Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye'nin yıllardır kendi parasını basamadığını hatırlatarak, "Doları alıp Hazinemize koyuyoruz, bunun mukabilinde para basıyoruz. Bu pra tercü paradır. Bu mantıkla bir milletin zenginleşmesi asla mümkün olamaz" dedi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, kapitalizmin temel ilkesi olan 'her arz kendi talebini oluşturur' prensibinin yanlış olduğunu dile getirerek, "Kapitalizm diyor ki, piyasalar kendini dengeler, devletin müdahale etmesi yanlıştır. Kapitalizmde paraya ihtiyaç duyan fertler gider tefeciden faizle para alır. Bu durumda kim zengin olur? Parayı elinde bloke eden sermaye sahipleri. Onlar zenginleşir." Güç, kapital ve para belli ellerde tekelleştiği için ihtiyaç duyulduğunda paraya ulaşmanın mümkün olmadığını ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu devletin ekonomiye müdahale etmediği kapitalist ekonominin kuralıdır. Haydar Hoca bunu temelinden yıkıp atıyor. Devlet ekonomiye müdahale edecek, gereken miktarda parayı arzedecek, piyasa sıkışmadan herkes mal alabilecek."
Gelir adaletli dağıtılacak
Piyasada herkesin alıcı olabilmesi için vatandaşın cebinde para olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Baş, şöyle konuştu: "Milli Ekonomi Modeli tezimiz o sorunu da çözüyor. Modelimiz diyor ki, paranın dağılımı adil olacak. Günde 1000 TL kazanan insan da oluyor, 200 TL kazanan da, 10 TL kazanan da... Bu dengesizliğin önüne geçecek olan da piyasaya müdahale edecek olan devlettir. Hakça paylaşım. Biz bunun kurallarını eserimizde ortaya koyarak, herkesin cebine geçinebileceği miktarda parayı koymayı taahhüt ettik. Onun için vatandaşlık maaşını getirdik. Ev hanımlarına maaş getirdik. Kısaca herkese konumuna göre bu parayı dağıttık. Bu para filancının elinde kalıp orada büyüsün, ihtiyaç duyulduğunda oraya gidilip faizle alınsın demedik. Devlet ne işe yarar? 'Devlet bu parayı adil dağıtma işine yarar' dedik ve devlete bu görevi verdik. Burada önemli bir hususun altını çizeceğim. Biz bunu konuştuğumuz zaman, bazıları çıkıp 'Haydar Hoca nereden bulacak da, vatandaşlık maaşı verecek' diyorlardı, Bunu söyleyenler şimdi çıkıp 'biz de vatandaşlık maaşı vereceğiz' diyorlar. Ben ne kadar büyük bir adamım ki, herkesi öğrettim, yetiştirdim. İşin nüktesi bu... Dün 'hayır yapılamaz, edilemez, nereden bulacak' diyen adamlar, bugün 'biz de vereceğiz diyorlar. Onlar gerçekten veremezler. Diyeceksiniz ki, 'sen veriyorsun da, onlar niye veremiyor'. Bunun izahını şöyle yapabiliriz: Geçmişte para Hazine'ye konulan altının karşılığında basılırdı. Ancak ABD bu sistemi değiştirerek, 'altın karşılığı olmadan dolar basmaya' başladı. Bütün dünya ABD'nin meydan okumasına kafa salladı. Yetmedi! Bunun ardından şunu söyledi: Bundan böyle devletlerin para basabilmesi için altını değil benim paramı kasasına koyacak ve bunun karşılığında parasını basacak. Biz o günden bu tarafa kendi milli paramızı basamıyoruz. Doları alıp Hazinemize koyuyoruz, bunun mukabilinde para basıyoruz. Bu mantıkla bir milletin zengin olabilmesi, borcundan kurtulabilmesi asla mümkün olamaz."
Bir çuval tohum 10 çuval ürün verir
"Biz ne yapacağız?" sorusunu yönelten BTP Genel Başkanı, açıklamalarına şöyle devam etti: "Devlet Gayri Safi Milli Hasıla'sı karşılığında piyasanın durumuna göre bazen yüzde 30, bazen yüzde 40, bazen yüzde 50 oranında parasını basar, piyasaya sürer. Böylece vatandaşın cebinde para olur. Devletin 1 trilyon TL'lik gelir karşılığında yüzde 30 para bastığımızı kabul edersek, 300 milyar TL para basmış olacağız. Bu bizim hakkımız. Malımızı paraya çevirdik. Şimdi açık bir misal vereceğim: Bir çuval mısırı tarlanıza attınız. Bu mısırdan mesela 10 çuval mısır çıkacaktır. Bir çuval mısır karşılığında piyasada mesela 25 TL varsa, 10 çuval karşılığında 250 TL olacaktır. Bunlar ekonomiyi bilmedikleri için bütün zararlar devletin cebinden çıkıyor.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, kapitalizmin temel ilkesi olan 'her arz kendi talebini oluşturur' prensibinin yanlış olduğunu dile getirerek, "Kapitalizm diyor ki, piyasalar kendini dengeler, devletin müdahale etmesi yanlıştır. Kapitalizmde paraya ihtiyaç duyan fertler gider tefeciden faizle para alır. Bu durumda kim zengin olur? Parayı elinde bloke eden sermaye sahipleri. Onlar zenginleşir." Güç, kapital ve para belli ellerde tekelleştiği için ihtiyaç duyulduğunda paraya ulaşmanın mümkün olmadığını ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu devletin ekonomiye müdahale etmediği kapitalist ekonominin kuralıdır. Haydar Hoca bunu temelinden yıkıp atıyor. Devlet ekonomiye müdahale edecek, gereken miktarda parayı arzedecek, piyasa sıkışmadan herkes mal alabilecek."
Gelir adaletli dağıtılacak
Piyasada herkesin alıcı olabilmesi için vatandaşın cebinde para olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Baş, şöyle konuştu: "Milli Ekonomi Modeli tezimiz o sorunu da çözüyor. Modelimiz diyor ki, paranın dağılımı adil olacak. Günde 1000 TL kazanan insan da oluyor, 200 TL kazanan da, 10 TL kazanan da... Bu dengesizliğin önüne geçecek olan da piyasaya müdahale edecek olan devlettir. Hakça paylaşım. Biz bunun kurallarını eserimizde ortaya koyarak, herkesin cebine geçinebileceği miktarda parayı koymayı taahhüt ettik. Onun için vatandaşlık maaşını getirdik. Ev hanımlarına maaş getirdik. Kısaca herkese konumuna göre bu parayı dağıttık. Bu para filancının elinde kalıp orada büyüsün, ihtiyaç duyulduğunda oraya gidilip faizle alınsın demedik. Devlet ne işe yarar? 'Devlet bu parayı adil dağıtma işine yarar' dedik ve devlete bu görevi verdik. Burada önemli bir hususun altını çizeceğim. Biz bunu konuştuğumuz zaman, bazıları çıkıp 'Haydar Hoca nereden bulacak da, vatandaşlık maaşı verecek' diyorlardı, Bunu söyleyenler şimdi çıkıp 'biz de vatandaşlık maaşı vereceğiz' diyorlar. Ben ne kadar büyük bir adamım ki, herkesi öğrettim, yetiştirdim. İşin nüktesi bu... Dün 'hayır yapılamaz, edilemez, nereden bulacak' diyen adamlar, bugün 'biz de vereceğiz diyorlar. Onlar gerçekten veremezler. Diyeceksiniz ki, 'sen veriyorsun da, onlar niye veremiyor'. Bunun izahını şöyle yapabiliriz: Geçmişte para Hazine'ye konulan altının karşılığında basılırdı. Ancak ABD bu sistemi değiştirerek, 'altın karşılığı olmadan dolar basmaya' başladı. Bütün dünya ABD'nin meydan okumasına kafa salladı. Yetmedi! Bunun ardından şunu söyledi: Bundan böyle devletlerin para basabilmesi için altını değil benim paramı kasasına koyacak ve bunun karşılığında parasını basacak. Biz o günden bu tarafa kendi milli paramızı basamıyoruz. Doları alıp Hazinemize koyuyoruz, bunun mukabilinde para basıyoruz. Bu mantıkla bir milletin zengin olabilmesi, borcundan kurtulabilmesi asla mümkün olamaz."
Bir çuval tohum 10 çuval ürün verir
"Biz ne yapacağız?" sorusunu yönelten BTP Genel Başkanı, açıklamalarına şöyle devam etti: "Devlet Gayri Safi Milli Hasıla'sı karşılığında piyasanın durumuna göre bazen yüzde 30, bazen yüzde 40, bazen yüzde 50 oranında parasını basar, piyasaya sürer. Böylece vatandaşın cebinde para olur. Devletin 1 trilyon TL'lik gelir karşılığında yüzde 30 para bastığımızı kabul edersek, 300 milyar TL para basmış olacağız. Bu bizim hakkımız. Malımızı paraya çevirdik. Şimdi açık bir misal vereceğim: Bir çuval mısırı tarlanıza attınız. Bu mısırdan mesela 10 çuval mısır çıkacaktır. Bir çuval mısır karşılığında piyasada mesela 25 TL varsa, 10 çuval karşılığında 250 TL olacaktır. Bunlar ekonomiyi bilmedikleri için bütün zararlar devletin cebinden çıkıyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.