Tarihî müttefikimiz, coğrafî tiftikimiz ve politik istifimiz ABD, bir Afrika ülkesine yapmaya kalkışsa bazı "çekinceler" taşıyacağı bir küstahlık örneğiyle 11 komutanımızın karargahını basıyor, başlarına çuval geçirerek ve ellerini de arkadan naylon kelepçelerle kelepçeleyerek götürüyor.
Hemen her fırsatta ABD menfaatlerinin savunucusu "ücretli avukat" bir kısım medya, göstermelik "kınayan" manşetlerini atma fırsatı buldu.
Oysa, aynı ABD, bağımsız bir ülkeyi, tamamı yalan iddialarla işgal ederken aynı medya bayram yapıyordu.
Oysa aynı medya, bir millet, tamamı yalan iddialarla öldürülürken gene seyran ediyordu.
Oysa aynı medya, bir kültür mirasının tamamı, yalan iddialarla talan edilmesini uzaktan seyrediyordu.
Oysa aynı medya, binlerce kadın, çocuk, ihtiyar tamamı yalan iddialarla mağdur edilirken dut yiyordu.
Oysa aynı medya, 35 bin insanımızın katiline "köşe yazarları" yollayarak, sabah kahvaltılarında işin siyasallaşmasına zemin sağlıyordu ki, Kuzeyimizde meydana gelinen bu nokta o günlerin birikimi değil mi sanıyorsunuz?
57 saat süren tarihin hiçbir döneminde eşine rastlanılmayan bu Türk onurunu kırıcı hareket sonunda "göstermelik" medya, yine aynı muhtevalı manşetini attı; "Mutlu son".
İyi, güzel, has, hamam yahut tas da, bu "mutlu sonun" mutsuz ve umutsuz başlangıcı ne?
Geçmişi on yıllara dayanan bu "onur kırıcı" davranışlar her fırsatta karşımız mı çıkacak.
Göstermelik "tezkere krizlerine" kanmayın.
1990'da olduğu gibi, bu son Irak savaşında da biz ABD menfaatlerine hizmette kusur etmedik.
Lojistik, mojistik, yorgan ve yastık,
Sosyolojik, psikolojik, antropolojik ve akla gelecek sonu jik ile biten her türlü desteği vermedik mi bu tarihî müttefikimize? Verdik.
Evlad-ü iyalini bu ülkede tahsile gönderenlerin ve her fırsatta önemli ve dünyaya kapalı "Allah'a açık" toplantılara katılmak için bu ülkeye, sanki evinin bahçesine gider gibi gidip gelenlerin aksini yapmasını beklemek saflık olmaz mı?
Uğruna nice masumların dökülen kanına ortak olduğumuz bir milyar dolardan ne haber?
Savaş süresince elinde metal bir çubukla Irak topraklarını ABD'nin menfaati doğrultusunda sanki babasının malı imiş gibi taksim edenler bu duruma ne diyor?
"ABD şuradan girerse, buradan çıkarsa", atarsa, tutarsa ve cümle alem yutarsa?gibi belki de ABD'li uzmanların bile düşünemediği stratejileri üretenler ne diyor bu duruma?
Her gün bir ABD'li askerin öldüğü, onlarcasının yaralandığı ki, bu sayı daha fazladır, bu süreçte ABD'lilerin, vücuduna onlarca mızrak yemiş boğa gibisağa sola saldırması gayet normaldir de, normal olmayan, bizim şu ana kadar ortaya koyduğumuz hep ABD menfaatlerini gözeten siyasetimizin onur kırıcı boyuta varmış olması değil mi?
Kendi millî kimliğinden kopmuş bir millet, her gün yabancı kimliklerin mesiresi haline gelmiş bir vatan, gençliğine hiçbir ideal aşılamayan bir anlayış, "dinî ve millî hassasiyeti" yok olma sürecine girmiş bir idare, müziği, sinaması, edebiyatı, zevki, estetiği, kısaca millî kültürü Hıristiyan Batı kültürü tarafından esir alınmış bir devletin başına daha neler gelmez ki?
Ne zaman titreyip de kendimize geleceğiz?
Yoksa hep titreyecek ama hiç kendine gelemeyecek miyiz?
Hemen her fırsatta ABD menfaatlerinin savunucusu "ücretli avukat" bir kısım medya, göstermelik "kınayan" manşetlerini atma fırsatı buldu.
Oysa, aynı ABD, bağımsız bir ülkeyi, tamamı yalan iddialarla işgal ederken aynı medya bayram yapıyordu.
Oysa aynı medya, bir millet, tamamı yalan iddialarla öldürülürken gene seyran ediyordu.
Oysa aynı medya, bir kültür mirasının tamamı, yalan iddialarla talan edilmesini uzaktan seyrediyordu.
Oysa aynı medya, binlerce kadın, çocuk, ihtiyar tamamı yalan iddialarla mağdur edilirken dut yiyordu.
Oysa aynı medya, 35 bin insanımızın katiline "köşe yazarları" yollayarak, sabah kahvaltılarında işin siyasallaşmasına zemin sağlıyordu ki, Kuzeyimizde meydana gelinen bu nokta o günlerin birikimi değil mi sanıyorsunuz?
57 saat süren tarihin hiçbir döneminde eşine rastlanılmayan bu Türk onurunu kırıcı hareket sonunda "göstermelik" medya, yine aynı muhtevalı manşetini attı; "Mutlu son".
İyi, güzel, has, hamam yahut tas da, bu "mutlu sonun" mutsuz ve umutsuz başlangıcı ne?
Geçmişi on yıllara dayanan bu "onur kırıcı" davranışlar her fırsatta karşımız mı çıkacak.
Göstermelik "tezkere krizlerine" kanmayın.
1990'da olduğu gibi, bu son Irak savaşında da biz ABD menfaatlerine hizmette kusur etmedik.
Lojistik, mojistik, yorgan ve yastık,
Sosyolojik, psikolojik, antropolojik ve akla gelecek sonu jik ile biten her türlü desteği vermedik mi bu tarihî müttefikimize? Verdik.
Evlad-ü iyalini bu ülkede tahsile gönderenlerin ve her fırsatta önemli ve dünyaya kapalı "Allah'a açık" toplantılara katılmak için bu ülkeye, sanki evinin bahçesine gider gibi gidip gelenlerin aksini yapmasını beklemek saflık olmaz mı?
Uğruna nice masumların dökülen kanına ortak olduğumuz bir milyar dolardan ne haber?
Savaş süresince elinde metal bir çubukla Irak topraklarını ABD'nin menfaati doğrultusunda sanki babasının malı imiş gibi taksim edenler bu duruma ne diyor?
"ABD şuradan girerse, buradan çıkarsa", atarsa, tutarsa ve cümle alem yutarsa?gibi belki de ABD'li uzmanların bile düşünemediği stratejileri üretenler ne diyor bu duruma?
Her gün bir ABD'li askerin öldüğü, onlarcasının yaralandığı ki, bu sayı daha fazladır, bu süreçte ABD'lilerin, vücuduna onlarca mızrak yemiş boğa gibisağa sola saldırması gayet normaldir de, normal olmayan, bizim şu ana kadar ortaya koyduğumuz hep ABD menfaatlerini gözeten siyasetimizin onur kırıcı boyuta varmış olması değil mi?
Kendi millî kimliğinden kopmuş bir millet, her gün yabancı kimliklerin mesiresi haline gelmiş bir vatan, gençliğine hiçbir ideal aşılamayan bir anlayış, "dinî ve millî hassasiyeti" yok olma sürecine girmiş bir idare, müziği, sinaması, edebiyatı, zevki, estetiği, kısaca millî kültürü Hıristiyan Batı kültürü tarafından esir alınmış bir devletin başına daha neler gelmez ki?
Ne zaman titreyip de kendimize geleceğiz?
Yoksa hep titreyecek ama hiç kendine gelemeyecek miyiz?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024