Irak'a konuşlanan ABD emperyalizmi, bu konuşlanmayla birlikte Ortadoğu'ya yeni bir şekil kazandırmak istiyor.
İngiliz, İtalyan ve Fransızlar'dan sonra Ortadoğu'da Amerikan sömürüsünün hüküm süreceği yeni bir dönem açılıyor.
Masabaşında cetvellerle sınırlarının çizildiği bölge ülkelerini bu yeni süreçte zorlu olduğu kadar da sorunlu bir dönem bekliyor.
ABD'nin bir dediğini iki etmeyen Kuveyt, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan hatta Türkiye'nin önüne yeni teklifler sunulacak .
Irak'ın kontrol altına alınmasından sonra bölgedeki ülkeler derin endişe duymaya başladılar. Saddam gitti ama; sorunla bitmedi. Tersine ondan daha gaddar biri geldi. Uluslararası hak ve hukuku kafasına göre yorumlayarak işgal sürecine ivme veren Bush'tan tüm Araplar endişeli.
Irak içerisinde ABD emperyalizmine duyulan öfke halen sürmekte. Özellikle Şiiler'in etkin olduğu kentlerde protesto gösterileri her geçen gün artarak sürüyor.
Suriye ve İran yönetimleri de bünyelerindeki Şii etnisitesini gözönüne alarak, gelişen seyirden zararsız çıkmanın hesabını yapıyorlar.
"Şer Ekseni" tanımına sokularak hedef tahtasına oturtulan bu ülkelerin, son günlerde uluslararası temaslarını yoğunlaştırmaları boşa değil.
Afganistan'da Karzai, Gürcistan'da Schwerdnadze,Özbekistan'da Kerimov, Filipinler'de Arroyo yönetimleriyle hinterlandı oluşturulan Ortadoğu'ya Saddam gerekçesiyle tam bir çöreklenme sağlandı.
"Ben buraya ( Ortadoğu ) girip, bu bölgeye yeni bir şekil vereceğim, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının kontrolüyle de uluslararası sistemi kafama göre yoğuracağım"diyerek tüm dünyaya meydan okuyan sözde tek süper güç ABD, şimdiden bu adımlarını atmaya başladı. Ancak; ABD'nin emperyal niyetleri karşısında Rusya, Çin, Almanya ve Fransa gibi uluslararası güç merkezleri huzursuz.
ABD'nin Ortadoğu'da attığı adımlara bölge devletleri ve uluslararası kuruluşlar tepki duyarken, Türkiye'nin ABD'nin dümensuyuna rota kırması düşündürücü.
Türkiye kendisinde varolduğunu hemen her defasında ileri sürdüğü "Vazgeçilmez jeostratejik konumu''nu yeniden ele almakla karşı karşıya.
Güney komşumuz olan Amerika Yerleşik Devletleri, Türkiye'nin stratejik konumunu elimine eden yeni kazanımlar peşinde.
Kafkaslar'daki doğalgaz boru hatlarını Tengiz eksenli güney limanlarına taşıyacak olan ABD, Irak'taki petrol hattı güzergahını da İsrail yönüne çevirmek istiyor. Yani Türkiye'nin vazgeçilmez kompozisyonu İsrail ve Ürdün bağlantılarıyla kıskaca alınmış durumda.
80'lerin sonunda Baba Bush tarafından dile getirilen "Yeni Dünya Düzeni'' projesi , Oğul Bush'la sürüyor. Emperyal niyet ve çıkarların ön planda olduğu Ortadoğu'nun yeni şeklinde yeralması gereken Türkiye'nin, pasif adımlar atması beklenemez. Bölgenin geleceğinde söz sahibi olmak zorunda olan Türkiye Musul'da, Kerkük'te, Kıbrıs'ta muhafaza edemediği kırmızı noktalarını bu bölgede olsun korumalı. Osmanlının yıllarca hükmettiği bu bölgelerde Türkiye'nin eli güçlü olmalı.
Petrostratejinin şekil kazandıracağı Ortadoğu'da Türkiye, elinin güçlü olduğu Hidrostratejik açılımlarla ABD'nin önüne çıkmalı.
İngiliz, İtalyan ve Fransızlar'dan sonra Ortadoğu'da Amerikan sömürüsünün hüküm süreceği yeni bir dönem açılıyor.
Masabaşında cetvellerle sınırlarının çizildiği bölge ülkelerini bu yeni süreçte zorlu olduğu kadar da sorunlu bir dönem bekliyor.
ABD'nin bir dediğini iki etmeyen Kuveyt, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan hatta Türkiye'nin önüne yeni teklifler sunulacak .
Irak'ın kontrol altına alınmasından sonra bölgedeki ülkeler derin endişe duymaya başladılar. Saddam gitti ama; sorunla bitmedi. Tersine ondan daha gaddar biri geldi. Uluslararası hak ve hukuku kafasına göre yorumlayarak işgal sürecine ivme veren Bush'tan tüm Araplar endişeli.
Irak içerisinde ABD emperyalizmine duyulan öfke halen sürmekte. Özellikle Şiiler'in etkin olduğu kentlerde protesto gösterileri her geçen gün artarak sürüyor.
Suriye ve İran yönetimleri de bünyelerindeki Şii etnisitesini gözönüne alarak, gelişen seyirden zararsız çıkmanın hesabını yapıyorlar.
"Şer Ekseni" tanımına sokularak hedef tahtasına oturtulan bu ülkelerin, son günlerde uluslararası temaslarını yoğunlaştırmaları boşa değil.
Afganistan'da Karzai, Gürcistan'da Schwerdnadze,Özbekistan'da Kerimov, Filipinler'de Arroyo yönetimleriyle hinterlandı oluşturulan Ortadoğu'ya Saddam gerekçesiyle tam bir çöreklenme sağlandı.
"Ben buraya ( Ortadoğu ) girip, bu bölgeye yeni bir şekil vereceğim, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının kontrolüyle de uluslararası sistemi kafama göre yoğuracağım"diyerek tüm dünyaya meydan okuyan sözde tek süper güç ABD, şimdiden bu adımlarını atmaya başladı. Ancak; ABD'nin emperyal niyetleri karşısında Rusya, Çin, Almanya ve Fransa gibi uluslararası güç merkezleri huzursuz.
ABD'nin Ortadoğu'da attığı adımlara bölge devletleri ve uluslararası kuruluşlar tepki duyarken, Türkiye'nin ABD'nin dümensuyuna rota kırması düşündürücü.
Türkiye kendisinde varolduğunu hemen her defasında ileri sürdüğü "Vazgeçilmez jeostratejik konumu''nu yeniden ele almakla karşı karşıya.
Güney komşumuz olan Amerika Yerleşik Devletleri, Türkiye'nin stratejik konumunu elimine eden yeni kazanımlar peşinde.
Kafkaslar'daki doğalgaz boru hatlarını Tengiz eksenli güney limanlarına taşıyacak olan ABD, Irak'taki petrol hattı güzergahını da İsrail yönüne çevirmek istiyor. Yani Türkiye'nin vazgeçilmez kompozisyonu İsrail ve Ürdün bağlantılarıyla kıskaca alınmış durumda.
80'lerin sonunda Baba Bush tarafından dile getirilen "Yeni Dünya Düzeni'' projesi , Oğul Bush'la sürüyor. Emperyal niyet ve çıkarların ön planda olduğu Ortadoğu'nun yeni şeklinde yeralması gereken Türkiye'nin, pasif adımlar atması beklenemez. Bölgenin geleceğinde söz sahibi olmak zorunda olan Türkiye Musul'da, Kerkük'te, Kıbrıs'ta muhafaza edemediği kırmızı noktalarını bu bölgede olsun korumalı. Osmanlının yıllarca hükmettiği bu bölgelerde Türkiye'nin eli güçlü olmalı.
Petrostratejinin şekil kazandıracağı Ortadoğu'da Türkiye, elinin güçlü olduğu Hidrostratejik açılımlarla ABD'nin önüne çıkmalı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005