Elbette bu sorunun cevabını biz veremeyiz.
Geçtiğimiz günlerde Hüseyin Baş, yaptığı açıklamalar ile Yunanistan'a açıkça silah yardımı yapan, Dedeağaç'tan başlayarak bütün Türk sınırını boydan boya, Ege Adalarını da birer birer silahlandıran Yunanistan'a ve onun yandaşı Amerika'nın tutumuna dikkat çekti.
Doğrusu böyle bir açıklamadan sonra yer yerinden oynamalı, ilk kez bir siyasi parti lideri tarafından dillendirilen bu tehlikeye tüm muhalefetin destek vermesi beklenirdi.
Ancak muhalefet partisi durumundaki AKP yan kuruluşları bu açıklamayı görmezden gelmekle kalmadı, düne kadar bizi çeşitli vesileler ile arkadan vuran Amerika hakkında bir tek söz etmekten bile kaçındılar.
Ancak çıplak gözle bile görünen bir gerçek var.
İranlıların dediği gibi Amerika kendi kıtasından binlerce kilometre ötedeki diğer dünya ülkelerini sömürmek, kendi halkının refahı ve zengin Amerika, dünya hakimi Amerika, dünya Jandarması Amerika gibi imajları geçerli kılmak için hem reklamlara, hem de tehditlere devam ediyor.
Amerika bugüne kadar her yerde maşa kullandı. Asla direkt olarak (Rambo filimleri hariç) bir savaş veya istila planlamadı. Demokrasi havarisi olarak ortaya çıktı. Rahmetli Ecevit'i taklit ederek "Biz barışı sağlamak, halkı özgürlüğüne kavuşturmak için buradayız" masalını okudu.
Allah'tan Türkiye'de aptal olmayan, bu oyunu fark eden Hüseyin Baş gibi insanlar da var. Bu konuda duyarlı bir ana muhalefet partilerimiz olmasa da… Çiçeği burnunda bir genel başkan olan Baş, babasının çizgisinden ödün vermeden ve lafını esirgemeden düşüncelerini açıklayabiliyor.
Gelelim Atatürk ve Amerika ilişkisine…
Bizim rehberimiz Atatürk olduğuna göre onun her dönem çok büyük bir dikkatle yürüttüğü dış politikayı iyi incelemek ve sonuçlarını sürdürmek zorundayız.
Gel gelelim, Atatürk'ün vefatından sonra hiçte onun dış politika çizgisi takip edilmedi.
Türk insanını Marshall yardımları ile kendine hayran bırakmaya çalışan Türk insanının örf ve ananelerini alenen bozmayı hedeflemiş bu uzak ülke, sonraki iktidarlar döneminde devamlı ödün verilen bir kadri kıymete bindi.
Bugün bir türlü silkelenip kendine gelemeyen Türk insanı ne yazık ki Amerikan sömürüsüne hizmet etmeye, çocuklarını Amerikan hayranı olarak yetiştirmeye, Amerikan filmleri ile büyütmeye devam ediyor.
Çocukların Amerika'da okumasını, Amerikan arabası kullanmasını, Amerikan sigarası içmesini bir ayrıcalık olarak görenler gerçek kölelik yolunda atılan adımlara teker teker hizmet ettiklerinin farkında bile değiller.
Türkiye'yi fakirleştiren Amerika olmuştur.
En basitini hatırlayalım.
Türk sigaralarının yerini hangi ülkenin sigaraları almıştır?
Türk rakısının yerini almak için hangi ülkenin içkileri var olma mücadelesi vermiştir?
Basit bir mısır şekeri fabrikası için hangi ülke İznik gölünün sularını kirletmiş, çiftçinin taban suyunu yok etmiştir?
Bursa Ovası'nın en önemli ürünü olan ve kendi tütününe rakip olacak kalitede bir tütün üretildiğini öğrenen hangi ülke ülkemizde tütün ekimini yasaklamıştır?
Kendi otomobilimizi yaparken "Ne uğraşıyorsunuz? Ben size neredeyse bedava fiyata araba veririm" diyen ülke hangisidir?
Kendi uçaklarımızı yaparken fabrikaların kapanmasına neden olan hangi anlaşmadır?
Kendi petrolümüzü çıkartmaya, bor madenini işlememize, Volfram madeninin kapanmasına neden olan kimlerdir?
Neden Türk menşeili Kırıkkale silahlarını kullanmak yerine daha ucuz diye milyonlarca Amerikan piyade tüfeği alınmıştır?
Bakın bu liste daha da uzayıp gider.
Ancak daha tehlikelisini yazacağım. Beyin göçümüzün yüzde sekseni Amerika'ya gitmektedir.
Türkiye'nin Suriyeliler ve Afganlarca gizli işgal planının arkasında Amerika, bu planı yönlendiren İsrail ve maalesef komşumuz Yunanistan vardır.
"Su uyur, düşman uyumaz" misali, ülkemizi yok etmek için tüm şer güçlerle işbirliği halindedir.
Gelin bu aymazlıktan kurtulun. Türkün Türk'ten başka dostu olmadığını, Atatürk'ün işaret ettiği yurt dışı politikalarındaki kuralları uygulayın.
Yoksa üç beş sene sonra Türkiye diye bir ülkeden bahsedemeyiz.
- Sessizlik… / 01.04.2025
- Bayramlık… / 28.03.2025
- Gelecek kaygısı… / 21.03.2025
- VEFA… / 19.03.2025
- Doğruları söylemek… / 14.10.2024
- Haydar Hoca'yı hatırlarken… / 06.08.2024
- Kıyılarda sorun büyük… / 05.08.2024
- Bir kral, bir prenses ve bir Demir Leydi / 28.07.2024
- Koca Nazım… / 04.06.2024