Ilımlı İslam ile gerçek İslam anlayışı arasındaki temel farklılıkları irdelemeye bugün de devam ediyoruz.Ilımlı İslam anlayışına sahip olanlara göre, İslam yanlış anlaşılan bir dindir ve bunda en çok Müslümanlar suçludurlar. Hatta ölen Papa'ya yıllar önce Vatikan'da verdikleri mektupta "İslam yanlış anlaşılmıştır ve bunda en çok suçlanacak olanlar Müslümanlardır" diyerek bunu deklare etmişlerdi.İslam hem dört halife döneminde, hem de bizim ceddimiz tarafından en mükemmel bir şekilde yaşanmıştır. İslam dininin ölçüleri olan Kur'an ve sünnet, hiçbir zaman bozulmamış ve bozulmayacaktır. Bu ölçüler, her zaman ve mekânda tüm canlılığıyla insanların önünde olmuştur ve olmaya da devam edecektir.Ilımlı İslam anlayışı sahiplerine göre, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennete gireceklerdir. Gerçek İslam anlayışına göre ise cennete girecek olanlar yalnızca Müslüman olanlardır.Ilımlı İslam'a göre Müslüman bir kadın Hıristiyan bir erkekle evlenebilir. Hatta dinlerarası diyalog havarisi birtakım zevatın Türkiye'de organize ettiği bir düğünde, bu ılımlı İslam anlayışı hayata geçirildi. Ilımlı İslam anlayışını kabul edenlere göre, bu tür evlilikler "bu bir devrim" dedirtecek cinsten şeylerdir.Oysa İslam, Bakara süresinin 221. ayetinde Müslüman bir kadının gayrimüslim erkekle evlenmesini kesin olarak yasaklamıştır. Ilımlı İslam'a göre Müslümanken din değiştirip Hıristiyan olanlar, aslına dönmüşlerdir. Abartacak hiçbir şey yoktur. Oysa İslam dinine göre dinden dönülmesi çok vahim bir meseledir ve asla küçümsenecek bir şey değildir. Ilımlı İslam'a göre misyonerler hiçbir tehlike oluşturmamaktadırlar, hatta sütten çıkmış ak kaşık gibidirler. Çok önemli misyonerlerden olan Louıs Massignon, "Onların (Müslümanların) her şeylerini tahrif ettik. İnançları, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye tam inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. İntihar ve anarşi için olgun hale geldiler. Artık Müslümanları rahatlıkla Hıristiyanlaştırabilirsiniz" şeklindeki ifadelerine rağmen, ılımlı İslam müntesiplerinin misyonerlere olan dostane yaklaşımlarını değiştiremezsiniz.Oysa İslam, gayri Müslimlere kendi dinlerini özgürce yaşamaları için her türlü serbestiyi vermiş, ama batıl dinlerini yaymalarına tarihte hiçbir zaman müsaade etmemiştir. İslam dini ve Müslümanlar her zaman misyonerlerden çok büyük zarar görmüştür. Ilımlı İslam anlayışına göre, Hıristiyan ve Yahudilerden savaşlarda ölenleri de şehit olmaktadır. Oysa şehitlik mertebesi ancak İslam inancına mensup olanlar için geçerlidir.Ilımlı İslam anlayışına göre, Yahudi ve Hıristiyanlar hakkında Kuran'da yer alan Ayetler ve Hz. Peygamberin söylediği hadisler, o dönemdeki Yahudi ve Hıristiyanlar için söylenmiştir. Dolayısıyla Kuran'ın ve Hadislerin tarihsel olduğu yönündeki müsteşrik tezini savunurlar. Oysa hem Ayetler hem de hadisler her dönem ve her zamanda geçerliliğini korumaktadır. Tarihsel iddiasında bulunmak, hem Kuran'a hem de Hadislere en büyük iftiradır. Ilımlı İslam anlayışında Allah'ın emir ve yasakları hafife alınmakta veya yok sayılmaktadır. Hatta bu anlayış sahibi bir hoca efendi yaptığı bir konuşmasında "başörtüsü teferruattır" demişti.Gerçek İslam anlayışında ise başörtüsü ve örtünme Cenabı Hakk'ın diğer emirleri gibi farzdır. Ilımlı İslam anlayışına sahip olanlar için vatan bir toprak parçası ve bayrak da sıradan bir bez parçasıdır. Bu anlayış sahipleri için Ay yıldızlı bayrakla AB'nin on iki yıldızlı bayrağı arasında hiçbir fark yoktur. İslam anlayışına göre vatan da bayrak ta kutsaldır. Bayrak yere düşürülmez, vatan uğruna ölünce şehit olunur ve vatanı sevmek imanın bir göstergesidir.Dün ve bugün ortaya koymaya çalıştığımız tespitler, "Ilımlı İslam" tezinin İslam diniyle temel noktalarda bile buluşmadığını göstermektedir. Ilımlı İslam anlayışı incelendiğinde Hıristiyanlık ve Musevilikle çok büyük benzerlikler taşıdığı görülecektir. Bundan dolayıdır ki, "ılımlı İslam" anlayışına İslam demek hiç ama hiç mümkün değildir. Ilımlı İslam anlayışının İslam dinini Protestanlaştırmak, yani tahrif etmek için ABD öncülüğündeki Vatikan ve Yahudi ittifakı tarafından ortaya atıldığı gerçeğini belirtmek tam yerinde olacaktır. Amerikalı yazar Ronald Kessler'ın "The CIA at War" adlı kitabında, "İslam'da, öteki dinlerde olduğu gibi ruhban sınıfı olmadığı için herhangi bir kişi kendini dini lider olarak adlandırabilir. Bu yüzden CIA, bazı din adamlarını para ile satın aldığı gibi, sahte dini liderler de çıkarttı? CIA, kendilerini din adamı olarak tanıtan ve Müslüman olmayanlar hakkında daha ılımlı dini mesajlar verecek görevlileri işe almaktadır" denilmektedir.Yine söz konusu kitapta bir CIA yetkilisinin, "Radyo istasyonlarının yönetimini devralıyor ve din adamlarını destekliyoruz. Ilımlı Müslümanlar çıkartıyoruz ve CIA'nin istediği yönde fetvalar veya dini yazılar yazmaları için din adamlarına para veriyoruz" şeklindeki sözlerine de yer verilmektedir.Kessler'ın kitabı da, ılımlı İslam anlayışının kimler tarafından hangi amaca binaen ortaya atıldığı konusunda çarpıcı bilgiler vermektedir. Sonuç olarak deriz ki, ılımlı İslam tıpkı dinlerarası diyalog gibi misyonerliğin maskeli bir başka yüzüdür. Ve dinlerarası diyalog gibi Türk milletinin birlik ve beraberliğini tehdit eden CIA kaynaklı bir anlayıştır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024




























































































