altı çizildi. Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, buğday ve arpada ekim sezonu gelmesine rağmen üreticilerin yüksek maliyetten dolayı kararsız kaldığını belirtti ve "Geçen yıl gübrenin buğday maliyetindeki payı yüzde 29.6 iken, şu an yüzde 43'ü geçiyor. Çiftçimiz bir kilo buğdayı 4.25 TL'ye mal edecek. Bir kuruş bile kar etmeden maliyet bu. Bu maliyet ile çiftçimiz buğdayın kilosunu ne kadara satacak" dedi.
Tarım üretiminde ciddi kayıp var
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021 yılı Bitkisel Üretim İkinci Tahmini'ni açıklamıştı. Buna göre, bir önceki yıla göre buğday üretiminin yüzde 13,9 oranında azalarak yaklaşık 17,7 milyon ton, arpa üretiminin yüzde 30,7 oranında azalarak yaklaşık 5,8 milyon ton, çavdar üretiminin yüzde 32,4 oranında azalarak 200 bin ton, yulaf üretiminin yüzde 9,1 oranında azalarak 286 bin ton; baklagillerin önemli ürünlerinden nohudun yüzde 24,6 oranında azalarak 475 bin ton, kırmızı mercimeğin yüzde 30 oranında azalarak 230 bin ton, yumru bitkilerden patatesin ise yüzde 1,9 oranında azalarak 5,1 milyon ton olacağı öngörüldü. Tarımdan kopuş ve kuraklık nedeniyle yaşanan bu ciddi rekolte kayıpları gıda fiyatlarının daha da yükseleceğini gösteriyor. Tarımda yaşanan bu tablo sanayide, inşaatta, nakliyede her sahada yaşanıyor.
Asgari ücret yoksulluk sınırının üstünde olmalı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, açıklanan asgari ücret rakamlarının yetersiz olduğuna dikkat çekerek iktidara geldiklerinde asgari ücreti 10 bin lira yapacaklarını ifade etti. Yıl sonu demek asgari ücret demek olduğunu vurgulayan Baş sözlerine şöyle devam etti: "Evet, yıl sonuna gelmiş bulunuyoruz. Tabii ki konumuz her yıl olduğu gibi asgari ücret. Peki, asgari ücret neden bu kadar çok konuşuluyor. İki sebep sayılabilir: Birincisi ülkemizde 30 milyon insan asgari ücretle geçinmek zorunda; ikincisi asgari ücret yetersiz. Peki, ifade ettiğimiz gibi asgari ücret yoksulluk yaşamadan hayatı devam ettirmeye yetecek bir ücret olacaksa, bu ücret Türkiye'de ne kadar olmalı? En azından belirlenen yoksulluk sınırının üzerinde olması gerekir, değil mi? Bu ücret esasında insani ücrettir. Vatandaşın bu ücreti nereden elde ettiği vatandaşın sorunu değildir. Ben öyle bir hayale sahibim ki, benim ülkemde yoksul olmasın. Sosyal bir devletsen ve dünya seni kıskanıyorsa, bir zahmet vatandaşa bunu vermelisin. Milli Ekonomi Modeli'ni uygulama imkânı bulursak bu ücreti devlet olarak biz karşılayacağız. Bu devletin sorumluluğudur."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.