Emekli Tümgeneral Nejat Eslen: Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesi konusunda ortak bir politik irade oluştu. Muhtemel bir operasyonun önündeki en büyük engel ise ABD. Türkiye'nin operasyon konusunda blöf yapması PKK'ya yarar Strateji bir oyundur. Eğer ABD gerekli önlemleri almaz ise Türkiye'nin PKK'yı bertaraf etmek amacı ile Irak'a askeri güç göndermesi gündemde. Politik otorite bu konuda iradenin oluştuğunu ve hazırlıkların tamamlandığını iddia ediyor. Resmi açıklamalardan oluşturulduğu iddia edilen iradenin iki amaç taşıdığı anlaşılıyor; birincisi, ABD'yi zorlayarak ve onun katkısı ile Irak'ın Kuzeyi'nde üslenmiş olan PKK'yı etkisizleştirmek; ikincisi ise ABD bunu gerçekleştirmediği takdirde (ABD'nin böyle bir niyetinin olmadığı zaten biliniyor, yeteneklerinin olmadığını ise ABD yetkilileri ifade ediyor) TSK ile PKK'yı Irak'ın Kuzeyi'nde bertaraf etmek. Operasyonun yararı büyükTürkiye'nin askeri gücünü Irak'ın kuzeyine sokması ile PKK'nın bütününün bertaraf edilmesi mümkün olmasa ve politik açıklamalarla harekâtın baskın etkisi kalkmış olsa bile böyle bir eylem ile bu örgüte karşı sürdürülen mücadelede ciddi avantajlar sağlanabilir ve birçok alanda (Kerkük'ün geleceği, Türkmenlerin güvenliği gibi) Türkiye'ye fiziki ve psikolojik artı değerler kazandırabilir. Türkiye'nin Irak'ın kuzeyine askeri güç göndermesi için yaşamsal güvenlik çıkarlarının ciddi şekilde etkileniyor olması gerekir; bu konuda şüpheye yer yok, PKK bölücü bir örgüt ve silahlı eylemleri ile Türkiye'nin güvenliğine ve bütünlüğüne zarar veriyor. Kamuoyunun çoğunluğunun ve muhalefetin tümünün olası girişimi desteklemesi karar alıcılar için önemli bir avantaj oluşturuyor. Uluslararası hukuk da bu şartlarda sıcak takibe imkân sağladığı için sorun yok. İsrail'in meşru müdafaa adı altında Filistin'de ve Lübnan'da giriştiği insanlık dışı eylemler zamanlama ve meşruiyet bakımından Türkiye'ye avantajlar sağlıyor. Medeniyetler çatışması şiddetlenirken yeniden şekillenen ve haritası yeniden çizilmekte olan Ortadoğu'nun her türlü inisiyatife açık ve güçlü olanlara fırsatlar sunuyor olması da müdahale için uygun bir zemin hazırlıyor olabilir. ABD'nin jeostratejik yetenekleri ile hedefleri arasındaki denge bozukluğu nedeni ile içinde bulunduğu açmazlar ve Türkiye'yi kaybetme riskini göze almasındaki zorluklar da zamanlama açısından artı bir etken olarak değerlendirebilir. Ekonomi dümeninde ABD var Bu şartlarda, Türkiye'nin oluştuğunu iddia ettiği politik iradesini uygulamaya başlamasını zorlayan en ciddi dış etkenler yine de ABD, taraflarca kabul edilen ortak stratejik vizyon belgesine rağmen vizyonları artık çoğu kez örtüşmediği için giderek karmaşık bir durum alan ve zorlaşan Türk-ABD ilişkileri ve ABD'nin oynamalarına her zaman açık olan kırılgan Türk ekonomisidir. Gelecekteki riskler de dikkate alınmalıBu nedenle de Türkiye'nin Irak'ın kuzeyine PKK'ya karşı başlatabileceği askeri inisiyatif için en önemli engel ABD'dir ve Türkiye bu inisiyatifi ancak ABD'ye rağmen geliştirebilir. Bu şartlarda karar oluşturulurken Türkiye'nin ABD'den ve bölgeden kaynaklanabilecek her türlü riski hesaplaması gerekir. Türkiye, bölgeden ve ABD'den kaynaklanabilecek riskleri hesaplarken ve bu riskleri kabul edip edemeyeceğini kararlaştırırken şu kritik sorunun cevabını da aramalıdır; "Eğer mevcut riskler şimdi kabul edilmezse, gelecekte Türkiye hangi daha ciddi risklerle karşı karşıya kalabilecektir; Türkiye gelecekte bu riskleri kabullenebilecek midir?" Bu sorunun cevabı,Türkiye'nin Irak'ın Kuzeyi'ne müdahalesi için oluşturulacak karara egemen unsur olabilecektir. Strateji bir oyundur. Strateji, ciddi sonuçlar doğuran bir oyundur. Bu nedenle de PKK oyununu da ciddi oynamak gerekir. Çünkü, oluştuğu ifade edilen irade gerçekleşmediği takdirde bir blöfe dönüşebilir. Blöf ise PKK ile mücadeleyi daha da zora sokarken, tüm inandırıcılığı yok edebilir ve Türkiye'nin zaten aşınmış olan prestijine ve bölgesel çıkarlarına da zarar verebilir. Türkiye, artık asıl sorununun sadece PKK ve terörle mücadele değil, bunları da içine alan ve daha da geniş kapsamlı olan etnik bölücülük olduğunu, asıl mücadelenin ise etnik bölücülüğe karşı verilmesi gerektiğini görmelidir. Türkiye, artık çoğu zaman örtüşmeyen ABD-Türk stratejik vizyonlarından kaynaklanan sorunları karşılamak için de bir stratejik vizyon geliştirmelidir. Radikal
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.