Konumuz Aile Hekimliği ve bu hekimlerin yaşadığı büyük sorunlar.
Sağlık Bakanlığı'nın birçok uygulaması ve genel politikasına benim de katıldığımı söyleyebilirim ancak, o kadar katılmadığım uygulamaları var ki, bunların en başında ise Aile Hekimliği politikası geliyor.
Türkiye'de Aile Hekimleri an itibariyle çok ciddi yükümlülük ve sorumluluk altında ezilmektedir.
Nedir bu işin aslı astarı derseniz, kısa bir özet yapmaya çalışalım.
Aile Hekimleri kamu görevlisi olarak, kamudan ya da özel kişilerden kiraladıkları yerlerde kira karşılığı hizmet vermektedir.
Aile Hekimlerinin 5258 Sayılı Kanun gereği Aile Sağlığı Merkezi (ASM) kurma ve işletme görevleri vardır.
Tüm ASM giderlerini (kira, elektrik, su, doğalgaz, internet, telefon, kırtasiye vb.) kendileri karşılamaktadır.
Bu şirketler ile yapılan sözleşmelerde ticarethane tarifeleri uygulanmaktadır.
ASM açarken gerekli eşya, oturma ve büro malzemelerini, tıbbi cihazları, aşı dolaplarını kendi birikimleri ile almakta, devlet tarafından maddi bir destek yapılmamaktadır!
Ayrılırken de kendi paylarına düşen malzemeleri almakta veya ücreti karşılığı yerine gelen hekime bırakmaktadır.
Aile hekimleri kurumda çalıştırdıkları hizmetli, tıbbı sekreter, ek hemşire, sağlık memuru gibi diğer ASM çalışanlarının işvereni konumundadır.
Aylık SGK primleri, vergileri ve kıdem tazminatlarını karşılamakla sorumludur. Vergi dairelerinde kayıtları vardır.
Çalışanlar, hekimlerin yer değişikliği ile sık sık işverenleri de değiştiği için kıdem tazminatı gibi haklarını almakta zorlanmaktadır.
Aile Hekimleri aile sağlığı merkezinin boya, tamirat, bakım ve yenileme işlerini yapmakla yükümlüdür.
Kendi adlarına kira sözleşmeleri yapmakta, kirayı, tıbbi atık ücretini, tabela ve çevre temizlik vergisini ödemektedir.
İş güvenliği tedbirlerine ve engelli yönetmeliğine uymakla da mükelleftir.
Bunlara karşılık Sağlık Bakanlığı bu merkezlerin aylık giderleri için sabit bir cari gider ödemesi yaparak, her türlü sorumluluktan kurtulmakta ve aile hekimlerini kaderleri ile baş başa bırakmaktadır.
Cari ödemelerinin merkezin giderlerine yetip yetmediği, aile hekimlerinin sorunu olarak kabul edilmektedir.
Aile Hekimleri ve hemşireleri iki ayrı statüde çalışmakta, memuriyetten geçenler 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabii olarak, açıktan girenler ise SGK'lı olarak çalışmaktadır.
Eşit iş yapıldığı halde ele geçen ücretler farklı olmaktadır. Açıktan geçenlerin kıdem tazminatı hakları da olmadığı gibi, sözleşmeleri fesih edildiği zaman işsiz kalmaktadır.
Memuriyetten geçenler ise kadrolarına dönüş yapabilmektedir. Emekli hekimler çalışmaya devam ettikleri takdirde emekli aylıkları kesilmektedir.
Aile Hekimleri böylesine en üst düzeyde ve kutsal bir mesleği icra ederken, kafasında bunca lüzumsuz ve gereksiz kırtasiye işlerinin dolaşması sizce akıllıca bir iş midir?
Peki, olması gereken ve doğru olduğuna inandığımız şey ne midir?
ASM'lerin kesinlikle Sağlık Bakanlığı'nca tahsis edilmesi ve günümüzün en teknolojik cihazlarıyla donatılarak, hekimlerimizin modern koşullarda hizmet vermelerine olanak sağlanmasıdır.
Aksi takdirde, 2 yılda hastaneleri terk eden 16 bin doktor sayısının daha da artması kaçınılmaz hale gelir ki, bundan dolayı en büyük zararı yine vatandaşımız görmüş olacaktır.
Bu arada Sn. Hakan Fidan'ın 3. Dünya Savaşı'ndan bahsetmesi ve Milli Savunma Bakanımızın da, "Sağlık ordumuz hazır" şeklinde açıklamalarda bulunması, bana oldukça dikkat çekici ve bir o kadarda tuhaf gelmiştir.
Bugün en acil bir hastaya bile bir aydan önce randevu almak olanaksız hale gelmiştir.
Sağlık Bakanlığı'na bütçeden ayrılan pay, en az 3-4 katına çıkarılmalıdır.
Nükleer silahların kullanıldığı bir dünyada ve Allah korusun Türkiye'de ihtiyaç duyulacak olan en önemli şey, Türk hekimleri olacaktır. Dahası, kaybetmeden var olanların kıymetini bilin.
Son söz:
Hekimin maaşından vergi almak, vatana ihanetle eş değerdedir.
İster pratisyen ister uzman olsun. Bir hekimin maaşının 100 bin TL'den az olması, utanç verici bir durumdur.
Eğer bu hekimleri Türkiye'de tutmayı beceremezsek, çok büyük bir kaosa davetiye çıkartmış olursunuz.
Ulu Önderimiz Atatürk ne demişti, "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz."
Tüm hekimlere selam olsun.
- Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açık çağrı / 20.04.2025
- “Kürt sorunu vardır” diyen ajandır! / 17.04.2025
- Türkiye devleti değil, TÜRK devleti! / 16.04.2025
- İslam düşmanı Muaviye, ABD’ye ilham oldu! / 15.04.2025
- Haydar Baş’ı anmak ve anlamak / 14.04.2025
- Kıbrıs Türk’ün tapulu malıdır / 13.04.2025
- Para yok ki ‘BOYKOT’ olsun! / 10.04.2025
- Boykotu bırak satılanlara bak! / 08.04.2025
- ‘Selçuklu ve Osmanlı’yı tarikatlar batırdı’ / 07.04.2025