"Bu nesil sizin eserinizdir." başlıklı makalemize bazı öğretmen dostlarımızdan serzenişler geldi. "İlahi Uğur bey, şimdi suçlu biz mi olduk, biz uğraşıyoruz ama elimizde malzeme yok, genç bize geldiğinde olan olmuş, gencin kafası kaymış, bir şeyler vermeye çalışıyoruz ama onun böyle bir derdi yok" diyorlar?Serzenişinizde haklısınız ama değerli dostlar, makalemizi tekrar gözden geçirince göreceksiniz ki fertten topluma, eğitenden eğitilene, topyekün milletin bu konuda ihmalinin söz konusu olduğunu dile getirmiştik.
Fikrimizi destekler mahiyette birkaç örnek sunalım; Öğrencilik yıllarında içine kapanık, duygularını başkalarıyla paylaşamayan, konuşma özürlü biriydim. Sınıf öğretmenim, kendini bağ bahçe işine veren, öğrencinin eğitimine çok da önem vermeyen, mesai bitse de bağıma bahçeme gitsem zihniyetinde bir adamcağız idi. Evi oklumuza çok yakın idi. Biz çantalarımızı hazırlayıp dışarı çıkıncaya kadar, onun orijnal sesli motosikleti ile başında kaskı okulun önünden geçtiğine çok şahit olurduk. Öğretmenimizin eğitim hakkındaki bu anlayışı, zamanla bizde de oluşmaya başladı ve eğitim bizim için anlamsız olmaya başladı. İdeal mi? Hak getire; zil çalsa da eve gitsek, okuldaki oyuna mahallede devam etsek..!Bu adamcağız, bizler beşinci sınıfta iken bir trafik kazası geçirdi ve yerine stajer bir bayan öğretmen atandı. O bayanla birlikte bizim fikirlerimiz ve hayatımız bir anda değişti. Bizde gördüğü eksiklikleri tamamlamak için, evinde tatil günleri ve okul çıkışlarında özel olarak ilgilenir ve bizi eğitime ve hayata kazandırmaya çalışırdı.
Benzer şekilde orta öğretimde edebiyat öğretmenim, ders aralarında önce okul bahçesinde beni şiir çalıştırır, hazır görünce de öğretmenler odasında diğer öğretmenlerin huzurunda okuturdu. Böylelikle toplumdan uzaklaşmak isteyen, içine kapanık bir gencin geleceği ve idealleri onların elinde şekillenmiş oldu. Öğretmelerimizin hediye ettiği kitaplardan çok istifade ettiğimiz olmuştur.
Şimdi bu ve benzeri öğretmen tiplerine rastlamak biraz zor görünüyor. Çünkü ekonomik ve ailevi sıkıntılar, öğretmeni kendi içine kapatmış, ancak kendi ailesinin problemleri ile uğraşmakla meşgul olmaktadırlar.Kendi çoluk çocuğunun geçimini bile zor sağlarken elbette ki öğrencileri ile ilgilenme ikinci plana düşmektedir. Moral değerleri zayıflayan eğitimcilerin, eğittiği gençler de maalesef idealist bir düşünceden uzak yetişmektedir.
İlgi alaka özel okullarda sağlanmakta, ona da kaç kişinin mali gücü yetmekte ki?Biz tespitimizde, eğitimdeki çıkmazlardan birkaçını işaret ettik. Yoksa bir kesimi yada birilerini hedef almak niyetinde değiliz. Eğer çözümden yana isek, gocunmadan, sıkılmadan, meselelerin özüne inmek zorundayız. Eğitimdeki sorunların çözümüne; eğitimcilerin mali sorunlarını ortadan kaldırıp, kafa yapılarını milli çıkarlarımız doğrultusunda düzeltmekle işe başlanmalıdır. Gerisi kolay?Yeter ki doğru yolda, doğru niyetle, doğru adımlar atılsın?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Fatiha suresindeki Allah ile kul arasındaki sır / 07.04.2025
- Ahlak bulaşıcıdır / 05.04.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ahlak bulaşıcıdır / 05.04.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025