Hakta, hukukta ve adalette eşitlik sağlanabilmiş olsaydı.
Mevcut yasalar, toplumsal düzenlemeler, kimsenin kimliğine ve kişiliğine bakılmadan hayata geçirilseydi.
Devlet katında, devlet kurumları nezdinde topyekun 'imtiyaz' kelimesinin kökü kazılmış, lügatlerden toptan silinmiş olsaydı.
Herhangi kurumda, herhangi bir sektörde iş başvurusu yapan hiçbir vatandaşın aklına imtiyaz, torpil, adam kayırma, 'Ankara'da dayısı' meselesi asla gelmeseydi.
Üst üste KPSS sınavında üç defa Türkiye birincisi olduğu halde mülakat denilen ucube uygulamada elenerek bütün umutları, bütün bir çalışma aşkı ve şevki suya düşürülmüş olmasaydı, heba edilmiş olmasaydı ve böyle kötü mü kötü örneklere bakarak ülke gençlerinin umutları kırılmış olmasaydı.
Hemen her gün böyle kötü örnekler yaşandığı için ülkenin beyin takımı, ülkenin geleceği demek olan genç beyinler yüz binler halinde diğer ülkelere göçmeseydi.
Övgüde, yergide ve vergide herkese ve her kesime eşit ve adil davranılmış olsaydı.
Bilgide, beceride ve başarıda araya ucube bir uygulama olan mülakat girmeyip de, herkes taşıdığı ve kazandığı özelliklere göre muamele görseydi, böyle bir sistem sağlanabilmiş olsaydı.
Ülkenin toplam gelirinin fert başına paylaşımında ve bölüşümünde adalet ve hakkaniyet ölçülerine göre davranılsaydı, 'bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul' uygulaması daha da derinleşerek fakir fukaranın ocağına incir ağacı dikilmemiş olsaydı.
22 seneden beri özelleştirme adı altında hemen hemen hepsi, arsaları fiyatına satılıp elden çıkarılmış olmasaydı, Cumhuriyet devrinin yadigar kurumları bugün o kurumları kuranların torunları için ekmek teknesi olmaya, hazineye de kaynak olmaya devam etseydi.
Günlerden beridir tebessüm ederek izlediğimiz ve 'cek-cak'larla dopdolu bütçe görüşmelerinde olduğu gibi benim temennilerim de sadece bir temenniden ibaret…
Olmasaydı oldu, olsaydı asla olmadı ve bu gidişle de olmayacak ve bu düşman başına diyeceğimiz imtiyaz uygulaması, iltimas uygulaması sürdükçe kitleler ezilmeye, üzülmeye sefilleri oynamaya ve sürünmeye devam edecek ne yazık ki.
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025