İçine düştüğünüz girdaptan kurtulmak için bir gayretiniz yoksa girdabın farkında değilsiniz demektir.
Adeta içinde yüzdüğünüz çamurdan ve çukurdan kurtulmak için hiç olmazsa bir adım atmıyorsanız çamuru ve çukuru doğal hayatınızın bir parçası olarak kabul etmenizden ve asla bir rahatsızlık duymamanızdandır.
Hayatın doğal akışı sürerken, kulağınıza çalınan haberleri, şahit olduğunuz gelişmeleri ve bizzat size dokunan icraatları sürekli "bizimkiler mi ve ötekiler mi?" sorularıyla karşılıyor ve ona göre değerlendiriyorsanız, kantarınızın ayarı ciddi şekilde bozulmuş demektir.
Mahallenizi, köyünüzü ve kentinizi kuşatmış bulunan yolsuzluktan, yoksulluktan ve talanlardan bir şikayetiniz yoksa bütün bu olumsuzlukları kanıksamışsınız demektir.
İçinde yaşamakta olduğunuz şehrin her geçen gün biraz daha çirkinleşmesinden, her geçen gün biraz daha betonlaşmasından asla rahatsızlık duymayıp hala, 'şehrinize bu ihaneti yapanların' peşinde koşuyorsanız mevcut çirkinliğin farkında değilsiniz demektir.
Vatandaşı olduğunuz ülke doğal kaynaklar itibariyle zengin ülkeler arasında yer aldığı halde, büyük bir çoğunluğun açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamasından ötürü içinizde bir sızı duymuyorsanız, 'ben kimim ve bu hal neyin nesi?' diye bir soru sormuyorsanız, "Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul" şeklindeki taksimattan rahatsızlık duymuyorsunuz demektir.
Ait olduğunuz medeniyet burçlarından her geçen gün taşlar sökülüyor, duvarlar yıkılıyor, temelleri sarsılıyor ve sınırlarına tecavüz ediliyorsa ve siz bu durumdan asla bir tedirginlik duymuyorsanız olup-bitenlerden bihabersiniz demektir.
Çukurdan çıkmak için, çamurdan kurtulmak için, daha iyiye, daha güzele ve daha doğruya ulaşmak için bir gayretiniz yoksa eğer, kara propaganda sizin gözünüzü kör ve kulağınızı sağır etmiştir ki içinde bulunduğunuz çukuru göremiyorsunuz ve etrafınızdaki feryad u figanları duyamıyorsunuz.
"Ya o yerde neye bir seyretmediler ki kendileri için akıllanmalarına sebep olacak kalpler ve işitmelerine sebep olacak kulaklar olsun, zira hakikat budur ki gözler körelmez ve lâkin sînelerdeki kalpler körelir." (Hac: 46).
Akleden, aklını kullanan herkes bilir ki kalkış çabaları ancak düşüşün farkına varmakla başlar.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025