Ümit KAYAÇELEBİ / FASL-I MUHABBET
Geçenlerde ülkemizden "Shr'ı Matara Nirmala" adlı bu güne kadar ismini cismini bilmediğimiz bir hatun kişi geldi ve geçti. Hani o bir zamanların ünlü filmi "Rüzgar gibi geçti" var ya, işte bu hatun da ortalığı toz duman etti ve geçti gitti.
Bayan "Nirmala" daha gelmeden bizim yazılı ve görsel basınımız ortalıkta bir yaygara kopardılar ki sormayın gitsin. Habercilik anlayışı ile haber yapılsa, sunulsa bir şey demeyeceğiz. Bunlar adeta, haydi ne duruyorsunuz, siz de Guru olsanıza der gibi bir takdim içerisine, daha doğrusu bir yarış içerisine girdiler.
Neymiş efendim memlekette demokrasi varmış... Elbette ki var bunun aksini iddia eden mi var? Bu ülkede inananlar da var inanmayanlar da, herkes düşünce ve ibadetinde serbestir ve hürdür. Ülkemizde beş vakit namazını kılan, bir ay orucunu tutup, durumu elverdiğinde hacca giden, kısacası İslam'ın farzlarını, şartlarını yerine getiren milyonlarca Müslüman var.
Fakat buna mukabil Tanrıtanımaz ateistler de var. Biri Yaradanı kabul ederken, diğeri de yok efendim ben tanımıyorum ve inanmıyorum diyor. Şimdi gidip bu tür düşünen kişilere illa da inan diye baskı yapan mı var? Elbette ki inanıp, inanmamak kişinin düşüncesine ve vicdanına bağlı bir şeydir.
Demokratik bir düzende illa da inandın veya inanmadın diye baskı olmadığı gibi, herkes düşüncesinde hürdür. Kanun nizamlara uyulduğu sürece herkes istediği gibi düşünür ve yazar.
Konuya dönmek istiyorum? Bu "Nirmala" adlı hatunun müritleri önce ol muhterem, ol mübarek şeyhleri mi dersiniz, liderleri mi dersiniz, ne derseniz deyin "mübarek (?)" insanın ayağı da mübarek olur ya önce ayaklarını güzelce bir tazim ve hûşu içerisinde mübarek canını incitmeden tertemiz mis gibi suyla yıkıyorlar. Tabii bu yıkama öyle çabuk olmuyor adeta mistik bir hava içerisinde uzadıkça uzuyor ve "mübarek Nirmala"nın "mübarek Guruları" vecde gelip kendilerinden geçiyorlar.
Ve bu arada ayaklar yıkanırken, ayakları yıkayan su da mübarektir denerek ilaçtır, şifadır, teberrüktür diye bir kapta toplanıyor. Ve ol mübarek hatunun ayaklarının yıkandığı suyu müritler sanki ab-ı kevser suyunu içer gibi, içtiklerine seviniyorlar, şükrediyorlar.
Şimdi diyebilirsiniz ki, yahu üstadım sana ne, içerlerse içsinler, can onların, o beden onların ve o mide onların. Bize ne haltetmek düşer!.. Biz Elhamdülillah Müslüman'ız ve dinimizde de "Peygamber"in "Evliya"nın ayaklarını yıkayın ve suyunu için diye bir emir yok. Ve İslam tevhidinde de böyle bir vaka yoktur.
Yalnız üzüldüğüm nokta şudur ki; bizler bir zamanlar dört kıtada at oynatan Osman Gazilerin, Fatihlerin, Yavuzların, Kanunilerin ve de Kurtuluş Savaşının büyük önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün torunları olan bu yüce milletin çocukları bugün ne idüğü belirsiz bir hatunun ayak suyunu mu içecektik?! Ecdadımız bugün mezardan başını kaldırsa acaba bize ne der? Bizi tebrik mi eder, yoksa yüzümüze mi tükürür?
Adını ne koyarsanız koyun, bunun mantıki, ilmi, dini izahı yoktur. Satanistler, masum kedileri katledip "negatif enerji" aldıklarını iddia ederken, bu "Guru taifesi" de ayak suyunu içtiklerinde "pozitif enerji" alıyorlarmış!.. Bir Hintli azizenin ayak suyunu içerek herhalde çağ açıp çağ kapatacak bu Gurular!..
Ne olursa olsun ayak ayaktır. Ayaktır bu kirlenir, pislenir, kokar. Kimin ayağı olursa olsun farketmez. O ayak suyunu iğrenmeden, tiksinmeden, içi dışına gelmeden kaldıran ve sindiren mideye helal olsun!
Bir zamanlar Viyana kapılarına dayanan o şanlı Türk'ün nesli bugün "Nirmala" adlı bir hatunun ayaklarını yıkayıp suyunu içiyor. Dünya alem "ne olursan ol, yine de gel" diyen gönüller sultanı Hazreti Mevlana'yı ziyarete gelip, türbesine yüz sürüp, feyiz alırken, dünya "Mevlana"yı anarken biz ne yapıyoruz! Kendimizi Guru ilan edip ayak suyunu içiyoruz.
Aman Allah'ım ne günlere kaldık, milenyumun çocukları "kedi cellatlığı", "ayak suyu içerek" mi şu aleme nizam verecekler!..
Geçenlerde ülkemizden "Shr'ı Matara Nirmala" adlı bu güne kadar ismini cismini bilmediğimiz bir hatun kişi geldi ve geçti. Hani o bir zamanların ünlü filmi "Rüzgar gibi geçti" var ya, işte bu hatun da ortalığı toz duman etti ve geçti gitti.
Bayan "Nirmala" daha gelmeden bizim yazılı ve görsel basınımız ortalıkta bir yaygara kopardılar ki sormayın gitsin. Habercilik anlayışı ile haber yapılsa, sunulsa bir şey demeyeceğiz. Bunlar adeta, haydi ne duruyorsunuz, siz de Guru olsanıza der gibi bir takdim içerisine, daha doğrusu bir yarış içerisine girdiler.
Neymiş efendim memlekette demokrasi varmış... Elbette ki var bunun aksini iddia eden mi var? Bu ülkede inananlar da var inanmayanlar da, herkes düşünce ve ibadetinde serbestir ve hürdür. Ülkemizde beş vakit namazını kılan, bir ay orucunu tutup, durumu elverdiğinde hacca giden, kısacası İslam'ın farzlarını, şartlarını yerine getiren milyonlarca Müslüman var.
Fakat buna mukabil Tanrıtanımaz ateistler de var. Biri Yaradanı kabul ederken, diğeri de yok efendim ben tanımıyorum ve inanmıyorum diyor. Şimdi gidip bu tür düşünen kişilere illa da inan diye baskı yapan mı var? Elbette ki inanıp, inanmamak kişinin düşüncesine ve vicdanına bağlı bir şeydir.
Demokratik bir düzende illa da inandın veya inanmadın diye baskı olmadığı gibi, herkes düşüncesinde hürdür. Kanun nizamlara uyulduğu sürece herkes istediği gibi düşünür ve yazar.
Konuya dönmek istiyorum? Bu "Nirmala" adlı hatunun müritleri önce ol muhterem, ol mübarek şeyhleri mi dersiniz, liderleri mi dersiniz, ne derseniz deyin "mübarek (?)" insanın ayağı da mübarek olur ya önce ayaklarını güzelce bir tazim ve hûşu içerisinde mübarek canını incitmeden tertemiz mis gibi suyla yıkıyorlar. Tabii bu yıkama öyle çabuk olmuyor adeta mistik bir hava içerisinde uzadıkça uzuyor ve "mübarek Nirmala"nın "mübarek Guruları" vecde gelip kendilerinden geçiyorlar.
Ve bu arada ayaklar yıkanırken, ayakları yıkayan su da mübarektir denerek ilaçtır, şifadır, teberrüktür diye bir kapta toplanıyor. Ve ol mübarek hatunun ayaklarının yıkandığı suyu müritler sanki ab-ı kevser suyunu içer gibi, içtiklerine seviniyorlar, şükrediyorlar.
Şimdi diyebilirsiniz ki, yahu üstadım sana ne, içerlerse içsinler, can onların, o beden onların ve o mide onların. Bize ne haltetmek düşer!.. Biz Elhamdülillah Müslüman'ız ve dinimizde de "Peygamber"in "Evliya"nın ayaklarını yıkayın ve suyunu için diye bir emir yok. Ve İslam tevhidinde de böyle bir vaka yoktur.
Yalnız üzüldüğüm nokta şudur ki; bizler bir zamanlar dört kıtada at oynatan Osman Gazilerin, Fatihlerin, Yavuzların, Kanunilerin ve de Kurtuluş Savaşının büyük önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün torunları olan bu yüce milletin çocukları bugün ne idüğü belirsiz bir hatunun ayak suyunu mu içecektik?! Ecdadımız bugün mezardan başını kaldırsa acaba bize ne der? Bizi tebrik mi eder, yoksa yüzümüze mi tükürür?
Adını ne koyarsanız koyun, bunun mantıki, ilmi, dini izahı yoktur. Satanistler, masum kedileri katledip "negatif enerji" aldıklarını iddia ederken, bu "Guru taifesi" de ayak suyunu içtiklerinde "pozitif enerji" alıyorlarmış!.. Bir Hintli azizenin ayak suyunu içerek herhalde çağ açıp çağ kapatacak bu Gurular!..
Ne olursa olsun ayak ayaktır. Ayaktır bu kirlenir, pislenir, kokar. Kimin ayağı olursa olsun farketmez. O ayak suyunu iğrenmeden, tiksinmeden, içi dışına gelmeden kaldıran ve sindiren mideye helal olsun!
Bir zamanlar Viyana kapılarına dayanan o şanlı Türk'ün nesli bugün "Nirmala" adlı bir hatunun ayaklarını yıkayıp suyunu içiyor. Dünya alem "ne olursan ol, yine de gel" diyen gönüller sultanı Hazreti Mevlana'yı ziyarete gelip, türbesine yüz sürüp, feyiz alırken, dünya "Mevlana"yı anarken biz ne yapıyoruz! Kendimizi Guru ilan edip ayak suyunu içiyoruz.
Aman Allah'ım ne günlere kaldık, milenyumun çocukları "kedi cellatlığı", "ayak suyu içerek" mi şu aleme nizam verecekler!..
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.