Yeni yıl yaklaştıkça 6'lı Masa'da cumhurbaşkanı adayının kim olacağı tartışmaları da hararetleniyor.
Ankara'da televizyonların temsilcileri ile bir araya gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, adaylık sürecine ilişkin açıklamalarda bulunarak, "6'lı Masa'dan bir kişinin cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenmesi kişisel görüşüm. Masada henüz tartışılmadı. 6 lider 'adayımız sizsiniz' derlerse elbette olurum" dedi.
Aslında 6'lı Masa'daki tüm genel başkanlar –belki Meral Akşener dışında- 'adayımız sizsiniz derlerse aday olurum' cümlesini kurabilir.
Hatta ısrar edilirse Akşener dahi olabilir. 'Kazanacak aday' deniliyorsa belki olmalıdır da…
Aday belirlenirken temel mesele Türkiye'de köklü bir değişim bekleyen milyonlarca vatandaşa yeni bir Ekmelettin travması yaşatmamak olmalıdır.
Zira bu seçimde arzulanan değişimin gerçekleşmesinin önünü açmakta muhalefet partileri başarısız olursa, milletimizin 20 yıllık kâbustan uyanma konusunda umutları daha da tükenecek, bu kâbusun hiç bitmeyeceğine dair inanç daha da pekişmiş olacaktır. En büyük güven kaybını da muhalefet cephesi yaşayacaktır.
6'lı Masa adayı konuşurken, hükümet de kendine rakip olanları ekarte etmek için hiçbir hamleden geri durmuyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'na hapis ve siyasi yasak öngören mahkeme kararı daha onanmamış olsa da hükümetin ekmeğine yağ sürmüş oldu.
Mahkeme kararının istinaf ve Yargıtay süreçleri bir hayli zaman alacak ve belki de seçimlerden sonraya kalacak.
Ancak Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Muharrem Akkaya'nın siyasi yasak ve hapis cezası alan İmamoğlu'nun olası cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili, "Adayken ceza alırsa adaylığı düşmez, isterse yarışabilir. Ama seçilmesi durumunda mazbatası verilmez" şeklindeki ifadelerinin psikolojik etkisi şimdiden hissedilecektir.
Her ne kadar YSK Başkanı Akkaya, bu ifadelerinin YSK'yı bağlamadığını ve kendi kişisel görüşleri olduğunu söylese de bu sözlerin ilk psikolojik etkisinin 6'lı Masa'da olacağını düşünüyorum.
Şöyle ki, '6'lı Masa'daki liderlerden biri aday olmalı' şeklinde seslendirilen görüşler, artık daha fazla kabul görecektir. Bu bağlamda 6'lı Masa'dan İmamoğlu'nun adının çıkması ihtimalinin, mahkeme kararı ve bu karara YSK Başkanı'nın belirttiği görüş sonrasında iyice azaldığını düşünüyorum.
İsveç bildiğiniz gibi
Bu aybaşındaki bir yazımda "Türkiye'nin tüm isteklerine 'tamam' diyen İsveç ve Finlandiya'yı siz bir de köprüyü geçtikten sonra, yani NATO'ya üye olduklarından sonra görün" demiştim.
Ancak adamlar köprüyü geçmeden gerçek yüzlerini göstermeye başladılar bile.
İsveç, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturmasının firari şüphelisi Bülent Keneş'in Türkiye'ye iadesi talebini reddetmiş.
Bu da gösteriyor ki, ne İsveç'in ne de Finlandiya'nın Türkiye'yi rahatsız eden politikalarında bir değişiklik var.
Türkiye karşıtlığında ve ülkemizi hedef alan terörist yapılanmalara destek konusunda bu iki ülke durum aynı tas aynı hamam.
O zaman Türkiye, bu ülkelere NATO konusunda kapıyı asla açmamalı.
Ancak hem İsveç'te hem de Finlandiya'da NATO'ya girecekleri garantiymiş gibi bir rahatlık var.
İnşallah AKP hükümetinin bu iki ülkeyle NATO pazarlığı 'ne istedilerse verdik, ama yanıltıldık' bilindik hikâyesine dönüşmez.
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024































































































