Her yılbaşı öncesi yaklaşık bir ay ve yılbaşı sonrası bir hafta boyunca, halkımızın büyük çoğunluğunun gündemini yılbaşı biletleri ve büyük ikramiye ile ilgili listeler oluşturur. Acaba büyük ikramiye hangi memlekete ve kime çıktı, kim ne kadar kazandı, benim biletime amorti çıktı mı, ellerde listeler herkes yılbaşı biletlerini kontrol eder.
Sonuç, yıkılan hayaller, tükenen umutlar. "Zaten bende şans mı var, keşke biletimi başka memleketten aldırsaydım" diye serzenişler.
Bütün umutlarını şans oyunlarına bağlayan on milyonlarca insan tekrar umutlanmak için hemen koşuyor sayısal loto, şans topu bayilerinin önlerine, belki bu hafta tutturursam şunu bunu yaparım hayali ile.
Milli Piyango İdaresinin bildirdiğine göre ülkemizde satılan yılbaşı biletinin otuz altı milyon olduğu söyleniyor. Yani otuz altı milyon insan geleceğini şansa bağlamış durumda. Peki, şans nedir, milletimiz şanslı mıdır, isterseniz bunu biraz irdeleyelim.
Özel manada kişilerin, genel manada toplumların iradesi dışında oluşan olgulardır şans. Mesela hiç kimse doğum yerini, doğum tarihini, anne ve babasını kendisi tercih etmediği gibi, boyunu posunu şeklini şemailini de kendisi tercih etmemiştir. İşte bu olgu kimilerine göre şans kimilerine göre de kader olarak algılanır. Şimdi bu ülke insanının şans veya kader durumu nasıldır buna farklı bir bakış açısıyla göz atalım.
Ülkemiz mükemmel bir coğrafyada bulunmaktadır, iklim harika, dört mevsim yaşanabiliyor, akarsular, nehirler, verimli araziler, toprağa can ek can biter, sınırsız tarım ve hayvancılık imkânı.
Yeraltı kaynaklarına gelince; altından bakıra, bordan petrole osmiyumdan magnezyuma demire, işlenmemiş rezerv değeri üç, işlendiği zaman en az otuz katrilyon dolar değerinde yeraltı kaynakları?
Allah aşkına söyler misiniz; dünyanın neresinde böyle bir zenginlik var, şimdi insanımıza sormak lazım biz şanslı mı yoksa şansız mıyız? Bu manada ülkemiz insanı çok şanslı ve çok zengindir. Bütün mesele bu zenginlikleri harekete geçirebilecek adil gelir dağılımın sağlayacak iradeyi bulup devreye koyabilmekte.
Cumhuriyetin en büyük nimetlerinden birisi de halkın kendi kendini yönetmesi yani kendini yönetecek iradeyi kendisinin seçmesidir. Yukarıda anlattığım zenginlikleri halka kazandıracak iradenin devreye konulması bir bakıma halkın tercihine bağlıdır.
Türk milleti elindeki kıymetleri değerlendirmeli ve müreffeh bir Türkiye'nin oluşmasında üzerine düşenleri yerine getirmelidir.
Sonuç, yıkılan hayaller, tükenen umutlar. "Zaten bende şans mı var, keşke biletimi başka memleketten aldırsaydım" diye serzenişler.
Bütün umutlarını şans oyunlarına bağlayan on milyonlarca insan tekrar umutlanmak için hemen koşuyor sayısal loto, şans topu bayilerinin önlerine, belki bu hafta tutturursam şunu bunu yaparım hayali ile.
Milli Piyango İdaresinin bildirdiğine göre ülkemizde satılan yılbaşı biletinin otuz altı milyon olduğu söyleniyor. Yani otuz altı milyon insan geleceğini şansa bağlamış durumda. Peki, şans nedir, milletimiz şanslı mıdır, isterseniz bunu biraz irdeleyelim.
Özel manada kişilerin, genel manada toplumların iradesi dışında oluşan olgulardır şans. Mesela hiç kimse doğum yerini, doğum tarihini, anne ve babasını kendisi tercih etmediği gibi, boyunu posunu şeklini şemailini de kendisi tercih etmemiştir. İşte bu olgu kimilerine göre şans kimilerine göre de kader olarak algılanır. Şimdi bu ülke insanının şans veya kader durumu nasıldır buna farklı bir bakış açısıyla göz atalım.
Ülkemiz mükemmel bir coğrafyada bulunmaktadır, iklim harika, dört mevsim yaşanabiliyor, akarsular, nehirler, verimli araziler, toprağa can ek can biter, sınırsız tarım ve hayvancılık imkânı.
Yeraltı kaynaklarına gelince; altından bakıra, bordan petrole osmiyumdan magnezyuma demire, işlenmemiş rezerv değeri üç, işlendiği zaman en az otuz katrilyon dolar değerinde yeraltı kaynakları?
Allah aşkına söyler misiniz; dünyanın neresinde böyle bir zenginlik var, şimdi insanımıza sormak lazım biz şanslı mı yoksa şansız mıyız? Bu manada ülkemiz insanı çok şanslı ve çok zengindir. Bütün mesele bu zenginlikleri harekete geçirebilecek adil gelir dağılımın sağlayacak iradeyi bulup devreye koyabilmekte.
Cumhuriyetin en büyük nimetlerinden birisi de halkın kendi kendini yönetmesi yani kendini yönetecek iradeyi kendisinin seçmesidir. Yukarıda anlattığım zenginlikleri halka kazandıracak iradenin devreye konulması bir bakıma halkın tercihine bağlıdır.
Türk milleti elindeki kıymetleri değerlendirmeli ve müreffeh bir Türkiye'nin oluşmasında üzerine düşenleri yerine getirmelidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mehmet Alioğlu / diğer yazıları
- Üç büyük günah / 15.04.2017
- Edebali'nin Osman Bey'e nasihatı / 16.03.2017
- Ömür boyu borçlu yaşamak / 11.03.2017
- Sevelim sevilelim / 09.02.2017
- Herkese büyük ikramiye / 04.02.2017
- Edebali'nin Osman Bey'e nasihatı / 16.03.2017
- Ömür boyu borçlu yaşamak / 11.03.2017
- Sevelim sevilelim / 09.02.2017
- Herkese büyük ikramiye / 04.02.2017