Resulüllah’ın sünnetinin yazılmasının engellenişi -1
Ömer b. Hattab’ın hilafeti döneminde, Resulüllah’ın hadisleri çoğaldı. İşte bu nedenle Ömer, herkesin Resulullah’tan yazıp yanlarında bulundurdukları hadisleri getirmelerini istedi
15.12.2022 21:03:00





Zehebi bu konuda şöyle rivayet eder: "Sizler Resulullah'tan üzerinde ihtilaf etmekte olduğunuz hadisleri rivayet ediyorsunuz.
Bu durumda sizden sonra gelecek olan insanlar onlar hakkında sizden daha çok ihtilaf edeceklerdir.
O halde hiçbir şekilde Resulullah'tan bir şey anlatmayın, kim de size soracak olursa deyin ki: Bizimle sizin aranızda Allah'ın Kitabı vardır. O Kitabın helallerini helal, haramlarını haram bilin!"
Tabakat-ı İbn-i Sa'd'da şöyle geçer:
"Ömer b. Hattab'ın hilafeti döneminde, Resulüllah'ın hadisleri çoğaldı. İşte bu nedenle Ömer, herkesin Resulullah'tan yazıp yanlarında bulundurdukları hadisleri getirmelerini istedi. Halk itaat ederek onları Ömer'in yanına götürdüklerinde tümünün yakılmasını emretti!"
Yani Hilafet Mektebi hadis yazımının yanı sıra hadis rivayetini de yasakladı.
Karaza b. Kays'tan şöyle rivayet edilmiştir:
"Ömer, bizi Irak'a gönderince şehrin dışına kadar bize eşlik etti. Sonra, 'Neden size eşlik ettiğimi biliyor musunuz?' diye sordu.
'Bizi yolcu etmek ve onurlandırmak için' dedik. Ömer, 'Bunun dışında bir sebebi daha var. Sizler öyle bir bölgenin insanlarına gidiyorsunuz ki, Kur'an okuyuşları arı kovanının vızıltısı gibidir. Sakın Resulüllah'tan hadis naklederek onları bu işlerinden alıkoymayınız. Şunu iyi bilin ki bu konuda ben, sizi sıkı bir şeklide gözetlemekteyim' dedi.
Ben bu açık emirden sonra Resulullah'tan hiçbir hadis anlatmadım!"
Bir başka rivayette şöyle geçer: "Karaza b. Ka'b ve beraberindekiler Kûfe'ye girince, 'Bize, Resulüllah'ın hadislerini anlat' dediler. Ama o, 'Ömer, bizi bundan alıkoydu' dedi."
Bu şekilde Resulüllah'ın sünnetini yaymaktan sakınan sahabeler vardı.
Ve yine sahabe arasında halifelerin sünnetine muhalefet edip Resulüllah'ın sünnetini rivayet eden ve bu yolda tehdit, eziyet ve işkence edilen kişiler de vardı. Onlardan bazıları şöyledir:
Abdurrahman b. Avf'tan şöyle rivayet edilir: "Ömer ölmeden önce Abdullah b. Huzeyfe, Ebu Derda, Ebuzer ve Ukbe b. Amir gibi Resulüllah'ın bazı ashabını dört bir yandan çağırarak onlara, 'Resulullah'tan her tarafa yaydığınız bu hadisler de nedir?' diye sordu.
Onlar, 'Yoksa bizi bundan engelliyor musun?' dediler.
Ömer, 'Hayır' dedi. 'Yanımda kalın, yaşadığım sürece benden ayrılmayın. Biz sizden daha bilgiliyiz. Sizden alır cevap veririz.'
Onlar da Ömer ölünceye kadar yanından ayrılmadılar.
Zehebi, Ömer'in şu üç kişiyi hapsettiğini söyler: İbn-i Mesud, Ebu Derda ve Ebu Mesud el-Ensari.
Ömer onlara dedi ki: "Resulüllah'tan hadis rivayet etmekte çok ileri gittiniz."
Ömer sahabelere diyordu ki, "Resulullah'tan hadis rivayet etmeyi azaltınız. Yalnız kendisiyle amel edilenleri söyleyin."
Bu rivayet Meğazi'de geçen Kureyş'in Abdullah b. Amr b. As'ı Resulüllah'tan duyduğu her şeyi yazmasını engelleyen rivayeti ile uyum içindedir.
Osman'ın hilafeti döneminde
Osman bu konuda daha da ileri giderek minberde şöyle diyordu: "Hiç kimsenin Ebu Bekir ve Ömer döneminde duyulmayan bir hadisi rivayet etmesi caiz değildir."
Böylece Daremi ve diğerlerinin getirdikleri şu rivayetin o döneme ait olduğu anlaşılmaktadır:
"Ebuzer bir toplulukta oturuyordu. İnsanlar etrafını sararak ondan soru soruyorlardı.
Bir adam gelip başında dikilerek, 'Sen fetva vermekten men edilmemiş miydin?' diye sordu.
Ebuzer başını kaldırıp adama baktı ve dedi ki, 'Yoksa sen casusluk mu yapıyorsun?'
Ardından, eliyle boynunu işaret ederek, 'Eğer buraya kılıcınızı koysanız ve benim, sizin beni infaz etmenizden evvel Resulüllah'tan duyduğum bir hadisi nakledecek kadar vaktim olsa yine de bunu yapacağım' dedi."
Bir başka rivayet de şöyledir:
"Bu olay Osman dönemindedir. Zira sahabelerden hiçbiri Ömer döneminde otoritenin emirlerine karşı böyle açıkça muhalefet etmeye cesaret edemezdi."
Ahnef b. Kays da benzeri bir rivayette şöyle diyor:
"Şam'a gittiğimde, Cuma namazı kılmak için mescide gittim. Orada bir adam gördüm. O hangi topluluğun yanına varacak olsa oradakiler yerlerini değiştiriyorlardı. Namazını çabukça kılıyordu.
Yanına oturarak ona, 'Sen kimsin?' diye sordum. 'Ben Ebuzer'im' diye cevap verdi.
Sonra da bana, 'Sen kimsin?' diye sordu. Ben de Ahnef b. Kays olduğumu söyledim. Bunun üzerine, 'Yanımdan kalk, benden sana şer bulaşmasın' dedi.
'Bana senden nasıl şer bulaşır ki?" diye sorunca, şöyle dedi: Şu adam (yani Muaviye) habercisiyle hiç kimsenin benimle oturmamasını haber saldı."
Ebuzer egemen güçlere muhalefet etmesinden dolayı bir beldeden bir beldeye sürülmüş, sonunda H. 31'de Rebeze'de ölünceye kadar yalnız ve sürgün olarak yaşamıştır.
Bir önceki olay Osman'ın hilafetinin ilk yarısına aittir. Ancak Osman'ın güç ve ihtişamı kırılıp Aişe, Talha, Zübeyr, Amr b. As gibi önde gelen sahabeler ve tabiinin ileri gelenleri onun karşısında durup açıkça muhalefet edince, artık Resulüllah'ın sünnetini rivayet etmek isteyenlerin karşısında bir engel kalmamıştı.
İşte bu nedenle bu dönemde Resulüllah'ın hadislerinden bir kısmı rivayet edildi.
Ancak yine de rivayet edilen bu kısım hadisler, İmam Ali'nin döneminde de yazılmadı. Sahabeler Hz. Ali'nin döneminde geçmişte ifşa etmeye cür'et edemedikleri ve daha fazla önceleri yasaklanan hadisleri rivayet ettiler.
Bunun üzerine ashab tarafından Resulüllah'tan rivayet edilen sünnetlerle ilk üç halifenin içtihatları arasında apaçık bir ihtilaf ortaya çıktı.
İlk üç halife, Resulüllah'ın hadis ve sünnetinin yazılmamasının, anlatılıp yayılmamasının asıl sebebini dile getirmiyorlar ve bunu dolaylı yollardan yapmaya çalışıyorlardı.
Onlar, Muaviye gibi maksat ve amaçlarını açıkça dile getirmiyorlardı. (Öte yandan, Resulüllah'ın hadislerinin yazılmasının engellendiği bir dönemde maalesef, Hristiyan rahip Temim-i Dari ve Yahudi Ka'b el-Ahbar gibi kişilere Mescid-i Nebi'de konuşma izni verildiği acı bir hakikattir.) (Kaynaklar ve geniş bilgi için bakınız Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eseri)
Bu durumda sizden sonra gelecek olan insanlar onlar hakkında sizden daha çok ihtilaf edeceklerdir.
O halde hiçbir şekilde Resulullah'tan bir şey anlatmayın, kim de size soracak olursa deyin ki: Bizimle sizin aranızda Allah'ın Kitabı vardır. O Kitabın helallerini helal, haramlarını haram bilin!"
Tabakat-ı İbn-i Sa'd'da şöyle geçer:
"Ömer b. Hattab'ın hilafeti döneminde, Resulüllah'ın hadisleri çoğaldı. İşte bu nedenle Ömer, herkesin Resulullah'tan yazıp yanlarında bulundurdukları hadisleri getirmelerini istedi. Halk itaat ederek onları Ömer'in yanına götürdüklerinde tümünün yakılmasını emretti!"
Yani Hilafet Mektebi hadis yazımının yanı sıra hadis rivayetini de yasakladı.
Karaza b. Kays'tan şöyle rivayet edilmiştir:
"Ömer, bizi Irak'a gönderince şehrin dışına kadar bize eşlik etti. Sonra, 'Neden size eşlik ettiğimi biliyor musunuz?' diye sordu.
'Bizi yolcu etmek ve onurlandırmak için' dedik. Ömer, 'Bunun dışında bir sebebi daha var. Sizler öyle bir bölgenin insanlarına gidiyorsunuz ki, Kur'an okuyuşları arı kovanının vızıltısı gibidir. Sakın Resulüllah'tan hadis naklederek onları bu işlerinden alıkoymayınız. Şunu iyi bilin ki bu konuda ben, sizi sıkı bir şeklide gözetlemekteyim' dedi.
Ben bu açık emirden sonra Resulullah'tan hiçbir hadis anlatmadım!"
Bir başka rivayette şöyle geçer: "Karaza b. Ka'b ve beraberindekiler Kûfe'ye girince, 'Bize, Resulüllah'ın hadislerini anlat' dediler. Ama o, 'Ömer, bizi bundan alıkoydu' dedi."
Bu şekilde Resulüllah'ın sünnetini yaymaktan sakınan sahabeler vardı.
Ve yine sahabe arasında halifelerin sünnetine muhalefet edip Resulüllah'ın sünnetini rivayet eden ve bu yolda tehdit, eziyet ve işkence edilen kişiler de vardı. Onlardan bazıları şöyledir:
Abdurrahman b. Avf'tan şöyle rivayet edilir: "Ömer ölmeden önce Abdullah b. Huzeyfe, Ebu Derda, Ebuzer ve Ukbe b. Amir gibi Resulüllah'ın bazı ashabını dört bir yandan çağırarak onlara, 'Resulullah'tan her tarafa yaydığınız bu hadisler de nedir?' diye sordu.
Onlar, 'Yoksa bizi bundan engelliyor musun?' dediler.
Ömer, 'Hayır' dedi. 'Yanımda kalın, yaşadığım sürece benden ayrılmayın. Biz sizden daha bilgiliyiz. Sizden alır cevap veririz.'
Onlar da Ömer ölünceye kadar yanından ayrılmadılar.
Zehebi, Ömer'in şu üç kişiyi hapsettiğini söyler: İbn-i Mesud, Ebu Derda ve Ebu Mesud el-Ensari.
Ömer onlara dedi ki: "Resulüllah'tan hadis rivayet etmekte çok ileri gittiniz."
Ömer sahabelere diyordu ki, "Resulullah'tan hadis rivayet etmeyi azaltınız. Yalnız kendisiyle amel edilenleri söyleyin."
Bu rivayet Meğazi'de geçen Kureyş'in Abdullah b. Amr b. As'ı Resulüllah'tan duyduğu her şeyi yazmasını engelleyen rivayeti ile uyum içindedir.
Osman'ın hilafeti döneminde
Osman bu konuda daha da ileri giderek minberde şöyle diyordu: "Hiç kimsenin Ebu Bekir ve Ömer döneminde duyulmayan bir hadisi rivayet etmesi caiz değildir."
Böylece Daremi ve diğerlerinin getirdikleri şu rivayetin o döneme ait olduğu anlaşılmaktadır:
"Ebuzer bir toplulukta oturuyordu. İnsanlar etrafını sararak ondan soru soruyorlardı.
Bir adam gelip başında dikilerek, 'Sen fetva vermekten men edilmemiş miydin?' diye sordu.
Ebuzer başını kaldırıp adama baktı ve dedi ki, 'Yoksa sen casusluk mu yapıyorsun?'
Ardından, eliyle boynunu işaret ederek, 'Eğer buraya kılıcınızı koysanız ve benim, sizin beni infaz etmenizden evvel Resulüllah'tan duyduğum bir hadisi nakledecek kadar vaktim olsa yine de bunu yapacağım' dedi."
Bir başka rivayet de şöyledir:
"Bu olay Osman dönemindedir. Zira sahabelerden hiçbiri Ömer döneminde otoritenin emirlerine karşı böyle açıkça muhalefet etmeye cesaret edemezdi."
Ahnef b. Kays da benzeri bir rivayette şöyle diyor:
"Şam'a gittiğimde, Cuma namazı kılmak için mescide gittim. Orada bir adam gördüm. O hangi topluluğun yanına varacak olsa oradakiler yerlerini değiştiriyorlardı. Namazını çabukça kılıyordu.
Yanına oturarak ona, 'Sen kimsin?' diye sordum. 'Ben Ebuzer'im' diye cevap verdi.
Sonra da bana, 'Sen kimsin?' diye sordu. Ben de Ahnef b. Kays olduğumu söyledim. Bunun üzerine, 'Yanımdan kalk, benden sana şer bulaşmasın' dedi.
'Bana senden nasıl şer bulaşır ki?" diye sorunca, şöyle dedi: Şu adam (yani Muaviye) habercisiyle hiç kimsenin benimle oturmamasını haber saldı."
Ebuzer egemen güçlere muhalefet etmesinden dolayı bir beldeden bir beldeye sürülmüş, sonunda H. 31'de Rebeze'de ölünceye kadar yalnız ve sürgün olarak yaşamıştır.
Bir önceki olay Osman'ın hilafetinin ilk yarısına aittir. Ancak Osman'ın güç ve ihtişamı kırılıp Aişe, Talha, Zübeyr, Amr b. As gibi önde gelen sahabeler ve tabiinin ileri gelenleri onun karşısında durup açıkça muhalefet edince, artık Resulüllah'ın sünnetini rivayet etmek isteyenlerin karşısında bir engel kalmamıştı.
İşte bu nedenle bu dönemde Resulüllah'ın hadislerinden bir kısmı rivayet edildi.
Ancak yine de rivayet edilen bu kısım hadisler, İmam Ali'nin döneminde de yazılmadı. Sahabeler Hz. Ali'nin döneminde geçmişte ifşa etmeye cür'et edemedikleri ve daha fazla önceleri yasaklanan hadisleri rivayet ettiler.
Bunun üzerine ashab tarafından Resulüllah'tan rivayet edilen sünnetlerle ilk üç halifenin içtihatları arasında apaçık bir ihtilaf ortaya çıktı.
İlk üç halife, Resulüllah'ın hadis ve sünnetinin yazılmamasının, anlatılıp yayılmamasının asıl sebebini dile getirmiyorlar ve bunu dolaylı yollardan yapmaya çalışıyorlardı.
Onlar, Muaviye gibi maksat ve amaçlarını açıkça dile getirmiyorlardı. (Öte yandan, Resulüllah'ın hadislerinin yazılmasının engellendiği bir dönemde maalesef, Hristiyan rahip Temim-i Dari ve Yahudi Ka'b el-Ahbar gibi kişilere Mescid-i Nebi'de konuşma izni verildiği acı bir hakikattir.) (Kaynaklar ve geniş bilgi için bakınız Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eseri)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.