Siyasi Siyonizm'in kurucusu Theodore Herzl, Kıbrıs ile ilgili düşüncelerini Siyonist hareketin finansörlerinden Lord Rothschild'e Temmuz 1902'de şöyle dile getirmiştir: "Kıbrıs'ı düzene sokmalıyız ve bir gün İsrail'in üzerine gitmeliyiz ve kuvvetle almalıyız. Kıbrıs'tan Müslümanlar gider, Rumlar iyi bir fiyata topraklarını satar, Atina'ya veya Girit'e göç eder. Filistin Yahudiler için çok küçük, bu nedenle Filistin'e yakın bir yer sağlamamız gerekiyor. Filistin'e Kıbrıs ve El Arish de dahil edilmelidir."
Siyonistlerin en önemli kişilerinin bu düşünceleri Kıbrıs'ın stratejik öneminin bölge ülkeleri için ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir.
Bir tek biz Kıbrıs'ın öneminin farkında değiliz. Biz KKTC'yi yalnız bırakırken bu konuda bakın Yunanistan ne düşünüyor.
Yunanistan Savunma Bakanlığı Yardımcısı Yannis Lambropulos, "Kıbrıs Elenizmi ne karar alırsa alsın, anavatan yanınızda olacak, sizi destekleyecek ve sizi asla terk etmeyecek" şeklinde Kıbrıs Rumlarına olan desteklerini açıkça ifade etmişlerdir.
Maalesef KKTC bugün, "Türkiye bazı gericilerin anavatanı olabilir ama benim anavatanım değil" diyenlere emanet edilmiştir.
KKTC'nin egemenlik ve bağımsızlığını korumak için yemin edip göreve gelenler geçmişte, "Denktaş, egemenlik gibi bir konuya takılıp kalmıştır. CTP olarak artık böyle saçma konularla vakit geçirilmesine izin vermeyeceğiz" diyebilmişlerdir.
Artık Türkiye'nin KKTC diye bir problemi kalmamıştır. AKP bunu, "kazan kazan" anlayışıyla başarmıştır.(!) Ama Kıbrıs'ta gelinen bu noktayı başarı olarak ifade etmek için kişinin aklından zoru olması gerekmektedir.
Gelinen nokta tam olarak Rumların ve Yunanistan'ın istediği bir durumdur. KKTC'ye yönelik psikolojik harekâtın kilit ismi Rum armatör Costas Carras'ın 20 Ekim 2003 tarihli Kıbrıs Volkan Gazetesi'nde yer alan şu sözleri Rumların bu memnuniyetinin ifadesidir.
"Seçimleri, Annan Planı konusunda bir referanduma dönüştürün. Denktaş mutlaka götürülmelidir. ABD, AB ve biz, size her türlü desteği vermeye hazırız."
Türkiye Kıbrıs'ta ve onu takiben Ege'de yumuşama adımları atarken Atina Ege adalarında yaşayan sivilleri silahlandırarak 30 bin kişilik paramiliter güç kurulması için harekete geçti. Uygulama bu yıl, bin 500 kişi ile Kalimnos adasında başlatılacak. Bir yıllık pilot uygulama daha sonra On iki ada, Sisam, Sakız, Midilli, Meriç, Rodop, İskeçe ve Serez'e kaydırılacak. 2006'da 2 bin 200 kişi daha silahlandırılacak. 2007'den itibaren bu sayı, ordunun ihtiyacına göre artırılacak.
Türkiye çeşitli jestler yapmak için can atarken, karşımızdaki güçler silahlanarak güç dengelerini kendi lehlerine değiştirmek için var güçleriyle çalışmaktadırlar.
Netice olarak biz sahip olduğumuz KKTC'yi bile koruyamazken, Kıbrıs üzerinde asırlardan beri emeller besleyenler amaçlarına doğru adım adım ilerlemekteler. Bundan dolayı Kıbrıs ve Ege'de çok acil olarak Türkiye'nin bir devlet politikası belirlemesi gerekmektedir. Özellikle AKP hükümeti olmak üzere hangi hükümet iş başında olursa olsun bu devlet politikalarının da değişmeden uygulanması sağlanmalıdır.
Siyonistlerin en önemli kişilerinin bu düşünceleri Kıbrıs'ın stratejik öneminin bölge ülkeleri için ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir.
Bir tek biz Kıbrıs'ın öneminin farkında değiliz. Biz KKTC'yi yalnız bırakırken bu konuda bakın Yunanistan ne düşünüyor.
Yunanistan Savunma Bakanlığı Yardımcısı Yannis Lambropulos, "Kıbrıs Elenizmi ne karar alırsa alsın, anavatan yanınızda olacak, sizi destekleyecek ve sizi asla terk etmeyecek" şeklinde Kıbrıs Rumlarına olan desteklerini açıkça ifade etmişlerdir.
Maalesef KKTC bugün, "Türkiye bazı gericilerin anavatanı olabilir ama benim anavatanım değil" diyenlere emanet edilmiştir.
KKTC'nin egemenlik ve bağımsızlığını korumak için yemin edip göreve gelenler geçmişte, "Denktaş, egemenlik gibi bir konuya takılıp kalmıştır. CTP olarak artık böyle saçma konularla vakit geçirilmesine izin vermeyeceğiz" diyebilmişlerdir.
Artık Türkiye'nin KKTC diye bir problemi kalmamıştır. AKP bunu, "kazan kazan" anlayışıyla başarmıştır.(!) Ama Kıbrıs'ta gelinen bu noktayı başarı olarak ifade etmek için kişinin aklından zoru olması gerekmektedir.
Gelinen nokta tam olarak Rumların ve Yunanistan'ın istediği bir durumdur. KKTC'ye yönelik psikolojik harekâtın kilit ismi Rum armatör Costas Carras'ın 20 Ekim 2003 tarihli Kıbrıs Volkan Gazetesi'nde yer alan şu sözleri Rumların bu memnuniyetinin ifadesidir.
"Seçimleri, Annan Planı konusunda bir referanduma dönüştürün. Denktaş mutlaka götürülmelidir. ABD, AB ve biz, size her türlü desteği vermeye hazırız."
Türkiye Kıbrıs'ta ve onu takiben Ege'de yumuşama adımları atarken Atina Ege adalarında yaşayan sivilleri silahlandırarak 30 bin kişilik paramiliter güç kurulması için harekete geçti. Uygulama bu yıl, bin 500 kişi ile Kalimnos adasında başlatılacak. Bir yıllık pilot uygulama daha sonra On iki ada, Sisam, Sakız, Midilli, Meriç, Rodop, İskeçe ve Serez'e kaydırılacak. 2006'da 2 bin 200 kişi daha silahlandırılacak. 2007'den itibaren bu sayı, ordunun ihtiyacına göre artırılacak.
Türkiye çeşitli jestler yapmak için can atarken, karşımızdaki güçler silahlanarak güç dengelerini kendi lehlerine değiştirmek için var güçleriyle çalışmaktadırlar.
Netice olarak biz sahip olduğumuz KKTC'yi bile koruyamazken, Kıbrıs üzerinde asırlardan beri emeller besleyenler amaçlarına doğru adım adım ilerlemekteler. Bundan dolayı Kıbrıs ve Ege'de çok acil olarak Türkiye'nin bir devlet politikası belirlemesi gerekmektedir. Özellikle AKP hükümeti olmak üzere hangi hükümet iş başında olursa olsun bu devlet politikalarının da değişmeden uygulanması sağlanmalıdır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024





























































































