Güzel bir deyimdir. Zahmet çekmeden, elini taşın altına sokmadan, bir şey üretmeden, bir şeylere sahip olmadan veya sahip olmak için mücadele etmeden, başka birilerinin varlıklarını, üretimlerini, kaynaklarını yine onların imkânları ile ele geçirmeye çalışmayı, bize veciz bir şekilde anlatan atasözümüz.
Bir de başka bir atasözü var" elden gelen öğün olmaz, olsa da vaktinde olmaz" diye, hep elden medet ummak elden beklemek.
Milletler, diğer milletlere hâkim olabilmek, doğru bildiklerini dikta edebilmek için çeşitli yollar denemişlerdir. Bazen fikri hâkimiyetler elde edilmeye çalışılmış bazen ekonomik bazen de siyasi hâkimiyetler için sömürmeye ve savaşlara başvurulmuştur.
Bu savaşların en büyük ve en unutulmazları kazanan toplulukların bir amaç bir hedef için bir bütün olmaları bunun yanında ellerindeki gelişmişliklerini üstünlüklerini savaş meydanlarında kullanabilmeleri olmuştur.
Hunların, yetiştirdikleri dayanıklı atları olmasa idi, Avrupa'nın en içlerine fetihler düzenleyebilirler miydi?
Romalılar gemilerini inşa edemeseydi. Kıtalar hâkimiyeti kurabilir miydi?
Aslında gemi yapım sanatını en iyi bilen Kartacalılar'dı. Romalılar Kartacalılar'a "yahu bize gemi yapın satın da sizin topraklarınızı işgal edip sömürelim" mi demişlerdi!
Efendim Birinci Dünya Savaşından önce İngilizlere gemi siparişi verdik ama adamlar gemimizi vermediler! Yahu bu nasıl akıl nasıl izan!
Bir düşünün Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet'in toplarını Bizans'tan satın aldığını sonrasında müthiş bir zafer kazandığını! Böyle bir olayda Bizanslılara ne derdik?
Burda başta yazdığımız ikinci atasözü devreye giriyor, "elden gelen öğün olmaz, olsa da vaktinde olmaz." İngilizlerin bize yaptığı bu savaş canavarlarından Reşadiye'yi, Birinci Dünya Savaşında bize karşı kullandılar. Başarısız bir gemi olduğu için 1921'de hurdacıya satıldı. Sultan Osman gemisinde (aslen bu gemi ilk başta Brezilya hükümeti için yapılmış) büyük bir mühendislik hatası yapıldığının, silahların iyi çalışmadığının anlaşılması üzerine gemi çürük damgası yedi ve kimseye satılamadı. Birinci Dünya Savaşına katılamayan gemi 1922'de hurdacılara satıldı.
Osmanlılar bu gemileri alsa idi hangi zaferi kazanabilirdi. Hatta Sultan Osman gemisi ile Norveç denizinde yapılan top atışlarında gemi kendi kendini batırıyormuş. Bir de gemiyi teslim ettiklerini düşünsenize!
Bırakalım elin taşına tonlarca para vermeyi!
Bir de başka bir atasözü var" elden gelen öğün olmaz, olsa da vaktinde olmaz" diye, hep elden medet ummak elden beklemek.
Milletler, diğer milletlere hâkim olabilmek, doğru bildiklerini dikta edebilmek için çeşitli yollar denemişlerdir. Bazen fikri hâkimiyetler elde edilmeye çalışılmış bazen ekonomik bazen de siyasi hâkimiyetler için sömürmeye ve savaşlara başvurulmuştur.
Bu savaşların en büyük ve en unutulmazları kazanan toplulukların bir amaç bir hedef için bir bütün olmaları bunun yanında ellerindeki gelişmişliklerini üstünlüklerini savaş meydanlarında kullanabilmeleri olmuştur.
Hunların, yetiştirdikleri dayanıklı atları olmasa idi, Avrupa'nın en içlerine fetihler düzenleyebilirler miydi?
Romalılar gemilerini inşa edemeseydi. Kıtalar hâkimiyeti kurabilir miydi?
Aslında gemi yapım sanatını en iyi bilen Kartacalılar'dı. Romalılar Kartacalılar'a "yahu bize gemi yapın satın da sizin topraklarınızı işgal edip sömürelim" mi demişlerdi!
Efendim Birinci Dünya Savaşından önce İngilizlere gemi siparişi verdik ama adamlar gemimizi vermediler! Yahu bu nasıl akıl nasıl izan!
Bir düşünün Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet'in toplarını Bizans'tan satın aldığını sonrasında müthiş bir zafer kazandığını! Böyle bir olayda Bizanslılara ne derdik?
Burda başta yazdığımız ikinci atasözü devreye giriyor, "elden gelen öğün olmaz, olsa da vaktinde olmaz." İngilizlerin bize yaptığı bu savaş canavarlarından Reşadiye'yi, Birinci Dünya Savaşında bize karşı kullandılar. Başarısız bir gemi olduğu için 1921'de hurdacıya satıldı. Sultan Osman gemisinde (aslen bu gemi ilk başta Brezilya hükümeti için yapılmış) büyük bir mühendislik hatası yapıldığının, silahların iyi çalışmadığının anlaşılması üzerine gemi çürük damgası yedi ve kimseye satılamadı. Birinci Dünya Savaşına katılamayan gemi 1922'de hurdacılara satıldı.
Osmanlılar bu gemileri alsa idi hangi zaferi kazanabilirdi. Hatta Sultan Osman gemisi ile Norveç denizinde yapılan top atışlarında gemi kendi kendini batırıyormuş. Bir de gemiyi teslim ettiklerini düşünsenize!
Bırakalım elin taşına tonlarca para vermeyi!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ali Nezir / diğer yazıları
- Maarif yüzyılı! / 13.01.2025
- Denizcilik İşletmeleri / 27.12.2024
- Savaşların kazananları! / 06.12.2024
- Ortadoğu’da gözü olanlar! / 25.10.2024
- Şam’ın ve Halep’in limanı Beyrut’tur! / 18.10.2024
- Kahire’deki Türk şehitliği! / 20.09.2024
- Kavimler göçü veya sığınmacılar! / 17.08.2024
- Avrupalıların keşif dediği ‘sömürü’! / 09.08.2024
- Top oynayan çocuklara atılan füze / 30.07.2024
- Kerbela! / 16.07.2024
- Denizcilik İşletmeleri / 27.12.2024
- Savaşların kazananları! / 06.12.2024
- Ortadoğu’da gözü olanlar! / 25.10.2024
- Şam’ın ve Halep’in limanı Beyrut’tur! / 18.10.2024
- Kahire’deki Türk şehitliği! / 20.09.2024
- Kavimler göçü veya sığınmacılar! / 17.08.2024
- Avrupalıların keşif dediği ‘sömürü’! / 09.08.2024
- Top oynayan çocuklara atılan füze / 30.07.2024
- Kerbela! / 16.07.2024