Seçil MUMCUO?LUProf. Dr. Haydar Baş beyin "Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler" adlı eserinde, misyonerliğin asıl hedefinin sömürgecilik olduğu fikri çarpıcı olarak işlenmektedir. Dilerseniz bazı alıntılarla bu konuya temas edelim:"Konuya Afrikalıların bakış açısıyla yaklaşacak olursak, sonucun Afrika Hıristiyanlığının mazoşistleşmesi, İncil'in yaygınlaştırılması, İncil'in yayılmasıyla İncil'in bizzat kendini tahrip etmesi, kendi sonunu hazırlaması, sekülerizmin gölgesine sığınarak dinin yayılmaya çalışılması ve yeni bir seküler düzen kurulmasıyla birlikte yeni bir dinî yapılanmanın gerçekleştirilmesine yol açmıştır. Hıristiyan kilisesi kısa bir süre sonra, dinî ve ruhsal ihtiyaçların giderilmesinden çok daha değişik şeylerle özdeşleştirildi.Böylelikle dinler tarihinin bugüne dek yaşadığı en acayip gelişmelerden birisine tanık olunmaktaydı. Ünlü bir özdeyişten yola çıkarak Jomo Kenyatta şöyle diyor: "Hıristiyanlık Afrika'ya geldiğinde Afrikalıların toprakları, Hıristiyanların ise İncilleri vardı. Hıristiyanlar bize gözlerimizi kapayarak dua/ibadet etmemiz gerektiğini öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda onlar bizim topraklarımızı, biz de onların İncillerini almıştık" (Ali Mazrui, Afrikalılar, s.150).Fransa Sömürge Bakanlığı'na bağlı olarak Cezayir'de çalışan ve burada edindiği tecrübelerle ilk "Dinlerarası Diyalog" fikrini ortaya atan oryantalist-misyoner Louis Massignon bu gerçeği daha çarpıcı sözlerle ifade eder: "Onların her şeyini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. Anarşi ve intihar için olgun hale geldiler".Massignon'un "onlar" dediği Müslümanlardır. Bir günahın itirafı mı, yoksa gerçeğin kabulü mü sayılmak gerektiğini okuyucuların takdirine bıraktığımız bu sözlerin İslam aleminde yıllardır süren anarşi ve dağınıklığın temelinde yatan sebebe ışık tutan eşsiz bir belge sayılmaması için bir özrü var mıdır, bilmiyoruz. Kaldı ki, hiçbir millet intihar etmez. Öyleyse koca (!) oryantalist bu sözleri ile acaba, Müslümanları sömürü için müsait hale bizler getirdik mi demek istemiştir? Sanırız bu sorunun cevabı üzerinde uzun uzadıya düşünmeye değer...Ülkemizde dinlerarası diyalogu savunan ilahiyatçılar da bu gerçeğin aslında farkında. İşte bunlardan birinin itirafı: "Hıristiyan misyonerliği faaliyetlerine devam etmektedir. İnancını yaymak, bir dine samimi olarak bağlanmanın gereğidir. Bundan ötürü, Hıristiyanların, dinlerini tanıtmak hususundaki gayretlerini kınamıyoruz. Fakat kınanacak husus "biz misyonerlik yapmıyoruz" denilerek bu işin yapılmasıdır.Son asırda misyonerlerin başlıca metotlarından biri, Charles de Faucould'un "Hıristiyanlaştırmadan önce medenileştirmeli" düsturuna uygun hareket etmek olmuştur. Hıristiyan misyonerliği birçok durumda zorlayıcı dünyevî imkanları elinde bulundurarak ekonomik ve kültürel yoksullukları istismar etmek suretiyle bir nevi zorla Hıristiyanlaştırmak faaliyeti göstermektedir ki, bu çirkin uygulama bazı Hıristiyanlar tarafından bile kınanmaktadır".
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (A) / diğer yazıları
- RESUL BALCI: Karlar düşerken / 22.02.2025
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012