Hep ciddi yazılar yazınca insanın sinirleri bozuluyor… Bugün başımızdan geçen ilginç bir olayı yazalım. Okuyucu da neşelensin, biz de gülümseyelim… Genç insanların geldikleri yeri bilmemeleri, genel kültürden yoksunlukları insanı şaşırtıyor.
Gerçi, belli bir yaşa gelmelerine rağmen yetişkinler çok mu farklı?
Adam dükkanının kapısı önündeki 'hayrat çeşmesi'ne adını verenin kim olduğunu bilmez. İlçe sınırları içindeki en turistik yerin adını değiştirir. Olayı anımsamaz. Ünlü 'Hasan Boğuldu'ya 'Hüseyin Boğuldu' der. Edremitli şair Mustafa Seyit Sutüven'in adı ile anılan Ünlü Sutüven Şelalesi'ni 'Süt veren' şelalesi olarak tanımlar.
Oysa Kaz Dağlarını herkes bilir. Diğer adı ile "İda"nın dağıdır orası…
Hüzünlü öyküleri vardır. Altın kavgaları vardır. Orman yangınları vardır. Etrafına bereket saçan dereleri, zeytin ağaçları ile bezenmiş bereketli etekleri vardır.
Şimdilik bunları anlatmayı bir başka yazıya bırakalım. Kaz Dağlarında yer alan Sutüven şelalesi ve Hasan Boğuldu mevkii, Milli Parkçıların iftihar edecekleri korunmuş doğal güzelliklerle dolu bir yerdir. Kaz Dağları Milli Parkı'nın Edremit tarafındaki girişi olan Zeytinli köyü üst çıkışından çok kötü bir yol ile yarım saatte erişirsiniz. Yaz sıcağında nefes alacağınız, bu yükseklikten böyle bir suyun nasıl fışkırdığına akıl erdirmekte zorlanacağınız cennetten bir köşedir…
Milli Parkçılar harika bir giriş, şelaleye kadar rahatlıkla ulaşacak yeni bir köprü ve ahşap teraslar yapmışlar. Orman köylüsünün ürünlerini satması için de meydanda sıra sıra dükkanlar var. Her çeşit zeytin, doğal sabun, zeytinyağı, kantaron yağı, ev yapımı konserveler, Kaz Dağlarından toplanmış kekik, nane, ıhlamur, papatya, karabaş otu, ev makarnası, salça gibi farklı yerel ürünleri satıyorlar. Kendi kovanlarından sağdıkları çeşit çeşit ballara rastlıyorsunuz. Otantik kıyafetleri, rengarenk giysileri içinde yöre insanına has saflıkları ile köy kadınları dükkanlarında bekliyorlar.
Pazar günü kimse yoktur, dedik. Malum Pazartesi okullar açılıyor. O daracık bakımsız yolda, kendimizi tehlikeye atmadan, sarhoşa-arsıza rastlamadan gider son durumunu görürüz, dedik… Manzara hiç de öyle umduğumuz gibi değildi. Hasan Boğuldu tarife uyan bir şekilde "Lebalep" insan kaynıyordu… Vatandaşa bu imkanların hazırlanıp sunulmuş olması ne güzel diye düşünüyorsunuz.
Giriş kapısındaki nazik bir delikanlıdan bilgi alıp arabamızı park ediyoruz. Burası Kaz Dağlarının önemli ziyaretçi merkezlerinden biri… Burası gerçekten güzel…
* * *
Ancak sorumsuz insanlara her yerde rastlıyorsunuz.
Özellikle kapıda ikaz edilmesine, suyun döküldüğü şelale göleti suyunun içme suyu olarak kullanıldığı konusundaki tabela ve ikazlara rağmen Hasan Boğuldu'nun adını Hüseyin Boğuldu yapmak için buz gibi suya girip şok geçirenler, etrafı tel örgü ile çevrili tarihi su kemerlerini aşıp, biraz yukarda içki ve sigara içenler, suya sigara veya meyve kabukları atanlar, illa da ayaklarımı sokacağım diye tırabzanları aşanlar insana sıkıntı veriyor.
Çilek ve alabalık yağından yapılmış ağrı kremi satan öğrenci bir genç var. Ona şelalenin adının nereden geldiğini soruyoruz. "Bilmiyorum" diye dürüstçe cevap veriyor. Elimde çilek çıkını ile tam dönecekken başka bir genç söze karışıyor. "Buradaki suyla beslenen inekler çok süt veriyorlarmış. Ondan" diyor… Kendimi gülmemek için zor tutuyorum.
Üniformalı bir görevli yok. Arabasını dükkanların önüne ya da araçların arkasına sorumsuzca park edenler; bunun sonucu bağırıp çağıranlar, üç kuruşluk kekik için kıyasıya pazarlık eden kalın bilezikli, şişman kadınlar bizi düşündürüyor…
* * *
Edremit'in ortasında, PTT'nin ara sokağında ilerlerken bir tamirci dükkanı önünde Mustafa Seyit Sutüven'in adının yazılı olduğu bir çeşmeye rastlıyorsunuz. Çevredekiler de kime ait olduğunu bilmiyorlar.
Oysa Mustafa Seyit Sutüven 1908-1969 yılları arasında yaşamış Edremit'in yetiştirdiği önemli bir şair. Hasan Boğuldu'yu ve Sutüven Şelalesi'nin tanıtımına şiirleri ile aracı olmuş. Hemşerilerinin onu hatırlamaması içimi acıttı. Oysa şiirleri Zahir Güvenli ve Behçet Necatigil tarafından hazırlanan bir kitapta toplanmış ve 1976 yılında Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları arasında "Bütün Şiirleri" adıyla yayınlanmış.
* * *
Kısacası Hasan Boğuldu'nun adını Hüseyin Boğuldu'ya çevirmek için kendini yasak sulara atan gençlere, şelalenin adını Süt Veren şelalesi yapmaya çalışanlara, ormanlarımızın bu kadar yangın atlatmasına rağmen girilmesi yasak bölgelerde içki sofrası kuranlara, sigara içenlere mani olmak lazım. Buraya ulaşmak için iki araba karşılaştığında birinin geri gitmek zorunda kaldığı yola bir çözüm bulmak lazım. Hele hele eski su kemerlerini onarır o tarihi eseri geri kazandırırlarsa yarın öbür gün sıkı bir yağmurda yıkılmasını da önlemiş olurlar.
Daha çok insanın ziyaret etmesi dileğiyle…
- Sessizlik… / 01.04.2025
- Bayramlık… / 28.03.2025
- Gelecek kaygısı… / 21.03.2025
- VEFA… / 19.03.2025
- Doğruları söylemek… / 14.10.2024
- Haydar Hoca'yı hatırlarken… / 06.08.2024
- Kıyılarda sorun büyük… / 05.08.2024
- Bir kral, bir prenses ve bir Demir Leydi / 28.07.2024
- Koca Nazım… / 04.06.2024