Onlar işgal ediyor, biz konuşuyoruz
Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi, Türkiye aleyhinde her türlü tehditkar ve işgalci adımı atarken, siyasilerimiz 6 Ekim'de Yunanistan'la Ankara'da gerçekleşecek istikşafi görüşmelerin 63'üncüsüne hazırlanıyor. Merak edilen konu şu: Yunanistan'a bundan önceki görüşmelerde sorulmayan Ege adalarının işgalinin, Lozan'a aykırı olmasına Dedeağaç'a bir ABD üssünün açılmasının, hava ve deniz sahalarımızda yaptıkları tacizlerin hesabı sorulacak mı?
02.10.2021 17:59:00





MURAT ÇABAS / ANALİZ HABER
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), uluslararası hukuku ve yapılan anlaşmaları çiğneyerek işgallere ve tehditkar politikalara devam ediyorlar. Onlar her geçen gün yeni bir işgal adımı atarken, tehditlerinin şiddetini artırırken, hala ABD ile müttefiklik ve AB'ye üyelik hayali kuran siyasilerimiz sadece konuşmalarla yetiniyorlar, Türkiye'nin uluslar arası hukuktan ve anlaşmalardan kaynaklanan haklarını koruyamıyorlar. 6 Ekim'de 63'üncüsü gerçekleşecek istikşafi (istişare) görüşmelerde ise asıl konuşulması gereken konular konuşulmuyor.

İstikşafi görüşmeler 6 Ekim'de
Önceleri istikşafi (keşif amaçlı) görüşmeler olarak ifade edilen, sonra da istişare görüşmeleri olarak değiştirilen Türk ve Yunan heyetler arasındaki görüşmeler, uzun bir süre ara verildikten sonra ABD ve AB'nin baskısıyla yeniden başlamıştı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "İstişare görüşmelerin 63. turu 6 Ekim 2021 tarihinde Ankara'da yapılacaktır" denildi. Yunanistan ve Türkiye; Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları, hava sahası, enerji, Kıbrıs ve Ege'deki adalarının statüsü gibi konularda anlaşmazlıklar yaşıyor. 62 kez yapılan bu görüşmelerin hiçbir fayda sağlamadığını Yunanistan'ın bu görüşmeler devam ederken attığı işgal adımlarından anlayabiliyoruz. Bu görüşmeler, AB ve ABD baskısıyla gerçekleştiği için Türkiye oyalanıyor, Yunanistan ise attığı adımlarda daha fazla cesaret buluyor. Anlaşmalara göre Türkiye'ye ait olan 19 ada ve 2 kayalığı işgal eden Yunanistan bununla sınırlı kalmadı, bu adaları Türkiye'ye karşı silahlandırdı. Bu adalardaki Yunan birliklerini sık sık ziyaret eden Yunan Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı her gelişlerinde Türkiye'ye tehditler savurdular. Lozan'a aykırı olmasına rağmen sınırımıza 40 kilometre mesafede bulunan Dedeağaç'ta bir ABD üssünün açılmasına izin verdi. ABD de buraya savaş helikopterlerini ve tanklarını yerleştirdi. Türkiye'ye karşı özellikle son zamanlarda silahlanmaya milyarlarca euro harcayan Yunanistan son olarak Fransa'dan firkateynler almak için 3 milyar Euro ayırdı.
Sadece sözle tepki gösteriliyor
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sahada Türkiye KKTC aleyhinde daha birçok pratik adım atarken, Türkiye'nin siyasilerinin tepkileri sadece söylem boyutunda kalıyor. 6 Ekim'deki istikşafi görüşmelere birkaç gün kala Dışişleri Bakanlığı Yunanistan ve GKRY'ye yönelik bir tepki mesajı yayımladı. Mesajda şunlar ifade edildi: "Yunanistan ve GKRY'nin son aylarda Doğu Akdeniz'de gerginliği artırarak tek yanlı ve tahrikkar faaliyetlerde bulunmaya teşebbüs ettiği görülmektedir. Nitekim Yunanistan'ın son dönemde kıta sahanlığımızı ihlal girişimlerine ilaveten, GKRY de Malta bayraklı, İtalyan sahipli bir gemiyle 3 Ekim tarihinden itibaren KKTC'nin haklarını ve ülkemizin kıta sahanlığını ihlal edecek şekilde bir araştırma yapacağını duyurmuştur. GKRY, Kasım ayında da Ada'nın güneyinde yeni bir sondaja başlayacağını duyurmaktadır. Tüm bu tek yanlı eylemler Doğu Akdeniz'de gerginliği artıracak, barış ve istikrarı tehdit edecektir. Yunanistan ve GKRY'nin bu tek yanlı eylemlerine karşı sahada ve masada gerekli adımlar atılmakta olup, bu eylemlere alet olmamaları gerektiği üçüncü ülkelerin de dikkatine getirilmektedir." Bu tepki mesajları ve istikşafi görüşmeler Yunanistan'ı ve GKRY'i durdurmakta mıdır? Elbette ki hayır.

Bize ait olan adalar Yunan işgali altında
Ege'de uluslar arası anlaşmalara ve yayımlanan haritalara göre bize ait olan adalarımızın işgali konusunda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da bir açıklama yapmasına rağmen bu konuda en kapsamlı açıklamalar Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım'dan geliyor. Yalım, bu konuyu yıllardır sık sık gündeme getirmesine rağmen Türkiye'nin siyasileri gerekli adımları atmadılar. Ümit Yalım'ın bu noktada yaptığı açıklamalardan bazı bölümleri sizlere aktaralım: "Şimdi biliyorsunuz ki 2004 yılı itibariyle 16 ada, 1 kayalık işgal edilmişti. Biz bunu gündeme getirdik. Ancak buna rağmen 2016'dan sonra da Erdoğan ve AKP hükümeti adaları vermeye devam ediyor. Siyasi iktidar çok rahat bir şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne herhangi bir nota vermiyor. 2016'nın sonuna doğru Aydın Maratya Adası işgal edildi. 2020 itibariyle Küçük Çuha Adası ve son olarak Muğla Limoniye Adası işgal edildi. Son derece stratejik öneme sahip adalar. Bu adaların en küçüğü İstanbul'daki Büyük Ada'nın büyüklüğünde. Bu adalara Yunanistan yerleşmiş. İsrail'in Filistin'e yaptığını Yunanistan Ege denizinde yapıyor ancak siyasi iktidar herhangi bir girişimde bulunmuyor. Yunanistan adaları işgal ettikten bir süre sonra yerleşime de açıyor. Papaz getiriyor, koyuyor oraya. İnşaatlara başlıyorlar. Yunanistan, taraf olduğu Lozan ve 1947 Paris Anlaşması'nı ihlal ediyor."
Ümit Yalım, Küçük Çuha Adası'nın Yunanistan tarafından nasıl işgal edildiğini şu cümlelerle anlatıyor: "Yunanistan yine hiçbir engelle karşılaşmadan Küçük Çuha Adası'nı da işgal etti. Osmanlı Devleti döneminden bu güne kadar Türk egemenliğinde olan Küçük Çuha Adası'nda Yunan bayrakları ile birlikte Avrupa Birliği (AB) bayrakları da dalgalanıyor. AB de işgale ortak olmuş. Küçük Çuha Adası'nın Belediye Başkanı Yunan vatandaşı. Mahalli İdareler Seçim Kanunu'nun 9. maddesine göre Belediye Başkanı'nın Türk vatandaşı olması gerekiyor. Mevcut durum itibarıyla 19 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı Yunan işgali altındadır. Adalar Denizi, Yunan Gölü'ne dönüştü. Türkiye, Adalar Denizi'nde, Anadolu kıyılarına hapsedildi. Yunanistan işgal ettiği Türk adalarına 13 askeri üs, son olarak Türk Adası Gavdos'a Yunan Askeri Karakolu kurdu. Türkiye yine kendi adası olan Küçük Çuha'ya Askeri Üs kurmalıdır."
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), uluslararası hukuku ve yapılan anlaşmaları çiğneyerek işgallere ve tehditkar politikalara devam ediyorlar. Onlar her geçen gün yeni bir işgal adımı atarken, tehditlerinin şiddetini artırırken, hala ABD ile müttefiklik ve AB'ye üyelik hayali kuran siyasilerimiz sadece konuşmalarla yetiniyorlar, Türkiye'nin uluslar arası hukuktan ve anlaşmalardan kaynaklanan haklarını koruyamıyorlar. 6 Ekim'de 63'üncüsü gerçekleşecek istikşafi (istişare) görüşmelerde ise asıl konuşulması gereken konular konuşulmuyor.

İstikşafi görüşmeler 6 Ekim'de
Önceleri istikşafi (keşif amaçlı) görüşmeler olarak ifade edilen, sonra da istişare görüşmeleri olarak değiştirilen Türk ve Yunan heyetler arasındaki görüşmeler, uzun bir süre ara verildikten sonra ABD ve AB'nin baskısıyla yeniden başlamıştı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "İstişare görüşmelerin 63. turu 6 Ekim 2021 tarihinde Ankara'da yapılacaktır" denildi. Yunanistan ve Türkiye; Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları, hava sahası, enerji, Kıbrıs ve Ege'deki adalarının statüsü gibi konularda anlaşmazlıklar yaşıyor. 62 kez yapılan bu görüşmelerin hiçbir fayda sağlamadığını Yunanistan'ın bu görüşmeler devam ederken attığı işgal adımlarından anlayabiliyoruz. Bu görüşmeler, AB ve ABD baskısıyla gerçekleştiği için Türkiye oyalanıyor, Yunanistan ise attığı adımlarda daha fazla cesaret buluyor. Anlaşmalara göre Türkiye'ye ait olan 19 ada ve 2 kayalığı işgal eden Yunanistan bununla sınırlı kalmadı, bu adaları Türkiye'ye karşı silahlandırdı. Bu adalardaki Yunan birliklerini sık sık ziyaret eden Yunan Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı her gelişlerinde Türkiye'ye tehditler savurdular. Lozan'a aykırı olmasına rağmen sınırımıza 40 kilometre mesafede bulunan Dedeağaç'ta bir ABD üssünün açılmasına izin verdi. ABD de buraya savaş helikopterlerini ve tanklarını yerleştirdi. Türkiye'ye karşı özellikle son zamanlarda silahlanmaya milyarlarca euro harcayan Yunanistan son olarak Fransa'dan firkateynler almak için 3 milyar Euro ayırdı.
Sadece sözle tepki gösteriliyor
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sahada Türkiye KKTC aleyhinde daha birçok pratik adım atarken, Türkiye'nin siyasilerinin tepkileri sadece söylem boyutunda kalıyor. 6 Ekim'deki istikşafi görüşmelere birkaç gün kala Dışişleri Bakanlığı Yunanistan ve GKRY'ye yönelik bir tepki mesajı yayımladı. Mesajda şunlar ifade edildi: "Yunanistan ve GKRY'nin son aylarda Doğu Akdeniz'de gerginliği artırarak tek yanlı ve tahrikkar faaliyetlerde bulunmaya teşebbüs ettiği görülmektedir. Nitekim Yunanistan'ın son dönemde kıta sahanlığımızı ihlal girişimlerine ilaveten, GKRY de Malta bayraklı, İtalyan sahipli bir gemiyle 3 Ekim tarihinden itibaren KKTC'nin haklarını ve ülkemizin kıta sahanlığını ihlal edecek şekilde bir araştırma yapacağını duyurmuştur. GKRY, Kasım ayında da Ada'nın güneyinde yeni bir sondaja başlayacağını duyurmaktadır. Tüm bu tek yanlı eylemler Doğu Akdeniz'de gerginliği artıracak, barış ve istikrarı tehdit edecektir. Yunanistan ve GKRY'nin bu tek yanlı eylemlerine karşı sahada ve masada gerekli adımlar atılmakta olup, bu eylemlere alet olmamaları gerektiği üçüncü ülkelerin de dikkatine getirilmektedir." Bu tepki mesajları ve istikşafi görüşmeler Yunanistan'ı ve GKRY'i durdurmakta mıdır? Elbette ki hayır.

Bize ait olan adalar Yunan işgali altında
Ege'de uluslar arası anlaşmalara ve yayımlanan haritalara göre bize ait olan adalarımızın işgali konusunda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da bir açıklama yapmasına rağmen bu konuda en kapsamlı açıklamalar Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım'dan geliyor. Yalım, bu konuyu yıllardır sık sık gündeme getirmesine rağmen Türkiye'nin siyasileri gerekli adımları atmadılar. Ümit Yalım'ın bu noktada yaptığı açıklamalardan bazı bölümleri sizlere aktaralım: "Şimdi biliyorsunuz ki 2004 yılı itibariyle 16 ada, 1 kayalık işgal edilmişti. Biz bunu gündeme getirdik. Ancak buna rağmen 2016'dan sonra da Erdoğan ve AKP hükümeti adaları vermeye devam ediyor. Siyasi iktidar çok rahat bir şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne herhangi bir nota vermiyor. 2016'nın sonuna doğru Aydın Maratya Adası işgal edildi. 2020 itibariyle Küçük Çuha Adası ve son olarak Muğla Limoniye Adası işgal edildi. Son derece stratejik öneme sahip adalar. Bu adaların en küçüğü İstanbul'daki Büyük Ada'nın büyüklüğünde. Bu adalara Yunanistan yerleşmiş. İsrail'in Filistin'e yaptığını Yunanistan Ege denizinde yapıyor ancak siyasi iktidar herhangi bir girişimde bulunmuyor. Yunanistan adaları işgal ettikten bir süre sonra yerleşime de açıyor. Papaz getiriyor, koyuyor oraya. İnşaatlara başlıyorlar. Yunanistan, taraf olduğu Lozan ve 1947 Paris Anlaşması'nı ihlal ediyor."
Ümit Yalım, Küçük Çuha Adası'nın Yunanistan tarafından nasıl işgal edildiğini şu cümlelerle anlatıyor: "Yunanistan yine hiçbir engelle karşılaşmadan Küçük Çuha Adası'nı da işgal etti. Osmanlı Devleti döneminden bu güne kadar Türk egemenliğinde olan Küçük Çuha Adası'nda Yunan bayrakları ile birlikte Avrupa Birliği (AB) bayrakları da dalgalanıyor. AB de işgale ortak olmuş. Küçük Çuha Adası'nın Belediye Başkanı Yunan vatandaşı. Mahalli İdareler Seçim Kanunu'nun 9. maddesine göre Belediye Başkanı'nın Türk vatandaşı olması gerekiyor. Mevcut durum itibarıyla 19 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı Yunan işgali altındadır. Adalar Denizi, Yunan Gölü'ne dönüştü. Türkiye, Adalar Denizi'nde, Anadolu kıyılarına hapsedildi. Yunanistan işgal ettiği Türk adalarına 13 askeri üs, son olarak Türk Adası Gavdos'a Yunan Askeri Karakolu kurdu. Türkiye yine kendi adası olan Küçük Çuha'ya Askeri Üs kurmalıdır."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.