15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı Atatürk Cumhuriyetinin yerini Fetullah Cumhuriyetinin alacağı ifade ediliyor.
Katılıyorum.
Hatta buna darbe girişimi demek de doğru değil. Yaşadığımız şey Cumhuriyetimizin ölüm kalım savaşıydı.
Bu manada Türkiye Cumhuriyeti, yıkılmanın eşiğine kadar geldi.
Olmadı çok şükür.
Ne olmadı?
Atatürk'ün kurduğu cumhuriyet yıkılmadı!
15 Temmuz'dan sonra büyük bir temizlik operasyonu başlatıldı. Sonuna kadar bu temizliğin sürmesinden yanayım ancak temizliğin yerini cadı avının aldığına dair tolumda kanaatler yaygınlaşıyor. Bu durum ileride büyük sıkıntılara
sebep olabilir!
İsimler üzerinde durmayacağım, kimin ne yaptığını da bilmem fakat darbeyle veya Cumhuriyetimizin yıkılmasıyla alakası olmayan insanların da aynı potaya sokulması vatandaşı endişelendiriyor. Bir yandan birlik ve beraberlik havası estirilirken diğer yandan korku, her eve yayılarak etki alanını genişletiyor.
Korktukları şey FETÖ'yle şimdiye kadar kurdukları alakanın ortaya çıkıp çıkmayacağı değil. FETÖ'yle hiç alakaları olmadığı halde böyle bir suçlamayla karşılaşıp karşılaşmayacağıdır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin yıkılmasını isteyen ve çalışan her kim varsa adil şekilde yargılanıp cezalandırılsın. Ancak böyle bir ortamda suçu olmayan bir insan derdini nasıl anlatacak? Derdini anlatana kadar ne kadara zaman geçecek? Yaşadığı mağduriyetler nasıl telafi edilecek? Hepsinden önemlisi de savcılara ve hakimlere nasıl güvenecek?
Hakim ve savcıların bile korktuğu bir süreçten geçiyoruz. Ve aklıma hemen şu soru geliyor: "Bir hakim siyasi bir lideri ayakta neden alkışlar?"
Deniliyor ya FETÖ, Cumhuriyetimizi yıkmaya çalışan ve yerine kuracağı cumhuriyetin başına geçmeyi amaçlayan bir kişidir diye. Aslına bakarsanız tam da öyle değil. FETÖ, ABD tarafından kullanılmış, kandırılmış ve aldatılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmaya çalışan aslında ABD.
Şimdi de ABD, Suriye üzerinden Türkiye'yi bir tuzağa çekiyor. Sonuç olarak amaçları değişmiş değil. Amaçları Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak, bölmek, dizayn etmek...
Suriye meselesi başka bir yazı konusu olduğundan biz yine kendi konumuza dönelim.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuku ayakta tuttuğu oranda ayakta kalır. Bir lider oyların yüzde 50'sini değil yüzde 90'ını da alsa, benim hukukum diyemez. Toplumdaki endişenin kaynağı aslında budur.
Kendi hukukunu, kendi hakimiyetini kurmak isteyen bir yapıdan kurtuldu bu millet 15 Temmuz gecesi. 15 Temmuz'dan sonra benzer bir şeyi yaşamak istemiyor bu millet. Duyulan korku bundandır.
Güçlü olanın insafına kalmak istemiyor bu millet. Hukukun karşısında kendisini güvende hissetmek istiyor. Hukuka güvenmek istiyor.
En yalaka Tayyipçilerin aslında nasıl da FETÖ'cü olduğunu gördü bu millet, Ergenekon, Balyoz davalarında. O yüzden şimdinin en sıkı Tayyipçilerine de güvenemiyor, korkuyor. Gerçek FETÖ'cülerin zaman içerisinde hapisten çıkartılıp, FETÖ'cü olmayanların hapiste tutulmasından endişe ediyor.
Kendi etrafındaki akıl daneleri korkudan tozpembe tablolar çizebilir sayın idarecilerimize. Farklı bir bakış açısı sunmak istedim. Vatandaşın içinde bulunduğu endişeleri aktarmak istedim.
Türkiye'nin sorunları çok? "Korku" da bu sorunların başında geliyor.
Katılıyorum.
Hatta buna darbe girişimi demek de doğru değil. Yaşadığımız şey Cumhuriyetimizin ölüm kalım savaşıydı.
Bu manada Türkiye Cumhuriyeti, yıkılmanın eşiğine kadar geldi.
Olmadı çok şükür.
Ne olmadı?
Atatürk'ün kurduğu cumhuriyet yıkılmadı!
15 Temmuz'dan sonra büyük bir temizlik operasyonu başlatıldı. Sonuna kadar bu temizliğin sürmesinden yanayım ancak temizliğin yerini cadı avının aldığına dair tolumda kanaatler yaygınlaşıyor. Bu durum ileride büyük sıkıntılara
sebep olabilir!
İsimler üzerinde durmayacağım, kimin ne yaptığını da bilmem fakat darbeyle veya Cumhuriyetimizin yıkılmasıyla alakası olmayan insanların da aynı potaya sokulması vatandaşı endişelendiriyor. Bir yandan birlik ve beraberlik havası estirilirken diğer yandan korku, her eve yayılarak etki alanını genişletiyor.
Korktukları şey FETÖ'yle şimdiye kadar kurdukları alakanın ortaya çıkıp çıkmayacağı değil. FETÖ'yle hiç alakaları olmadığı halde böyle bir suçlamayla karşılaşıp karşılaşmayacağıdır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin yıkılmasını isteyen ve çalışan her kim varsa adil şekilde yargılanıp cezalandırılsın. Ancak böyle bir ortamda suçu olmayan bir insan derdini nasıl anlatacak? Derdini anlatana kadar ne kadara zaman geçecek? Yaşadığı mağduriyetler nasıl telafi edilecek? Hepsinden önemlisi de savcılara ve hakimlere nasıl güvenecek?
Hakim ve savcıların bile korktuğu bir süreçten geçiyoruz. Ve aklıma hemen şu soru geliyor: "Bir hakim siyasi bir lideri ayakta neden alkışlar?"
Deniliyor ya FETÖ, Cumhuriyetimizi yıkmaya çalışan ve yerine kuracağı cumhuriyetin başına geçmeyi amaçlayan bir kişidir diye. Aslına bakarsanız tam da öyle değil. FETÖ, ABD tarafından kullanılmış, kandırılmış ve aldatılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmaya çalışan aslında ABD.
Şimdi de ABD, Suriye üzerinden Türkiye'yi bir tuzağa çekiyor. Sonuç olarak amaçları değişmiş değil. Amaçları Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak, bölmek, dizayn etmek...
Suriye meselesi başka bir yazı konusu olduğundan biz yine kendi konumuza dönelim.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuku ayakta tuttuğu oranda ayakta kalır. Bir lider oyların yüzde 50'sini değil yüzde 90'ını da alsa, benim hukukum diyemez. Toplumdaki endişenin kaynağı aslında budur.
Kendi hukukunu, kendi hakimiyetini kurmak isteyen bir yapıdan kurtuldu bu millet 15 Temmuz gecesi. 15 Temmuz'dan sonra benzer bir şeyi yaşamak istemiyor bu millet. Duyulan korku bundandır.
Güçlü olanın insafına kalmak istemiyor bu millet. Hukukun karşısında kendisini güvende hissetmek istiyor. Hukuka güvenmek istiyor.
En yalaka Tayyipçilerin aslında nasıl da FETÖ'cü olduğunu gördü bu millet, Ergenekon, Balyoz davalarında. O yüzden şimdinin en sıkı Tayyipçilerine de güvenemiyor, korkuyor. Gerçek FETÖ'cülerin zaman içerisinde hapisten çıkartılıp, FETÖ'cü olmayanların hapiste tutulmasından endişe ediyor.
Kendi etrafındaki akıl daneleri korkudan tozpembe tablolar çizebilir sayın idarecilerimize. Farklı bir bakış açısı sunmak istedim. Vatandaşın içinde bulunduğu endişeleri aktarmak istedim.
Türkiye'nin sorunları çok? "Korku" da bu sorunların başında geliyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Eyüp Kabil / diğer yazıları
- Kötü kopya / 06.07.2023
- Asrın ahlaksızlığı / 18.02.2023
- İmar affını ‘kader’ çıkarmadı / 11.02.2023
- EYT’liler ilk maaşı ne zaman alır? / 04.02.2023
- Altılı Masa artık yok! / 28.01.2023
- Avantajları kaybeden seçimi kaybeder / 21.01.2023
- Basit bir ekonomi dersi! / 15.07.2022
- Hz. Ali'yi sevmek / 12.07.2022
- Teşekkürler… / 10.07.2022
- “Sarı bürokratlar”a sesleniş! / 26.05.2022
- Asrın ahlaksızlığı / 18.02.2023
- İmar affını ‘kader’ çıkarmadı / 11.02.2023
- EYT’liler ilk maaşı ne zaman alır? / 04.02.2023
- Altılı Masa artık yok! / 28.01.2023
- Avantajları kaybeden seçimi kaybeder / 21.01.2023
- Basit bir ekonomi dersi! / 15.07.2022
- Hz. Ali'yi sevmek / 12.07.2022
- Teşekkürler… / 10.07.2022
- “Sarı bürokratlar”a sesleniş! / 26.05.2022