12 Şubat Pazar günü Ankara’da düzenlenen BTP 4. Olağan Kongresinde Prof. Dr. Haydar Baş yeniden Bağımsız Türkiye Partisi’ne Genel Başkan oldu. Bunu Türk Milleti için bir tarihi fırsat olarak gördüğümüzü önceki yazımızda belirtmiştik.
Ankara’daki kongreye gerek katılım, gerek yapılan konuşmaların yanı sıra, Sayın Baş’ın yaptığı konuşma kongreye gerçekten büyük bir renk ve lezzet kattı.
Şunu açıkça beyan edelim ki Sayın Baş’ın yıllardır yaptığı ister salon konuşmaları, ister miting konuşmaları, ister TV sohbetleri, isterse de özel mekânlarda yaptığı konuşmalar; insana bilginin yanında özel bir keyif vermektedir. Onun yaptığı konuşmada kendine münhasır tespitlerin yanında, samimiyetin ve gönül adamlığının farkını hemen fark ediyorsunuz. Onu dinlerken farklı ufuklara taşınıyor, farklı bir mana iklimini fark ediyorsunuz. Onun sözlerini sadece duyu organınız olan kulağınızla değil, can kulağıyla, gönül kulağıyla duyuyor, anlıyorsunuz…
Kongrede yapılan konuşmalardan sonra O konuşmaya başlayınca, kongre ortamından farklı bir ortama taşındık adeta…
Onu her sözünün mutlaka altı çizilmeli, yaptığı tespitleri mutlaka en ince ayrıntısına varıncaya kadar anlaşılmaya çalışılmadır…
Kongrede yaptığı konuşmada her sözünün mutlaka çok önemli olduğuna inanıyorum ama beni en çok “bu toplumun Lokman Hekimi olacağız” sözü etkiledi.
Lokman Hekim bu milletin kültüründe her derde deva üreten, toplumu ayakta tutan en önemli görevi icra eder. Yani hastalıkları tedavi eder. Sayın Baş’ın kendini ve kadrosunu bu görevi icra edecek nitelikte görmesi, gerçekten milletimiz için çok önemli bir tespittir. Ve bir şanstır…
Önemine binaen yaptığı konuşmadan birkaç pasaj aktarmak istiyorum. Duymayanlar duysun, duyanlar da başkalarına duyursun maksadıyla: “Her ilim, insanın düşünce ufkundan doğar ama iktisat milletlerin damarlarından süzülerek gelir. Bunu bilirsen, o millete ait bir ekonomi vazedersin. Ekonomi bir hayat tarzıdır. Bizim ekonomi modelimizi Batıdan, Türk Cumhuriyetlerinden ve Rusya’dan gelen iktisatçılar kavradı ancak bizimkiler kavrayamadı. Türkiye meselelerini bir çırpıda halleder ancak kaybettiklerine geri dönmelidir. Neyi kaybettik? Türk ailesinde olan komşuluk münasebetleri, aile içi münasebetler var, kardeşlikler, arkadaşlıklar, dostluklar var. Bize insan haklarından bahsedip durdular. İslam dünyasında insan haklarını gündeme getirmiyorlar şeklinde bir eleştiri vardı. İşin içine girdiğimde fark ettim ki, insan hakları dedikleri şey, kul hakkı. İslam’ın özü kul hakkıyla beraber... Bu Peygamber Efendimizde vardı ve en mükemmel şekilde uygulandı. Dönmemiz gereken kaybettiklerimizdir yani Müslüman Türk milletinin töresidir. Buna döndüğümüzde, bir partinin içindeki kavga sona erecektir. Dönmedin, bu devam edecek. Bu nasıl bir ihtiras ki, birbirini yiyorsun. Oysa o olmasa, sen orada olacak değildin. Toplumda müthiş bir kaos var. Sadece kurumlar arasında değil, kurumlar içinde de kaos var. Sızmalar vesaire böyle bir şey bizde olmadı, ben bunu yeni görüyorum. Türkiye’nin ihtiyacı bugün bu halin zail olmasıdır, milletin birlik, dirlik ve beraberlik içinde bulunmasıdır. Bütün meseleler zaman içinde halledilir ama o fitne var ya, gece karanlığı gibi milletin içine çöktüğünde hiçbir meseleyi halledemezsiniz. En güçlü olduğunuz konuda, en zayıf hale gelirsiniz, helak olur gidersiniz. Türkiye bugün bunu yaşıyor. Onun için BTP’li kardeşlerimizin bu günden sonraki görevi, bu fitneyi ortadan kaldıracak davranışlar ve tavırlar içine girmektir. Yani hizipçilik yaparak değil, bir bütünün parçası olmak suretiyle etrafı buluşturmak ve birleştirmektir. Bu şekilde bu toplumun Lokman Hekimi olacağız.” (Yeni Mesaj)
Bu toplumun, hasta olduğunu bilse de bilmese de gerçekten Prof. Dr. Haydar Baş gibi bir Lokman Hekime ihtiyacı vardır.
Ankara’daki kongreye gerek katılım, gerek yapılan konuşmaların yanı sıra, Sayın Baş’ın yaptığı konuşma kongreye gerçekten büyük bir renk ve lezzet kattı.
Şunu açıkça beyan edelim ki Sayın Baş’ın yıllardır yaptığı ister salon konuşmaları, ister miting konuşmaları, ister TV sohbetleri, isterse de özel mekânlarda yaptığı konuşmalar; insana bilginin yanında özel bir keyif vermektedir. Onun yaptığı konuşmada kendine münhasır tespitlerin yanında, samimiyetin ve gönül adamlığının farkını hemen fark ediyorsunuz. Onu dinlerken farklı ufuklara taşınıyor, farklı bir mana iklimini fark ediyorsunuz. Onun sözlerini sadece duyu organınız olan kulağınızla değil, can kulağıyla, gönül kulağıyla duyuyor, anlıyorsunuz…
Kongrede yapılan konuşmalardan sonra O konuşmaya başlayınca, kongre ortamından farklı bir ortama taşındık adeta…
Onu her sözünün mutlaka altı çizilmeli, yaptığı tespitleri mutlaka en ince ayrıntısına varıncaya kadar anlaşılmaya çalışılmadır…
Kongrede yaptığı konuşmada her sözünün mutlaka çok önemli olduğuna inanıyorum ama beni en çok “bu toplumun Lokman Hekimi olacağız” sözü etkiledi.
Lokman Hekim bu milletin kültüründe her derde deva üreten, toplumu ayakta tutan en önemli görevi icra eder. Yani hastalıkları tedavi eder. Sayın Baş’ın kendini ve kadrosunu bu görevi icra edecek nitelikte görmesi, gerçekten milletimiz için çok önemli bir tespittir. Ve bir şanstır…
Önemine binaen yaptığı konuşmadan birkaç pasaj aktarmak istiyorum. Duymayanlar duysun, duyanlar da başkalarına duyursun maksadıyla: “Her ilim, insanın düşünce ufkundan doğar ama iktisat milletlerin damarlarından süzülerek gelir. Bunu bilirsen, o millete ait bir ekonomi vazedersin. Ekonomi bir hayat tarzıdır. Bizim ekonomi modelimizi Batıdan, Türk Cumhuriyetlerinden ve Rusya’dan gelen iktisatçılar kavradı ancak bizimkiler kavrayamadı. Türkiye meselelerini bir çırpıda halleder ancak kaybettiklerine geri dönmelidir. Neyi kaybettik? Türk ailesinde olan komşuluk münasebetleri, aile içi münasebetler var, kardeşlikler, arkadaşlıklar, dostluklar var. Bize insan haklarından bahsedip durdular. İslam dünyasında insan haklarını gündeme getirmiyorlar şeklinde bir eleştiri vardı. İşin içine girdiğimde fark ettim ki, insan hakları dedikleri şey, kul hakkı. İslam’ın özü kul hakkıyla beraber... Bu Peygamber Efendimizde vardı ve en mükemmel şekilde uygulandı. Dönmemiz gereken kaybettiklerimizdir yani Müslüman Türk milletinin töresidir. Buna döndüğümüzde, bir partinin içindeki kavga sona erecektir. Dönmedin, bu devam edecek. Bu nasıl bir ihtiras ki, birbirini yiyorsun. Oysa o olmasa, sen orada olacak değildin. Toplumda müthiş bir kaos var. Sadece kurumlar arasında değil, kurumlar içinde de kaos var. Sızmalar vesaire böyle bir şey bizde olmadı, ben bunu yeni görüyorum. Türkiye’nin ihtiyacı bugün bu halin zail olmasıdır, milletin birlik, dirlik ve beraberlik içinde bulunmasıdır. Bütün meseleler zaman içinde halledilir ama o fitne var ya, gece karanlığı gibi milletin içine çöktüğünde hiçbir meseleyi halledemezsiniz. En güçlü olduğunuz konuda, en zayıf hale gelirsiniz, helak olur gidersiniz. Türkiye bugün bunu yaşıyor. Onun için BTP’li kardeşlerimizin bu günden sonraki görevi, bu fitneyi ortadan kaldıracak davranışlar ve tavırlar içine girmektir. Yani hizipçilik yaparak değil, bir bütünün parçası olmak suretiyle etrafı buluşturmak ve birleştirmektir. Bu şekilde bu toplumun Lokman Hekimi olacağız.” (Yeni Mesaj)
Bu toplumun, hasta olduğunu bilse de bilmese de gerçekten Prof. Dr. Haydar Baş gibi bir Lokman Hekime ihtiyacı vardır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025
- Tövbe edenleri Allah sever / 20.03.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025
- Tövbe edenleri Allah sever / 20.03.2025