Bazı arkadaşlarım ahiret ve Allah ve ahiret inancı zayıf olan kimselerden kabirde hayat ve azap diye bir şey olmadığını kabir hayatı ile ilgili anlatılanlar için "oraya gidip de gelen mi var bunlar nereden biliniyor?" gibi ifadeler kullanıldığını beyan ederek kabir hayatı ile ilgili olarak ayet ve hadislerden deliller istediler. Bunun üzerine bu konu ile ilgili ayetleri ve hadisleri aktarıyorum: Cenab-ı Hakk buyurdu:"Onlar sabah akşam o ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı gün de, 'Firavun ailesini azabın en çetinine sokun' (denilecek)!" (Mü'min: 40/46).Kabir azabının gerçek olduğuna bu âyetle de istidlâl edilmiştir. Bu mevzudaki hadisler ise şunlardır:"Peygamberler kabirlerinde diridir, namaz kılarlar." (Ebû Ya'lâ ve Bezzâr)."Allah iman edenleri sağlam bir söz üzerinde sabit kılar" meâlindeki âyet (İbrahim, 14/27), kabir azabı hakkında inmiştir. Kabirdeki adama denilecek ki: "Rabbin kimdir?" O da şu cevabı verecek: "Rabbim, Allah'tır. Peygamberim Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'dir." (Böylece o, (bu şehadeti ile) kabir azabından kurtulacaktır)." (Buhârî, cenâiz 87/1-2, II, 101; tefsîr İbrâhîm 2, V, 220; Müslim, cennet no. 73, s. 2201). Esmâ bn. Ebî Bekr radiyallahu anhâ'dan: Âişe'ye gittim; namaz kılıyordu. "İnsanlara ne oluyor?" dedim. Göğe işaret etti. Baktım ki insanlar ayakta (namaz kılıyorlar) "Sübhânallah!" dedi. "Bir âyet midir (azap ya da kıyâmet alâmeti mi) bu?" dedim. Başıyla "Evet" diye işaret etti. Kalktım, ben de namaza durdum. (Kıraatin uzamasından dolayı) baygınlık geldi; bunun üzerine (yanımdaki kırbadan) başımın üstüne su dökmeye başladım. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Allah'a hamd ü senâda bulundu. Sonra şöyle buyurdu: "Görmediğim bütün şeyleri bu makamımda gördüm. Hatta cenneti ve cehennemi bile. Bana vahyolundu ki, sizler kabirlerde Mesîh Deccâl (yüzünden çekilecek) fitnelere benzer, yahut ona yakın bir imtihana uğratılacaksınız." Arada râvi diyor ki:"Esmâ bu tabirlerin hangisini söyledi bilmiyorum."Orada (kabirde) denilecek ki: "Bu adam (yani Muhammed) hakkında ne biliyorsun?"Mü'min ya da yakînî iman sâhibi olan kişi -Esmâ dedi ki: Hangisini dedi bilmiyorum- şöyle diyecektir: "O Muhammed'dir. Allah'ın Resûlüdür; apaçık deliller ve hidayet meşaleleriyle bize gelmiştir. Biz de kabul edip O'na tâbi olduk. O Muhammed'dir." Bunun üzerine ona üç kere şöyle denilecek: "Senin O'na gönülden iman ettiğini anladık, haydi güzel ve rahat uyu!" Münafık veya şüpheye kendini kaptırmış olan adam -Ravî diyor ki: Esmâ'nın bunlardan hangisini söylediğini şimdi kestiremiyorum- ise şöyle cevap verecek:"Bilemiyeceğim, insanlar bir şey diyorlardı, ben de onlar gibi konuştum." (Mâlik, küsûf 4, s. 188; Buhârî, küsûf 10-11, II, 28; 16, II, 30; Müslim, küsûf 11-13, s. 624-5; Ebû Dâvud, no. 1192).
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yeliz Yücel / diğer yazıları
- Üç aylar iklimi-4 / 20.03.2017
- Üç aylar iklimi-3 / 19.03.2017
- Üç aylar iklimi-2 / 18.03.2017
- Üç aylar iklimi-1 / 17.03.2017
- Muharrem'in onuncu günü: Aşura / 11.10.2016
- Bayram namazı ve kılınışı / 11.09.2016
- Haccın tamam olmasının şartları / 10.09.2016
- 'Hac Arafat'tır' / 09.09.2016
- Zilhicce ayında ibadet?III / 08.09.2016
- Zilhicce ayında ibadet?II / 07.09.2016
- Üç aylar iklimi-3 / 19.03.2017
- Üç aylar iklimi-2 / 18.03.2017
- Üç aylar iklimi-1 / 17.03.2017
- Muharrem'in onuncu günü: Aşura / 11.10.2016
- Bayram namazı ve kılınışı / 11.09.2016
- Haccın tamam olmasının şartları / 10.09.2016
- 'Hac Arafat'tır' / 09.09.2016
- Zilhicce ayında ibadet?III / 08.09.2016
- Zilhicce ayında ibadet?II / 07.09.2016