- Geçtiğimiz Perşembe günü ardı ardına iki ayrı milli maç izledik.- İki ayrı Milli Takım seyreyledik.- Ve tabii ki iki ayrı teknik direktör gözlemledik.- Biri Avrupa Şampiyonası finallerinde grup liderliği maçına ev sahibi Polonya ile çıkan Basketbol Milli Takımıydı.- Diğeri Dünya Şampiyonası finalleri için son kozunu oynayan Futbol Milli Takımımızdı.- Basket takımımız daha önce kazandığı ilk iki maçında olduğu gibi ev sahibi Polonya karşısında da tamamen soğukkanlı, kontrollü, ne yaptığını bilen ve kendisine verilen taktiğe harfiyen riayet eden bir görüntüdeydi.- Futbol takımımız ise yine bu turnuva boyunca oynadığı diğer maçlarda olduğu gibi Bosna Hersek karşısında da son derece agresif, ne yaptığını tam olarak kendisi bile bilmeyen, kendisine verilen taktikten ziyade bireysel yeteneklerini sergileme derdine düşmüş, gol atması ve daha da önemlisi gol yememesi tamamen tesadüflere kalmış bir görüntüdeydi.- Basket takımımızda NBA'de ve Avrupa'da forma giyen dünya çapında yıldızlarımız vardı. Ve tabii ki yıldız adayı oyuncularımız da vardı. Fakat gördük ki bu dünya çapındaki yıldızlarımız ve yıldız adayı oyuncularımız sanki tıkır tıkır işleyen bir makinenin parçaları gibiydi. Hiçbiri kendisini öne çıkarmak, hava atmak gibi bir saçmalığa kalkışmadı. Sadece ve sadece kendilerine verilen görevi en iyi şekilde yapmaya çalıştılar ve dahi yaptılar. - Futbol takımımızda da dünya çapında yıldızlarımız vardı. Fakat gelin görün ki bu yıldız topçularımız bu kadar hayati bir maçta ya milli takımı bırakıp tamamen kendilerini öne çıkarma gayretiyle oynadılar ya kendi şahsi egolarını tatmin etmek için sağa sola saldırmaları neticesinde tamamen aptalca kartlar görüp kendilerinin ve takımın moralini bozmakla kalmayıp cezalı duruma düştüler ya da girdikleri hava ve kasılmaların neticesinde saçma sapan bir oyun ortaya koydular. Ortada takım oyunu diyebileceğimiz bir oyun olmadığı gibi tam olarak anlaşılabilen bir sistem de yoktu. Teknik direktörümüz Fatih Terim de futbolcularımızdan daha agresif olduğunu oyunun daha başında sahadan atılarak göstermek suretiyle onların önünü açmıştı zaten. - Basket takımımız oynadığı oyunun karşılığını, ev sahibi Polonya'yı hem de hiç zorlanmadan rahatça ve fark atarak yenerek aldı. Basket takımımız bundan sonra oynayacağı maçları belki kazanır belki kaybeder fakat ortaya koyduğu disiplin, oyun mantalitesi ve mütevazilikle yoğrulmuş profesyonellik devam ettiği müddetçe bu takım ileride çok iş yapacaktır. - Futbol takımımız zannetti ki geçtiğimiz Avrupa Şampiyonası finallerinde olduğu gibi (Her ne hikmetse birçok kişi tarafından büyük bir başarı ve teknik direktör becerisi gibi gösterilen) bir son dakika golünü bekledi, bir mucize daha olur nasılsa ve finallerin kapısını aralarız, dediler. Fakat hala görülmek istenmeyen netice şuydu; Futbol takımımız Bosna Hersek önünde rezaletin son perdesini oynamıştı. - Bunun sorumlusu başta Futbol Federasyonu ve Fatih Terim olmak üzere tabii ki futbolculardır. - Bu Milli Takım, sadece ülkemizde değil dünyanın dört bir yanında futbol takımımıza gönlünü veren belki de sayısı yüz milyonları geçen taraftarımızı şahsi egolarını tatmin etmek, kendilerini öne çıkarmaya çalışmak, takım için değil kendileri için oynamak uğruna yok farz edip bir tarafa attılar. - Fatih Terim efsanesi ne yazık ki Galatasaray'ın UEFA şampiyonluğu ardından Terim'in İtalya'ya gittiği gün bitmişti. - Daha önceleri gecesini gündüzüne katarak araştırma yapan, kendini geliştirmek için çalışıp didinen, olabildiğince mütevazı olmaya çalışan ve en önemlisi işini en iyi şekilde yapmaya çalışan bir Terim vardı. - Fakat sonra bir de baktık ki bu Terim gitmiş yerine futbol ve futbol dışındaki her şeyin en iyisini kendisinin bildiğine inanan, kendisini Kaf Dağı'nın ardında gören, etrafına bağırıp çağırmayı, sövüp saymayı marifet zanneden, artık çalışmasına ve araştırma yapmasına gerek olmadığına inanan, kibirli bir Fatih Terim çıktı karşımıza. - Daha önceki karakteri ve gayretinin neticesinde başarılar zaten doğal olarak geliyordu. - O zamanki havasının çok daha üstünde bir havaya sahip olduğu halde daha önceki başarılarının alt yapısını oluşturan özelliklerini kaybettiği için doğal olarak ardı ardına gelen başarısızlıklar onu ayıktıracağı yerde daha fazla agresif ve kibirli bir hale getirdi. - İki yıl önce Avrupa Şampiyonası'nda yaşadığımız son dakika mucizeleri sonucunda gelen 3.lük (Bu işi kendine ait büyük bir beceri zannettiği için olsa gerek) ne yazık ki kendisindeki egoyu daha da artırdı.- Fatih Terim, eski Fatih Terim, gerçek Fatih Terim olmayı başaramazsa, sırça köşklerden çıkıp, Kaf Dağı'ndan inip gerçekleri göremezse ne yazık ki gitgide daha çok silinmeye ve yok olmaya mahkûm olacaktır.- Basketbol Milli Takımımıza gönülden tebrikler ve başarılar!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Zühtü Kazancı / diğer yazıları
- Ateist devlet olmayacağız / 08.09.2022
- Cem Yılmaz ve Cilalı Güldürü Devri / 29.08.2022
- Bırakın beni milleti uyandırın / 24.08.2022
- Aramıza katılmanızı bekliyoruz / 16.08.2022
- Suriye’nin kuzeyi mi, Büyük İsrail’in kilidi mi? / 01.08.2022
- 15 Temmuz ve alınmayan dersler / 19.07.2022
- Adalet yoksa zulüm vardır / 21.06.2022
- Polemikten beslenen siyaset / 09.05.2022
- Haydar Baş ve Aşk / 14.04.2022
- AK-YÜZBİM / 12.04.2022
- Cem Yılmaz ve Cilalı Güldürü Devri / 29.08.2022
- Bırakın beni milleti uyandırın / 24.08.2022
- Aramıza katılmanızı bekliyoruz / 16.08.2022
- Suriye’nin kuzeyi mi, Büyük İsrail’in kilidi mi? / 01.08.2022
- 15 Temmuz ve alınmayan dersler / 19.07.2022
- Adalet yoksa zulüm vardır / 21.06.2022
- Polemikten beslenen siyaset / 09.05.2022
- Haydar Baş ve Aşk / 14.04.2022
- AK-YÜZBİM / 12.04.2022