(dünden devam…)
"Peygamberimiz (sav) cevap verdi: "Ben bunun için gönderilmedim. Ne için gönderildiğimi size bildirdim. Kabul ederseniz iki cihan saadetine erişirsiniz. Reddederseniz Allah (cc) aramızda hükmedinceye kadar sabredeceğim."
Müşrikler devamla: "Mademki bunları yapmıyorsun, bari Rabbinden senin peygamber olduğunu söyleyecek bir melek göndermesini iste. O melek bize gerçeği söylesin. Rabbinden iste sana bahçeler, köşkler, altın ve gümüşten hazineler versin. Böylece sen geçim kaygısından kurtulmuş olursun. Zira sen de bizim gibi geçimini temin etmek için çarşıda pazarda dolaşıyorsun. Eğer sandığın gibi peygamber isen bunları yap ki sana inanalım."
Peygamberimiz (sav) yine benzer bir cevap verdi: "Bunları yapacak ve bu şeyleri Rabbimden isteyecek değilim. Çünkü ben bunları yapmak için gönderilmedim. Allah (cc) beni uyarıcı ve müjdeleyici olarak gönderdi. Kabul ederseniz dünya ve ahiret sizindir. Reddederseniz Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredeceğim."
Müşrikler "o halde" dediler: "Zannettiğin gibi Rabbin kâdirse bize gökten azap indirsin. Böyle yapıncaya kadar sana inanmayacağız... Bizi mazur gör, biz Rahman'a asla inanmayız. İki taraftan birimiz helak oluncaya kadar da yakanı bırakmayız. Biz de meleklere tapıyoruz. Onlar da Allah'ın kızlarıdır. Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe sana inanmayacağız
Bu iddia ve itirazlardan müşriklerin Allah ve Resulüne teslim olmamak için ne kadar imkansızlık varsa hepsini denediklerini anlıyoruz.
Kur'ân-ı Kerîm, bütün bu akıl dışı hezeyan ve itirazlara cevap veriyor ve müşriklerin acıklı hallerini gözler önüne şöyle seriyor:
"Eğer okunan bir Kitapla dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydı yahut onunla ölüler konuşturulsaydı (o kitap yine bu Kur'ân olacaktı). Fakat bütün işler Allah'a aittir. İman edenler halâ bilmediler mi ki; Allah dileseydi bütün insanları hidayete erdirirdi? Allah'ın vaadi gelinceye kadar inkâr edenlere, yaptıklarından dolayı ya ansızın büyük bir belâ gelmeye devam edecek veya o belâ evlerinin yakınına inecek. Allah, vaadinden asla dönmez." (Ra'd, 31).
Bu âyet-i kerîme ileride olacak savaşlara ve onların uğrayacakları azaba işaret etmektedir:
"(Ey Muhammed!) Böylece seni kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik ki; sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Onlar Rahmân'ı inkâr ediyorlar. De ki: O benim Rabb'imdir. Ondan başka ilah oktur. Sadece O'na tevekkül ettim ve dönüş sadece O'nadır." (Ra'd: 30).
"Onlar (bir de) şöyle dediler: Bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı. Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah'ın şanı yücedir. De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vaad edilen ebedilik cenneti mi? Orası, onlar için bir mükâfat ve (huzura kavuşacakları) bir varış yeridir." (Furkân: 7,10,15).
Bu beyanlarla Cenâb-ı Hak, peygamberlerin beşer olduğunu, beşerin yemek-içmek evlenmek gibi bütün sıfatları taşıdığını, böyle olmakla hemcinsleriyle daha kolay anlaşacağını; ancak beşeri sıfatların yanında onlara vahiy geldiğini ve onların tebliğe memur olduklarını vurgulamaktadır. Müşriklerin iddia ve itirazları ve Kur'ân'ın cevapları derinlemesine tetkike tabi tutulursa; birçok hakikatin kapısı aralanacak ve bu cevapların günümüze nasıl ışık tuttuğu görülecektir." (devam edecek…)
- Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı / 24.10.2024
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-II / 10.12.2020
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-I / 09.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-VI / 08.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-V / 07.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-IV / 04.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-III / 03.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-II / 02.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-I / 01.12.2020