Son yüzyıl içerisindeki, en büyük ihmallerle, yanlışlarla, hukuksuzluklarla, yandaş kayırmayla ve liyakatsizliklerle dolu 20 yılın ardından haklı olarak 'yüzyılın felaketi' olarak nitelenen çok büyük yıkım ve can kayıplarına neden olan bir deprem yaşadık.
Kahramanmaraş merkezli 10 kentimizi vuran depremlerin üzerinden 10 gün geçti.
Son açıklanan verilere göre, depremde 35 binden fazla kişi yaşamını yitirdi. Böylece Kahramanmaraş depremi, 1939 Erzincan depremini geride bırakarak Cumhuriyet tarihinin en fazla can kaybının yaşandığı deprem olarak kayıtlara geçti.
Bilim insanlarının yıllardır yaptıkları uyarılara rağmen ısrarla devam eden ihmallerin ne kadar büyük bir drama ve acıya neden olduğunu anlamak için çoğu henüz çıkarılamamış on binlerce vatandaşımızın altında kaldığı enkazın büyüklüğüne bakmak yeterli.
Uzmanlara göre depremin vurduğu 10 şehrimizde yıkılan binaların oluşturduğu enkaz Erciyes Dağı büyüklüğünde.
Atık yönetim uzmanı Ali Rıza Öner'in hesaplamalarına göre deprem bölgesinde oluşan Erciyes Dağı büyüklüğündeki 230 milyon ton enkazın bertaraf sahalarına 11.5 milyon kamyonla taşınacak.
Yıllara tekabül eden ihmaller bu kadar büyük olunca demek ki enkaz da Erciyes Dağı kadar oluyor.
Şüphesiz bu yıkıcı depremlerin oluşturduğu enkaz bununla sınırlı değil.
Depreme hazırlanırken karşı karşıya kaldığımız başarısızlıklar, deprem sonrasında oluşan afette beceriksizlik olarak kaşımıza çıktı.
4 yıl önce AFAD Kahramanmaraş merkezli 7.5 şiddetinde bir depreme karşı bir tatbikat düzenlemiş.
Söz konusu tatbikatta iletişim sorunsuz işliyor ve GSM operatörleri hizmetlerine aksaksız devam ediyorlardı.
Ancak gelin görün ki depremde GSM iletişimi çöktü. Depremin üzerinden 10 günden fazla zaman geçmesine rağmen daha iletişim sorunları tam olarak giderilebilmiş değil.
Tatbikata göre çalışma grupları ilk yarım saatte afet bölgesine intikal etmiş olmaları gerekiyordu. Ancak çalışma grupları grup dahi olamadılar. Askerler ve madenciler en kritik saatler kaybedildikten sonra ancak ikinci gün sahaya ulaştırılabildi.
Sağlık, barınma ve gıdaya erişim sorunları çok daha kısa süre içerisinde çözülmesi gerekirken bu konuda da aciz kalındı.
Güvenlik konusunda da büyük zaaf yaşandı. Bu sadece depremzedeler için değil, yıkılan ya da ağır hasar alan binalarda yaşanan yağma ve hırsızlık olaylarına karşı tedbir alımında da geç kalındı.
Arama kurtarma faaliyetlerinde de iyi bir sınav verildiğini söylemek mümkün değil. Bu konuda ilk 24 ve 48 saatler çok çok önemli olduğu halde geç kalındı.
Arama kurtarma ve güvenlik konusunda madenciler ve askerlerimizin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük bu deprem felaketinde.
Binlerce kez takdiri hak eden madencilerimiz ve Mehmetçik, çok sayıda kişiyi enkazdan sağ çıkarmayı başardı. Askerlerimiz sahaya inince yağma olayları da bıçak gibi kesildi.
Demek ki, son yıllarda maksatlı çalışmalarla iyice gözden düşürülen madencilerimiz sadece madenci, askerlerimiz de sadece asker değilmiş.
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024






























































































