Huntington'un 'medeniyetler çatışması' tezine karşı oluşturulan 'medeniyetler diyaloğu, uzlaşması, ittifakı' çalışmaları hızlandırıldı. Batı dünyasında organize edilen bu çalışmalarda Türkiye'ye başrol biçilmiş. Zaten başkası da olamazdı. Çünkü dinlerarası diyalogda başı çeken Türkiye'nin, aynı faaliyetin bir yüzü olan 'medeniyetler ittifakı'nda geri bırakılması düşünülemezdi. Aslında her iki faaliyette de hedef ülke Türkiye'dir. Bir başka deyişle, Türkiye'ye karşı faaliyetlerde, Türkiye'ye görev veriliyor.Batılılar, bu faaliyetlerle Türk milletine şunu demek istiyorlar: "Biz savaş alanlarında çok uğraştık, sizi yenemedik, yok edemedik. Gelin, siz kendi kimliğinizi kırın ve kendinizi tarih sahnesinden silin, bize de zahmet etmeyin". Evet, dinlerarası diyolog ve medeniyetler ittifakının anlamı budur. Medeniyetler ittifakı kavramını ve çalışmasını, Batılılar ortaya koyduğuna göre, onlar bundan ne anlıyorlar, ona bakmak lâzım. Batılı siyaset ve bilim adamları, yazarları, çizerleri medeniyet konusunda pekçok tanımlar yapmışlar. Bunlar arasında en kısa ve özlü olanı Eliot'un tanımı olduğu için sadece onu nakletmek yeterlidir. Eliot diyor ki: "Medeniyet, dinin vücut bulmuş şeklidir". Bu tanıma göre -ki tanım doğrudur- medeniyetler ittifakı, dinler ittifakı anlamına gelmektedir. İyi de, medeniyetler ittifakının İstanbul'daki son toplantısında 'Akil Adamlar'ın hazırladığı nihai raporda şöyle denilmektedir: "Üç tektanrılı dinin taraftarları arasındaki gerilim ve çatışmalar tarih boyunca dinden ziyade siyasal karakter taşımaktadır". O zaman şu soruyu sormak gerekiyor: "Madem ki, sorun dini değil, neden çözümü medeniyetlerin, yani dinlerin ittifakında arıyorsunuz?. Sorun siyasi ise siyasetçiler bir araya gelsin, konuşsun, görüşsün sorunu çözsün. Medeniyetler ittifakı toplantıları siyasi toplantılarsa, orada din adamlarının işi ne?". Demek ki, söylenenlerin hepsi yalan ve hepsi aldatmacadan ibarettir. Tabii ki, burada aldatılan taraf Müslümanlardır. Çünkü karşı taraf gerçeği biliyor ve bu çalışmaları bilerek sürdürüyor.Akil adamların raporunda bir de şöyle deniliyor: "Müslüman ülkelerin, İslâmi hukuk ve gelenekleri kendilerine göre yorumlaması aşırılık ve şiddeti körüklemektedir". Peki Müslümanların, Kur'an'ı nasıl yorumlamaları gerekir? Bu sorunun cevabını Ortadoğu ve İslâm uzmanı olarak bilinen Ingmar Karlsson şöyle veriyor: "14. ve 15. yüzyıllarda Müslüman ve Hıristiyanların arasının bozulmasının sebebi, Müslümanların gerçeği harfiyen Kur'an'da aramasıydı. Ama şimdi Müslümanlar İslâm'ı Avrupa'daki şartlara göre yorumluyorlar". Dinlerarası diyalog ve medeniyetler ittifakının amacını, bundan daha güzel anlatacak bir söz olabilir mi? Wera Stanlay Alder'in ifadesiyle, bu çalışmalarda asıl amaç, "küresel bir din oluşturmaktır". Fransa Dışişleri Bakanlığında görevli bir diplomat da şöyle demişti: "Yıllarca harcadığımız çabalara rağmen, İslâm dünyası kendi ruh yapılarına has olan İslâm inancını ve medeniyeti gizli de olsa yaşatmıştır". O halde, Batılılara göre çözüm, medeniyetleri, özde ise dinleri ortak bir noktada birleştirerek, küresel dini meydana çıkarmaktır. Daha doğrusu, İslâm'ı Batılı değerlere göre yorumlayarak, Müslümanların davranışlarını değiştirmesini sağlamaktır. Nitekim, Medeniyetler ittifakı toplantısında BM Genel Sekreteri Kofi Annan, bunu açıkça ifade etti. Dedi ki: "Sorun ne Tevrat, ne Kur'an, ne İncil'de. Asıl sorun inanç değil, inananlar ve onların davranışlarındadır." Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Milli Marşımızda, Batı medeniyetini "tek dişi kalmış canavar" olarak tanımlamaktadır. AKP hükümetine ve medeniyetler ittifakının eşbaşkanı Başbakan Erdoğan'a soruyoruz: "Canavar medeniyetiyle hangi ittifakı kuruyorsunuz?". O medeniyetle kurulsa kurulsa deniyetler ittifakı kurulabilir ki, öyle bir ittifakta da Türk milletinin asla yeri olamaz. Tarih boyunca haklının, doğrunun, mazlumun yanında olan Türk milletine yakışan, yine aynı şerefli yolda yürümektir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018

























































































