Göz açıp kapayana kadar üç yıl dolmuş. Her ne kadar gönül dünyamızdan eksilmese de, aramızda olduğunu düşünerek ışığını takip etmeye çalışsak da "İnsan gönüldür, gönül…" deyişini unutmamış olsak da, sanki bir kapıyı açıp içeri giriverecekmiş gibi beklemeyi bırakmış değiliz.
Hoş bundan sonra o bir kapı açıp gelmese de, onun geçtiği kapıyı açıp biz gideceğiz ya…
Ancak yaşadığımız sürece onun eksikliğini hep duyacacağız…
Nasıl bir evin hanımı eksildiğinde ocak tütmez, aş kaynamaz, çoluk çocuk aç kalırsa yazdığı bunca esere rağmen bizim gibi sonradan yetmeler de bir türlü gönül sofrasında doymaz olduk.
***
Sevgili Doç. Dr. Ahmet Kepekçi, yazdığı yazısında durumu öyle güzel özetlemiş ki, onun üstüne bir yazı yazmayı kendime hak görmedim. Ancak ısrarla yazıyı dost kalanlarıma ve sevdiğim arkadaşlarıma gönderdim. Sevgili Kepekçi'nin içten gelen duygularına ve kaleme alış biçimine doktorluğu gibi şapka çıkartmak gerekiyor.
Pek çok seveni ve takdir edeni bulunan Haydar Hoca'nın anlaşılması, fikir ve düşüncelerinin kabulü biraz zaman alacaktır. Biz nedense kendi içimizden yetişen değerlere ölmeden ve üstünden yıllar geçmeden sahip çıkamıyoruz. O nedenle de sadece ehil insanlarımız değil; fikir ve buluşlarımız da yabancı ülkelere kaçırılıyor.
Çevremize milli devlet ve milli ekonomi şuurunu yaymak için onun yolunu takip etmek, nasıl anlattığına dikkat etmek, Atatürk'ün neden Vatan olduğunu iyi kavramak; Ehlibeyti tanıyıp anlamak zorundayız.
***
Bir yandan içine düştüğümüz durumdan el birliği ile kurtulmaya çalışırken, diğer yandan son vatan parçasını korumayı, onu güçlendirmeyi ve sevmeyi sürdürmek; duygu ve düşüncelerimizi bizden sonraki nesillere anlatmak ve aktarmak zorundayız.
Din ve devlet kavramlarını rayından çıkartmaya çalışanlara, vatanın topraklarının bölünmesine razı olmayacak akıllı insanlara, gelecek için çalışacak gençlere her daim ihtiyacımız var. Bunlar, sevgili Haydar Hoca'nın belirttiği gibi bir Kuvayı Milliye anlayışı olup, yurdun her yerine yayılmak zorundadır.
Bugün çok şey söylemek, içimizdeki duyguları uzun uzun anlatmak mümkün. Ancak her kıvılcımın bir yangına dönüşeceğinin bilincinde olduğumuz günlerin arifesindeyiz. Az sözle yetinmek, geleceğe güven beslemek, tarihimizden, Atatürkçü kimliğimizden, Yaradan'a olan inancımızdan ödün vermemek, gönlümüzden geçen doğru yoldan ayrılmamak zorundayız.
Sevgili Haydar Baş hocamıza ölümünün üçüncü yılında rahmet, sevenlerine baş sağlığı diliyor; insanlığa armağan ettiği eserleri için minnet ve şükran duygularımı sunuyorum.
Seni iyi ki onu tanımış, iyi ki varlığının farkına varmış, ilk ağızdan söylemlerine şahit olmuşum…
Yattığın yer nur, mekânın cennet, Ehlibeyt yoldaşın olsun…
- Sahne… / 02.04.2025
- Sessizlik… / 01.04.2025
- Bayramlık… / 28.03.2025
- Gelecek kaygısı… / 21.03.2025
- VEFA… / 19.03.2025
- Doğruları söylemek… / 14.10.2024
- Haydar Hoca'yı hatırlarken… / 06.08.2024
- Kıyılarda sorun büyük… / 05.08.2024
- Bir kral, bir prenses ve bir Demir Leydi / 28.07.2024