Geçen sene Aksaray'da yapılan Milli Kahramanlarımızı Anma Programı'nda Prof. Dr. Haydar Baş Bey, Sayın Erdoğan'a hitaben, "Sonun Hüseyin bin Ali'nin kaderi gibi olacak" demişti.Ortada ne dershanelerin kapatılması meselesi,Ne 17 Aralık, ne 25 Şubat operasyonları,Ne dinleme tapeleri, hiçbirisi yoktu. ABD ile ilişkiler de henüz bozulmamıştı.Aradan geçen kısa bir süre sonra olaylar Sayın Baş'ın dediği gibi gelişti. ABD Başkanı Obama ile Erdoğan arasında 19 Şubat'ta bir görüşme oldu. Telefon konuşmasında Obama, Erdoğan'a "hukukun üstünlüğü" vurgusu yaptı. İnanıyoruz ki, bu görüşme için Erdoğan, "sesini özlemiştim" dememiştir.Zira işler tersine dönmeye başladı. Birleşik Devletler'in Cemaat-AKP mücadelesinde Cemaat'ten yana tavır koyması, Erdoğan ile kadim dostu Obama'nın arasını açmaya başladı.Başbakan'a bir darbe de, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın hazırladığı 2013 İnsan Hakları Raporu'yla geldi.Raporun Türkiye bölümünde, daha önceki yıllarda yapılmadığı kadar yolsuzluk vurgusu, hesap verilebilirlik üzerine kurulu cümleler yer aldı.ABD Dışişleri İnsan Haklarından Sorumlu Bakan Yardımcısı Zeyda'nın ifadesi şöyle:"Türkiye söz konusu olduğunda, rapor, yasal haklara saygı, adalete etkili erişim ve hukukun üstünlüğü için yürütülen soruşturmalarda adli süreçlerin bağımsızlığına yönelik kaygılarımızı yansıtıyor."Ve rapordan önemli bir yorum: "Yargının yolsuzlukla ilgili davalara bakarken tarafsız davranmadığı yönünde kaygılar vardır."Aynı raporda, yolsuzluk soruşturması sürecinde, "binlere savcı ve polisin başka yerlere atandığı" da vurgulanıyor.Cemaat ve AKP arasındaki kardeşliğin 11 yıldır devam ettiği herkesce malum. Bu kardeşliğin, emniyete, yargıya "kadrolaşma" şeklinde yansıdığı da?Öyle ya, "ne istediler de vermedik" diyerek sitayişte bulunan Erdoğan, 17 Aralık gecesinden itibaren yüzlerce hakim, savcı ve emniyet görevlisinin yerini değiştirmeye başladı bile?Bu rapor ile ABD, Cemaat kadroları üzerinden devam eden düellonun Cemaat tarafında yer aldığını gösteriyor.Yoksa Cemaat kadroları ile dolmuş yargının tarafsızlığı bugüne kadar farklı çevrelerde dile getirilse de ABD'den gelen bir raporda ilk kez konu ediliyor.Nereden nereye? 11 senedir ne yaparsa yapsın okyanus ötesinden övgüler alan Erdoğan gitti, Gezi Parkı'ndaki tutumu kınanan, özgürlüklerin karşısında durduğu iddia edilen, yolsuzlukla mücadelede tarafsız davranmadığı eleştirilerine maruz kalan bir başbakan geldi. Üstüne üstlük kendisine, "ortaya çıkanlardan sonra yurt dışına kaç" denmeye başlandı bile? Gerçekten de Erdoğan, Hüseyin bin Ali'nin sonuna doğru koşuyor?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Sinem Baş / diğer yazıları
- Geçmiş olsun Sayın Baş / 23.03.2020
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018