Hocalı Soykırımının üzerinden tamı tamına 20 yıl geçmiş, bilmem anımsayabildiniz mi? sevgili okurlar. Hatırlayınız, bundan tam 20 yıl önce 26 Şubat 1992 tarihinde Ermenistan silahlı kuvvetleri birlikleri Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde Hocalı’da sivil halka karşı saldırıya geçmiş ve 613 Azerbaycan Türk’ü soydaşımızı hunhar bir şekilde katletmişlerdi. Peki, 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan. Onun emriyle güçlü silahlarla donatılmış Hankendi’nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki Ermenilerden oluşan 366’ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı’ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar. Hemen her zaman yaptıkları gibi, 26 Şubat gecesi tanklardan açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi tamamen kesildi. Unutmayalım, 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir işgal edilirken de Yunanlılar İzmir’in dışarıyla bağlantısını kesmişlerdi. İzmir Türk halkına cehennemi yaşatmışlardı. Batı Anadolu’dan çekilip giderlerken, her bırakıp gittikleri yeri de yakıp, yıkmışlardı. Camilere doldurdukları Müslüman Türk halkını, kedileri, köpekleri, sığırları ve küçükbaş hayvanlarıyla birlikte yakmışlardı.
Savunmasız kalan Hocalı’ya giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. Ermenilerin işgal ettikleri Hocalı’da dehşet verici olaylar yaşandı. Düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk’ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir. Unutulmayacak bir şekilde 56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur. Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış, ancak bu olayın tahribatından, mağduriyet travmasından ne ruhları ne de hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.
Üç yıl sonra da Serebrenitza’da bu sefer Sırplar 7800 soydaşımızı aynı şekilde soykırıma uğratmışlardır. Birbirine yakın zamanda biri doğuda, diğeri Avrupa’nın orta yerinde sadece ve sadece Türk oldukları için soydaşlarımız vahşi bir şekilde öldürülmüşlerdir. Yine unutmayalım, üçüncü milenyuma beş kala Bosna–Hersek’te 50 bin kadının yine sadece Türk oldukları için ırzına geçilmiştir. Bu olaydan sonra yapılanlara dayanamayan yaklaşık 800’e yakın genç kız ve kadınımız intihar etmişlerdir. Uluslararası Adalet Divanı Serebreniztza’yı hiç duraksamadan soykırım olarak tanımladı. Dünyaca sayılı insan hakları kuruluşları da Hocalı’yı etnik kimliğine göre yüzlerce insanın ölümüne neden oldukları için tereddüt etmeden Katliam olarak adlandırdılar. En son olarak da 15 Aralık 2011 tarihinde Meksika Temsilciler Meclisi ve Senatosu “Hocalı Katliamı”nı adaletin sağlanamamasından yola çıkarak “soykırım” olarak tanımlamıştır.
Gazeteci “Hrant Dink” menfur bir şekilde öldürüldüğünde “Hepimiz Ermeni’yiz, Hepimiz Hrant Dink’iz” diyenler, hiç olmazsa 26 Şubat günü “Hepimiz Türk’üz, hepimiz Hocalı’lıyız” diyebilmelidir. Eğer böyle söyleyemezseniz, Ermenistan’daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye’nin 12 ilinin yer almasını, Ermenistan’ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı’nın resmini, Ermenistan Millî Marşı’ndaki “Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün, öldürün” denilmesini onaylıyorsunuz demektir. Hocalı’da katledilen 613 Azerbaycan Türk’ünün ruhları şad olsun…
Savunmasız kalan Hocalı’ya giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. Ermenilerin işgal ettikleri Hocalı’da dehşet verici olaylar yaşandı. Düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk’ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir. Unutulmayacak bir şekilde 56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur. Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış, ancak bu olayın tahribatından, mağduriyet travmasından ne ruhları ne de hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.
Üç yıl sonra da Serebrenitza’da bu sefer Sırplar 7800 soydaşımızı aynı şekilde soykırıma uğratmışlardır. Birbirine yakın zamanda biri doğuda, diğeri Avrupa’nın orta yerinde sadece ve sadece Türk oldukları için soydaşlarımız vahşi bir şekilde öldürülmüşlerdir. Yine unutmayalım, üçüncü milenyuma beş kala Bosna–Hersek’te 50 bin kadının yine sadece Türk oldukları için ırzına geçilmiştir. Bu olaydan sonra yapılanlara dayanamayan yaklaşık 800’e yakın genç kız ve kadınımız intihar etmişlerdir. Uluslararası Adalet Divanı Serebreniztza’yı hiç duraksamadan soykırım olarak tanımladı. Dünyaca sayılı insan hakları kuruluşları da Hocalı’yı etnik kimliğine göre yüzlerce insanın ölümüne neden oldukları için tereddüt etmeden Katliam olarak adlandırdılar. En son olarak da 15 Aralık 2011 tarihinde Meksika Temsilciler Meclisi ve Senatosu “Hocalı Katliamı”nı adaletin sağlanamamasından yola çıkarak “soykırım” olarak tanımlamıştır.
Gazeteci “Hrant Dink” menfur bir şekilde öldürüldüğünde “Hepimiz Ermeni’yiz, Hepimiz Hrant Dink’iz” diyenler, hiç olmazsa 26 Şubat günü “Hepimiz Türk’üz, hepimiz Hocalı’lıyız” diyebilmelidir. Eğer böyle söyleyemezseniz, Ermenistan’daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye’nin 12 ilinin yer almasını, Ermenistan’ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı’nın resmini, Ermenistan Millî Marşı’ndaki “Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün, öldürün” denilmesini onaylıyorsunuz demektir. Hocalı’da katledilen 613 Azerbaycan Türk’ünün ruhları şad olsun…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
YeniMesaj / diğer yazıları
- Gaflette ısrar / 24.01.2015
- 'Namaz kılan kimse felaha ermiştir' / 10.11.2014
- Saftan Başbakan olur mu? / 06.03.2014
- Ulusal devlet üzerine / 03.03.2014
- Anne sütü / 08.02.2014
- Minik cerrahlar / 20.01.2014
- Doğal yaşam / 13.01.2014
- Basit ve sade / 12.05.2013
- Faiz sarmalı / 24.03.2013
- Topraklarımız elimizden alınıyor / 20.03.2013
- 'Namaz kılan kimse felaha ermiştir' / 10.11.2014
- Saftan Başbakan olur mu? / 06.03.2014
- Ulusal devlet üzerine / 03.03.2014
- Anne sütü / 08.02.2014
- Minik cerrahlar / 20.01.2014
- Doğal yaşam / 13.01.2014
- Basit ve sade / 12.05.2013
- Faiz sarmalı / 24.03.2013
- Topraklarımız elimizden alınıyor / 20.03.2013



























































































