Türkiye'de 2003 yılı itibari ile nüfusun en yoksul % 10 kesimi gelirin % 1.9'unu alırken; en zengin % 10'un aldığı pay, % 34.6'ya kadar çıkmaktadır.
Bu tabloya göre en zengin ve en fakir % 10'luk dilimlerin gelirden aldığı paylar arasında 18 kat fark vardır. Günlük geliri 4.3 ABD Dolarından az olanların oranı ise 2002 yılı itibari ile % 30.3'tür. Sıfıra doğru inildikçe gelir dağılımındaki adaleti 100'e yaklaştıkça da adaletsizliği gösteren "Gini Katsayısı", 2003 yılı için 42 olarak hesaplanmıştır. Dünyanın diğer ülkelerinde de durum pek farklı değildir.
Küreselleşme, bir sömürü projesidirKüreselleşme adı altında gelişmiş ülkeler çeşitli para oyunları ve çıkarttırdıkları kanunlarla birlikte, azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kaynaklarını ve gelirlerini sömürerek kendilerine aktarmışlardır. Kapitalist politikalar sonucu 1998 yılı itibari ile 973.7 milyon kişi günde 2 ABD Dolarının altında gelir elde ederken; 352.9 milyon kişi ise günde 1 ABD dolarının altında gelir elde etmektedir. Aynı yıl itibari ile dünya nüfusunun 5.240 milyar olduğu dikkate alındığında felaketin boyutları daha iyi anlaşılacaktır. Çoğunlukla Afrika'da, Doğu ve Güney Asya'da ve Güney Amerika'da açlık sınırında yaşayan insanlar, kaynakları olmadığı için değil, küresel güçler tarafından sömürüldügü için bu durumu yaşamaktadır. Gelişmiş kabul edilen ülkelerde bile gelir adaletsizliğine işaret eden Gini katsayısı son derece yüksektir. ABD'nin 2000 yılı Gini katsayısı 40.8, İngiltere'nin 1999 yılı Gini katsayısı 36, Almanya'nın 2000 yılı Gini katsayısı 28.3'tür. Yine 1993 yılı itibariyle dünyadaki en zengin % 1'lik kesim, toplam gelirden % 9.5 pay alırken; en fakir % 10'luk nüfus sadece % 0,8 gelirden pay almaktadır. Bu da 100 kattan daha fazladır. Bu sebeple kapitalist modellerin çözemediği problemlerden biri de gelir dağılımında dengesizliktir. Zira bu problem kapitalizmin doğasından kaynaklanmaktadır. Gelir dağılımında bozukluğa sebep olan etkenler incelendiğinde bu daha iyi anlaşılacaktır.
Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş
MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLERProf.Dr. Yuri Gavriletz Moskova Devlet ÜniversitesiMEM dinamik bir modelTüm bilim adamlarımıza selamlar, bize böyle bir uluslararası kongrenin lezzetini tattırdığı için sayın Prof. Dr. Baş'a özellikle şükranlarımı sunarım.Ekonomik sistemde fiyatların, vergilerin, gelirlerin, tüketim ve serbest pazarda rol alan bütün önemli memurların, bir arada düşünüldüğü bölgenin adı pazar dengesidir. Burada toplumun sosyal dengelerine önemli göndermeler vardır. Örneğin, kaçzengin insan, kaç fakir insan var, kaç kişi açlıktan ölüyor. Bunları bilmek ve bunların hangi mekanizmalarla işlediğini, hayata nasıl yansıdığını bilmek önemlidir. Batılıların tüm matematik ekonomik çalışmalarında bir denge sağlanamamıştır. Gerçek hayatta bir toplum, eğer kabul edilebilir bir adalet, bir denge sağlayacaksa; pazar mekanizmalarının düzenlemeye tabi tutulması, böylece zaman zaman değil, kalıcı bir dengenin yakalanması ancak kabul edilebilir. Prof. Dr. Haydar Baş'ın analizinden aldığım nokta şunu gösteriyor; pazar şartlarında sürekli insanların görüşlerinin değişebileceği gerçeği hesaba katılarak değişik seçenekler, değişik farklılıklar var. Bunlar sistemde yerini alıyor. Sayın Haydar Baş'ın çalışması, birbiriyle sürekli etkileşen ve zaman zaman işbirliğine giren değişik sahaların etkileşimine kapı açıyor.
Bu tabloya göre en zengin ve en fakir % 10'luk dilimlerin gelirden aldığı paylar arasında 18 kat fark vardır. Günlük geliri 4.3 ABD Dolarından az olanların oranı ise 2002 yılı itibari ile % 30.3'tür. Sıfıra doğru inildikçe gelir dağılımındaki adaleti 100'e yaklaştıkça da adaletsizliği gösteren "Gini Katsayısı", 2003 yılı için 42 olarak hesaplanmıştır. Dünyanın diğer ülkelerinde de durum pek farklı değildir.
Küreselleşme, bir sömürü projesidirKüreselleşme adı altında gelişmiş ülkeler çeşitli para oyunları ve çıkarttırdıkları kanunlarla birlikte, azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kaynaklarını ve gelirlerini sömürerek kendilerine aktarmışlardır. Kapitalist politikalar sonucu 1998 yılı itibari ile 973.7 milyon kişi günde 2 ABD Dolarının altında gelir elde ederken; 352.9 milyon kişi ise günde 1 ABD dolarının altında gelir elde etmektedir. Aynı yıl itibari ile dünya nüfusunun 5.240 milyar olduğu dikkate alındığında felaketin boyutları daha iyi anlaşılacaktır. Çoğunlukla Afrika'da, Doğu ve Güney Asya'da ve Güney Amerika'da açlık sınırında yaşayan insanlar, kaynakları olmadığı için değil, küresel güçler tarafından sömürüldügü için bu durumu yaşamaktadır. Gelişmiş kabul edilen ülkelerde bile gelir adaletsizliğine işaret eden Gini katsayısı son derece yüksektir. ABD'nin 2000 yılı Gini katsayısı 40.8, İngiltere'nin 1999 yılı Gini katsayısı 36, Almanya'nın 2000 yılı Gini katsayısı 28.3'tür. Yine 1993 yılı itibariyle dünyadaki en zengin % 1'lik kesim, toplam gelirden % 9.5 pay alırken; en fakir % 10'luk nüfus sadece % 0,8 gelirden pay almaktadır. Bu da 100 kattan daha fazladır. Bu sebeple kapitalist modellerin çözemediği problemlerden biri de gelir dağılımında dengesizliktir. Zira bu problem kapitalizmin doğasından kaynaklanmaktadır. Gelir dağılımında bozukluğa sebep olan etkenler incelendiğinde bu daha iyi anlaşılacaktır.
Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi /BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş
MİLLİ EKONOMİ MODELİ İÇİN NE DEDİLERProf.Dr. Yuri Gavriletz Moskova Devlet ÜniversitesiMEM dinamik bir modelTüm bilim adamlarımıza selamlar, bize böyle bir uluslararası kongrenin lezzetini tattırdığı için sayın Prof. Dr. Baş'a özellikle şükranlarımı sunarım.Ekonomik sistemde fiyatların, vergilerin, gelirlerin, tüketim ve serbest pazarda rol alan bütün önemli memurların, bir arada düşünüldüğü bölgenin adı pazar dengesidir. Burada toplumun sosyal dengelerine önemli göndermeler vardır. Örneğin, kaçzengin insan, kaç fakir insan var, kaç kişi açlıktan ölüyor. Bunları bilmek ve bunların hangi mekanizmalarla işlediğini, hayata nasıl yansıdığını bilmek önemlidir. Batılıların tüm matematik ekonomik çalışmalarında bir denge sağlanamamıştır. Gerçek hayatta bir toplum, eğer kabul edilebilir bir adalet, bir denge sağlayacaksa; pazar mekanizmalarının düzenlemeye tabi tutulması, böylece zaman zaman değil, kalıcı bir dengenin yakalanması ancak kabul edilebilir. Prof. Dr. Haydar Baş'ın analizinden aldığım nokta şunu gösteriyor; pazar şartlarında sürekli insanların görüşlerinin değişebileceği gerçeği hesaba katılarak değişik seçenekler, değişik farklılıklar var. Bunlar sistemde yerini alıyor. Sayın Haydar Baş'ın çalışması, birbiriyle sürekli etkileşen ve zaman zaman işbirliğine giren değişik sahaların etkileşimine kapı açıyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.