Dün mevcut Akçaabat Belediyesinin Prof. Dr. Haydar Baş'a, Akçaabat'a yaptığı yatırımın Akçaabat'lıya verdiği hizmetin karşısında, lâyık gördüğü eziyetleri anlatmıştım.
Bugün ise, dünkü yazımın sonunda bahsettiğim gibi, Akçaabat halkının, Prof. Dr. Haydar Baş'ın kendilerine yaptığı hizmetin karşılığında O'na lâyık gördüğü muameleleri anlatacağım.
Fabrikanın kuruluşunda, şirketin %65'i Haydar Baş Bey'in, kalanı ise arkadaşlarının adınadır. Ancak diğer ortaklar, sermayeye hiçbir katkıda bulunmadan ortak oldukları halde, hisselerinin bir kısmını Akçaabatlılara satarlar.
İşin en enteresan tarafı, sermayesi 250.000 Lira olan şirkete Haydar Baş Bey'in 1.000.000 Liranın çok üzerinde borç vererek fabrikayı hayata geçirmesi olmuştur. Yapılan fabrika binaları, alınan iş makineleri ve hammaddelerin tamamı Haydar Baş Bey'in şirkete verdiği borçlarla temin edilmiş ve fabrika hayatiyet kazanmıştır. Haydar Baş Bey'in şirkete yaptığı ödemeler, verdiği borçlar ve katkılar ile alacaklarına ilişkin tüm senet ve belgeleri inceledikten sonra bu yazıyı kaleme aldım.
Şirketin çok az bir kısmına ortak olan Akçaabatlılar ise taahhüt ettikleri sermayenin yarısını bile ödemedikleri halde tamamını ödeyip ortak olmuş gibi hisselerini kat be kat fazlasıyla Haydar Baş Bey'e tekrar satarak âdeta oturdukları yerden ciddi kârlar elde etmişlerdir.
Düşünebiliyor musunuz? Bir insan ortak olduğu şirkete taahhüt ettiği sermayenin en az 10 katı ödemede bulunduğu halde diğer ortaklar taahhütlerinin yarısını dahi yerine getirmiyorlar ama yine de para kazanıyorlar!
Buna rağmen o zamandan başlayan dedikodu ve fitne yakın zamana kadar devam etmiştir.
Kaç kez ben de birçok arkadaşım da ilçede gezerken, alışveriş yaparken ve oturup çay içerken bu tür fitneleri çıkaranlara rastladık. İlk sorduğumuz soru ve tepkimiz "Kardeşim Haydar Baş Bey kimsenin bir kuruş hakkını yemez tam tersi onun hakkını yiyen insanlar çoktur. Eğer alacağın varsa getir alacaklı olduğuna dair belgeni bizzat alacağını ben ödeyeceğim!" olmuştur.
Bu sözü duyar duymaz verilen cevaplar ise;
- Yaa ben hakkımı fazlasıyla aldım ama filanca kişi bana böyle söyledi! (Ara o filanca kişiyi sor bakalım dediğimde ise bir bahaneyle kaçıp uzaklaşıyor)
- Ben ortak değildim ki zaten fabrikaya!
- Senetlerimi kaybettim!
- Böyle söyleyenler var işte! (Kim? Cevap yok!)
Vallahi de Billahi de bir kişi dahi çıkarıp alacaklı olduğunu gösteren bir belge gösteremedi!
Be kardeşim bu kadar büyük bir iftira bu kadar büyük bir fitne ve şerefsizlik olur mu?!
Haydar Baş Bey sizden yüzlerce insanı fabrikada çalıştırıp iş ve aş sahibi yapmadı mı?
Haydar Baş Bey yüzlerce hemşehrisine, şucu bucu demeden madden ve manen yardımcı olmadı mı, elinden tutmadı mı?
Fabrikaya ortak olmuş gibi yapıp para ödemedikleri halde para vermiş gibi haklarını katbekat fazlasıyla ödemedi mi?
Haydar Baş Bey dünyanın elini öptüğü, peşinden koştuğu, Milli Ekonomi Modeli (MEM) ile dünyanın en büyük problemi olan iktisadı gerçek temellerine oturtup sömürü düzeni olan Kapitalizmi tarihe gömen kişi değil mi?
Ekonomisi ile birlikte her şeyi çökmüş Rusya'yı MEM ile ayağa kaldırıp dünyanın bir numaralı süper gücü yapmadı mı?
Milli Paralarla Ticaret Sistemini başta Rusya tüm BRICS ülkelerine uygulatıp ABD'nin Dolarla kurduğu küresel sömürü düzenini tarihe gömmedi mi?
Memleketinizden böyle bir hazine çıkmış, sizin yapmanız gereken bu hazineye sahip çıkmak O'nu el üstünde tutmak değil midir?
(Devam edecek)?
Bugün ise, dünkü yazımın sonunda bahsettiğim gibi, Akçaabat halkının, Prof. Dr. Haydar Baş'ın kendilerine yaptığı hizmetin karşılığında O'na lâyık gördüğü muameleleri anlatacağım.
Fabrikanın kuruluşunda, şirketin %65'i Haydar Baş Bey'in, kalanı ise arkadaşlarının adınadır. Ancak diğer ortaklar, sermayeye hiçbir katkıda bulunmadan ortak oldukları halde, hisselerinin bir kısmını Akçaabatlılara satarlar.
İşin en enteresan tarafı, sermayesi 250.000 Lira olan şirkete Haydar Baş Bey'in 1.000.000 Liranın çok üzerinde borç vererek fabrikayı hayata geçirmesi olmuştur. Yapılan fabrika binaları, alınan iş makineleri ve hammaddelerin tamamı Haydar Baş Bey'in şirkete verdiği borçlarla temin edilmiş ve fabrika hayatiyet kazanmıştır. Haydar Baş Bey'in şirkete yaptığı ödemeler, verdiği borçlar ve katkılar ile alacaklarına ilişkin tüm senet ve belgeleri inceledikten sonra bu yazıyı kaleme aldım.
Şirketin çok az bir kısmına ortak olan Akçaabatlılar ise taahhüt ettikleri sermayenin yarısını bile ödemedikleri halde tamamını ödeyip ortak olmuş gibi hisselerini kat be kat fazlasıyla Haydar Baş Bey'e tekrar satarak âdeta oturdukları yerden ciddi kârlar elde etmişlerdir.
Düşünebiliyor musunuz? Bir insan ortak olduğu şirkete taahhüt ettiği sermayenin en az 10 katı ödemede bulunduğu halde diğer ortaklar taahhütlerinin yarısını dahi yerine getirmiyorlar ama yine de para kazanıyorlar!
Buna rağmen o zamandan başlayan dedikodu ve fitne yakın zamana kadar devam etmiştir.
Kaç kez ben de birçok arkadaşım da ilçede gezerken, alışveriş yaparken ve oturup çay içerken bu tür fitneleri çıkaranlara rastladık. İlk sorduğumuz soru ve tepkimiz "Kardeşim Haydar Baş Bey kimsenin bir kuruş hakkını yemez tam tersi onun hakkını yiyen insanlar çoktur. Eğer alacağın varsa getir alacaklı olduğuna dair belgeni bizzat alacağını ben ödeyeceğim!" olmuştur.
Bu sözü duyar duymaz verilen cevaplar ise;
- Yaa ben hakkımı fazlasıyla aldım ama filanca kişi bana böyle söyledi! (Ara o filanca kişiyi sor bakalım dediğimde ise bir bahaneyle kaçıp uzaklaşıyor)
- Ben ortak değildim ki zaten fabrikaya!
- Senetlerimi kaybettim!
- Böyle söyleyenler var işte! (Kim? Cevap yok!)
Vallahi de Billahi de bir kişi dahi çıkarıp alacaklı olduğunu gösteren bir belge gösteremedi!
Be kardeşim bu kadar büyük bir iftira bu kadar büyük bir fitne ve şerefsizlik olur mu?!
Haydar Baş Bey sizden yüzlerce insanı fabrikada çalıştırıp iş ve aş sahibi yapmadı mı?
Haydar Baş Bey yüzlerce hemşehrisine, şucu bucu demeden madden ve manen yardımcı olmadı mı, elinden tutmadı mı?
Fabrikaya ortak olmuş gibi yapıp para ödemedikleri halde para vermiş gibi haklarını katbekat fazlasıyla ödemedi mi?
Haydar Baş Bey dünyanın elini öptüğü, peşinden koştuğu, Milli Ekonomi Modeli (MEM) ile dünyanın en büyük problemi olan iktisadı gerçek temellerine oturtup sömürü düzeni olan Kapitalizmi tarihe gömen kişi değil mi?
Ekonomisi ile birlikte her şeyi çökmüş Rusya'yı MEM ile ayağa kaldırıp dünyanın bir numaralı süper gücü yapmadı mı?
Milli Paralarla Ticaret Sistemini başta Rusya tüm BRICS ülkelerine uygulatıp ABD'nin Dolarla kurduğu küresel sömürü düzenini tarihe gömmedi mi?
Memleketinizden böyle bir hazine çıkmış, sizin yapmanız gereken bu hazineye sahip çıkmak O'nu el üstünde tutmak değil midir?
(Devam edecek)?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Zühtü Kazancı / diğer yazıları
- Ateist devlet olmayacağız / 08.09.2022
- Cem Yılmaz ve Cilalı Güldürü Devri / 29.08.2022
- Bırakın beni milleti uyandırın / 24.08.2022
- Aramıza katılmanızı bekliyoruz / 16.08.2022
- Suriye’nin kuzeyi mi, Büyük İsrail’in kilidi mi? / 01.08.2022
- 15 Temmuz ve alınmayan dersler / 19.07.2022
- Adalet yoksa zulüm vardır / 21.06.2022
- Polemikten beslenen siyaset / 09.05.2022
- Haydar Baş ve Aşk / 14.04.2022
- AK-YÜZBİM / 12.04.2022
- Cem Yılmaz ve Cilalı Güldürü Devri / 29.08.2022
- Bırakın beni milleti uyandırın / 24.08.2022
- Aramıza katılmanızı bekliyoruz / 16.08.2022
- Suriye’nin kuzeyi mi, Büyük İsrail’in kilidi mi? / 01.08.2022
- 15 Temmuz ve alınmayan dersler / 19.07.2022
- Adalet yoksa zulüm vardır / 21.06.2022
- Polemikten beslenen siyaset / 09.05.2022
- Haydar Baş ve Aşk / 14.04.2022
- AK-YÜZBİM / 12.04.2022

























































































