Resulullah'ın mübarek hadislerine göre ümmetinin, en çok korktuğu ameli, riyasıdır, "Belki onlar puta tapmayacaklar, şirk koşmayacaklar ama riya yapacaklar, gösteriş yapacaklar.
Ümmetimin en fazla bu halinden korkarım" (Kütübi Sitte, Ter. ve Şerhi, Zühd, Cilt.17 s.587) buyuruyor. Benim sana, senin bana güzel görünmen o sanatkarların yaptığı rol gibi ise onun hiçbir ehemmiyeti ve kıymeti yoktur.Huylar, davranış biçimi haline, sürekli bir biçimde gelmeli ki, güzel ahlâk olsun. Hepimizde esasen güzel ve çirkin huyların numuneleri vardır. Bunlar iç tabiatımızda gizlidir. İşte bunlar davranış biçimi haline geldiği zaman o davranış biçimi ahlâk olur. Eğer iyiyse güzel ahlâk, kötü ise ahlakı zemime/kötü ahlak dediğimiz sınıfa girer. Bunun bizim özümüzde olması lazım. Hayır, gösteriş için olmaz.Bir defa yaparsın, iki defa yaparsın. Ama bu sürekli bir teamül haline gelirse, işte o güzel ahlâk olur. Veya aksi olursa kötü ahlak olur. Binaenaleyh insan, içindeki güzellikleri fiilerine yansıtarak onları sürekli yapmaya gayret ederse, kim olursa olsun mükemmel bir ahlâk sahibi olur. "Canım bende bu tohum yok" demek yanlış. Sende, bende var. Onu işlemiyoruz. Sen en mükemmel bir tohumu çorak bir araziye atıp öylece bırak, hiç sulama, o tohum orada bitmez. Biterse de su olmadığı için gelişmez. Senin içinde var bu güzel tabiat; ama sen onu sulamıyorsun, geliştirmiyorsun. Yani fiillerine dökmüyorsun, dökmeye ısrar etmiyorsun. Zaten o mantıkla insanın işe bakması, onu yorumlaması Allah (cc)'a iftiradır.Cenabı Hak bu kuluna vermiş o güzelliği, ama şu kuluna vermemiş haşa; böyle şey olur mu? Herkese vermiş. Ama herkese verdiği o güzel ahlâkı bir tanesi güzel işlemiş, geliştirmiş, mükemmel bir sanatkar gibi onu karşısına koymuş. Çok ciddi bir hale getirmiş. Biri de hiç yüzüne bakmamış. Alabildiğine toplumun vaveylasına kapılıp, o düşünceden mahrum olarak, nereden gelip gittiğini anlamayacak tarzda hayatını sürdürmeye çalışmış. İçindeki madeni geliştirmemiş. O zaman kimseye iftira edemezsin. İnsan olmak işte bu; içimizdeki güzel özü ortaya çıkarmaktır.Peygamber Efendimiz bunu yaptı. Hem nefsinde bunu yaptı, o güzellikleri ortaya koydu; hem de etrafında, etbaında bu güzellikleri ortaya çıkardı. Öyle güzel oldu etrafı ki, hangisine bakarsanız bir yıldız. O sizi hakikate ulaştırır; "Gökteki yıldızlar gibidirler benim yarenlerim, dostalarım, sahabelerim. Hangisine tabii olursanız sizi Allah (cc)'a vasıl eder" (Acluni,Keşfu'l hafâ,I,s. 132, h.no: 381)
İman ve İnsan, Prof. Dr. Haydar Baş
Ümmetimin en fazla bu halinden korkarım" (Kütübi Sitte, Ter. ve Şerhi, Zühd, Cilt.17 s.587) buyuruyor. Benim sana, senin bana güzel görünmen o sanatkarların yaptığı rol gibi ise onun hiçbir ehemmiyeti ve kıymeti yoktur.Huylar, davranış biçimi haline, sürekli bir biçimde gelmeli ki, güzel ahlâk olsun. Hepimizde esasen güzel ve çirkin huyların numuneleri vardır. Bunlar iç tabiatımızda gizlidir. İşte bunlar davranış biçimi haline geldiği zaman o davranış biçimi ahlâk olur. Eğer iyiyse güzel ahlâk, kötü ise ahlakı zemime/kötü ahlak dediğimiz sınıfa girer. Bunun bizim özümüzde olması lazım. Hayır, gösteriş için olmaz.Bir defa yaparsın, iki defa yaparsın. Ama bu sürekli bir teamül haline gelirse, işte o güzel ahlâk olur. Veya aksi olursa kötü ahlak olur. Binaenaleyh insan, içindeki güzellikleri fiilerine yansıtarak onları sürekli yapmaya gayret ederse, kim olursa olsun mükemmel bir ahlâk sahibi olur. "Canım bende bu tohum yok" demek yanlış. Sende, bende var. Onu işlemiyoruz. Sen en mükemmel bir tohumu çorak bir araziye atıp öylece bırak, hiç sulama, o tohum orada bitmez. Biterse de su olmadığı için gelişmez. Senin içinde var bu güzel tabiat; ama sen onu sulamıyorsun, geliştirmiyorsun. Yani fiillerine dökmüyorsun, dökmeye ısrar etmiyorsun. Zaten o mantıkla insanın işe bakması, onu yorumlaması Allah (cc)'a iftiradır.Cenabı Hak bu kuluna vermiş o güzelliği, ama şu kuluna vermemiş haşa; böyle şey olur mu? Herkese vermiş. Ama herkese verdiği o güzel ahlâkı bir tanesi güzel işlemiş, geliştirmiş, mükemmel bir sanatkar gibi onu karşısına koymuş. Çok ciddi bir hale getirmiş. Biri de hiç yüzüne bakmamış. Alabildiğine toplumun vaveylasına kapılıp, o düşünceden mahrum olarak, nereden gelip gittiğini anlamayacak tarzda hayatını sürdürmeye çalışmış. İçindeki madeni geliştirmemiş. O zaman kimseye iftira edemezsin. İnsan olmak işte bu; içimizdeki güzel özü ortaya çıkarmaktır.Peygamber Efendimiz bunu yaptı. Hem nefsinde bunu yaptı, o güzellikleri ortaya koydu; hem de etrafında, etbaında bu güzellikleri ortaya çıkardı. Öyle güzel oldu etrafı ki, hangisine bakarsanız bir yıldız. O sizi hakikate ulaştırır; "Gökteki yıldızlar gibidirler benim yarenlerim, dostalarım, sahabelerim. Hangisine tabii olursanız sizi Allah (cc)'a vasıl eder" (Acluni,Keşfu'l hafâ,I,s. 132, h.no: 381)
İman ve İnsan, Prof. Dr. Haydar Baş
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.