Bundan 91 yıl evvel kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ne yazık ki bir asrı tamamlamadan bölünmenin eşiğine gelmiş durumda. Emperyalizme karşı verdiği büyük kurtuluş savaşından, yeni bir devleti var eden milletimiz bugün üzerindeki oyunlara mağlup oluyor. Son Milli Güvenlik Kurulu toplantısında TSK'nın, doğu ve güneydoğudaki illerimizi kaybetmek üzereyiz ikazını kimse duymadı, belki de duymak istemedi. Türkiye birinci ağızdan ifade ile bölünmenin eşiğine gelmiştir. Bizler ise ölü toprağı serpilmiş gibiyiz. Oysa bugün askerin dediği bölünme ikazı, yıllardır Prof. Dr. Haydar Baş tarafından yapılmaktaydı. Ancak bölünmeye razı olanlar ona kulak vermediler. PKK'nın gençlik yapılanması YDG-H Şırnak'ın Cizre ilçesinden sonra şimdi de Silopi'de özerklik ilan etti. Bazı illere giriş-çıkış sırasında pasaport kontrolü yapıldığı söyleniyor. Ülkemizdeki Kürt meselesini terör sorunu ile karıştıranlar bilerek ya da bilmeyerek bölünmeye zemin hazırlamaktadır. Alevi Kürtleri açıkça dışlayan bu zihniyet, kim bilir belki de kapalı kapılar ardında Barzani üzerinden yapılan hesaplar için PKK'nın doğu ve güneydoğudaki olaylarına ses çıkarmamaktadır. Zira bu gidişle asayişin kaybı beraberinde bölünmeyi getirecek, anayasal bir değişime dahi gerek duyulmadan ayrılık doğal yoldan gerçekleşecektir. Yahudi Kürt devletinin güneydoğumuzda Planlanan ayağı birden devreye girecektir. PKK'nın mevcut şartlarda, Türkiye'den alacağı hiçbir hakkı olamaz. 30 yılı aşkın zamandır silah ile elde edilemeyenler, çözüm süreci ile masa başında kazanılır sanılsa da, kendileri üzerinden oynanan oyunda aslında Alevi Kürtlerin yeri olmadığı bellidir. Bu sebeple uyguladıkları yasa dışı hareketler var gibi gösterilen çözüm sürecinin bir anda bitirilmesinin bahanesinden başka bir işe yaramayacaktır. Yeniden silaha sarılmaların başladığı bir ortamda, TSK'nın çeşitli suni davalarla etkisiz kılındığı, güvenlik birimlerinin eli kolu bağlı hale geldiği, adalet terazisinin kaydığı bugün, vatandaşımız yaşananlara müdahale edecek merci de bulamayacaktır. Bu kaos ortamında yitirilen canlar, maalesef sadece Yahudi Kürt devletine döşenen taşlar olacaktır. Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in yıllardır değişmeyen ve bugünün ikazı, tespitleri dinlenmiş olsaydı, Türkiye bölünme sürecini görmeyecekti. Bu vebal sadece siyasilerin değildir. Bu vebal siyasilerden de öte, onları oylarıyla söz sahibi kılan vatandaşa aittir. Terörün hortlayacağı, anayasa ile federasyonun sonra da bölünmenin yaşanacağı, çözüm süreci ile parçalanmadan başka bir şey elde edilemeyeceği ikazları bizlere yapılmadı mı? Neden ısrar ediyoruz! Israr ettikçe elimizdeki her şeyi, vatan toprağını, birliği, devletimizi kaybediyoruz farkında değil miyiz?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Sinem Baş / diğer yazıları
- Geçmiş olsun Sayın Baş / 23.03.2020
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018