‘Ey kullara ve sebeplere dayanan zavallı’
Ey içi dışına uymayan, kullara ve sebeplere dayanan zavallı! Bu çirkin halinle sana o büyük nasip gelmez; Hak dostluğunu bulmak mümkün değildir
27.10.2021 00:23:00





"Ey içi dışına uymayan, kullara ve sebeplere dayanan zavallı! Bu çirkin halinle sana o büyük nasip gelmez; Hak dostluğunu bulmak mümkün değildir.
Bulunduğun, iyi olmayan hal devam ettikçe hayır bekleme. İzzet, senin için bir seraptır. Önce İslâm ol. Doğruya bağlan. Tevbe et. İhlâs sahibi ol. Kurtuluş bu yoldadır. Aksi halde hidayet yolu sana kapalıdır, uzaktır.
Sana acırım; benim sert konuşmam seni üzüyor, biliyorum. Ama yanılıyorsun. Aramızda düşmanlık yok. Yalnız şu var ki, ben gerçeği söylüyorum. Seni, emir dışında görmem beni böyle söyletiyor. Büyüklerin sözü seni sıkıyor.
Haklısın; gurbet ilinde gezen, hak söze az dayanır. Fakirlerin pek azı engin gönüllü olur. En ufak öğüde gönül koyarlar.
Benden bir şey işitince kabul et. Allah'tan bil. Ben de bir âletim. Söyleten O'dur. Beni aradan çıkar, O'nu gör. Bir kuru taşı bile konuşturmak O'nun kudreti dahilindedir.
Bana geldiğin zaman sade gel. Nefsini bir yana at. Şahsî isteklerini terk et. Hakikî bir basirete sahib olsaydın beni cümle varlığımdan soyunmuş, Hak varlığı ile var olmuş görürdün. Lâkin hasta ve hatalı anlayışın, bunu sezmeye yeterli değildir.
Hak yolcusu, sohbetime gel. Sohbetimden faydalan. Halimde dünyalık göremezsin. Dünya ve âhiret iç âlemimden uzaktır. Elimde, tevbekâr olan arzusunu bulur. Bana karşı iyi düşünce şarttır. Sözlerimle amel etmek gerek. Bunları yapan aradığını bulur. Hak yola az zamanda varmış olur.
Allahü Teâlâ, peygamberini kelâm sıfatı ile terbiye eder. Sevdiği kulları ise ilham yoluyla ıslâh eder. İlham velîlere, kelâm da peygamberlere gelir. Peygamberlerin vasileri veli kullardır. Onlar, peygamberlerin hakikî vekilleridir. Velî olanlar, peygamberlerin evlâdıdır.
Allah, konuşur. Musa peygamberle konuştu. O'nun konuşması maddî yapılı değildir. O kelâm sıfatının ölçüsü, tartısı, kalıbı yoktur. Onun Kelâm sıfatı yaratır fakat o sıfatı bir şey yaratmış değildir.
O sıfatın yaratıcısı Hak'tır. Hakk'ın kelâm sıfatı derin mânalar taşır, işitenin fehmine göre renk alır. Musa Peygambere aklı kadar konuştu. Vasıta kullanmadı. Bizim Peygamberimizle de (s.a.a.v) vasıtasız konuştu; bizzat kelâm sıfatının tecellisini gösterdi.
Yarabbi, hidayet yolunu, bütün kullara nasip eyle. Hepsine merhamet et. Cümlenin tevbesini kabul buyur. Amin! (Abdülkadir Geylani Hazretleri, İlahi Armağan eserinden) H: Akın Aydın
Bulunduğun, iyi olmayan hal devam ettikçe hayır bekleme. İzzet, senin için bir seraptır. Önce İslâm ol. Doğruya bağlan. Tevbe et. İhlâs sahibi ol. Kurtuluş bu yoldadır. Aksi halde hidayet yolu sana kapalıdır, uzaktır.
Sana acırım; benim sert konuşmam seni üzüyor, biliyorum. Ama yanılıyorsun. Aramızda düşmanlık yok. Yalnız şu var ki, ben gerçeği söylüyorum. Seni, emir dışında görmem beni böyle söyletiyor. Büyüklerin sözü seni sıkıyor.
Haklısın; gurbet ilinde gezen, hak söze az dayanır. Fakirlerin pek azı engin gönüllü olur. En ufak öğüde gönül koyarlar.
Benden bir şey işitince kabul et. Allah'tan bil. Ben de bir âletim. Söyleten O'dur. Beni aradan çıkar, O'nu gör. Bir kuru taşı bile konuşturmak O'nun kudreti dahilindedir.
Bana geldiğin zaman sade gel. Nefsini bir yana at. Şahsî isteklerini terk et. Hakikî bir basirete sahib olsaydın beni cümle varlığımdan soyunmuş, Hak varlığı ile var olmuş görürdün. Lâkin hasta ve hatalı anlayışın, bunu sezmeye yeterli değildir.
Hak yolcusu, sohbetime gel. Sohbetimden faydalan. Halimde dünyalık göremezsin. Dünya ve âhiret iç âlemimden uzaktır. Elimde, tevbekâr olan arzusunu bulur. Bana karşı iyi düşünce şarttır. Sözlerimle amel etmek gerek. Bunları yapan aradığını bulur. Hak yola az zamanda varmış olur.
Allahü Teâlâ, peygamberini kelâm sıfatı ile terbiye eder. Sevdiği kulları ise ilham yoluyla ıslâh eder. İlham velîlere, kelâm da peygamberlere gelir. Peygamberlerin vasileri veli kullardır. Onlar, peygamberlerin hakikî vekilleridir. Velî olanlar, peygamberlerin evlâdıdır.
Allah, konuşur. Musa peygamberle konuştu. O'nun konuşması maddî yapılı değildir. O kelâm sıfatının ölçüsü, tartısı, kalıbı yoktur. Onun Kelâm sıfatı yaratır fakat o sıfatı bir şey yaratmış değildir.
O sıfatın yaratıcısı Hak'tır. Hakk'ın kelâm sıfatı derin mânalar taşır, işitenin fehmine göre renk alır. Musa Peygambere aklı kadar konuştu. Vasıta kullanmadı. Bizim Peygamberimizle de (s.a.a.v) vasıtasız konuştu; bizzat kelâm sıfatının tecellisini gösterdi.
Yarabbi, hidayet yolunu, bütün kullara nasip eyle. Hepsine merhamet et. Cümlenin tevbesini kabul buyur. Amin! (Abdülkadir Geylani Hazretleri, İlahi Armağan eserinden) H: Akın Aydın
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.