Dünya yasta.
Irak arkeoloji müzesinde sergilenen bilmem hangi çağlara ait, çanak çömlek, kendirden gömlek, tas tarak ve altın varak talan oldu diye ağlıyor.
Dünyanın gözü dönmüş "Haçlı Ordusu", dedelerinden tevarüs eden, yağmalama, işgal etme ve sömürme alışkanlıkları nüksetti ve binlerce km. uzaklarında olmasına rağmen bir ülkeyi, yalan-dolanlarla işgal etti.
Çıkarı için, kendi öz evladını bile fedaya hazır bir anlayışın, çok da umurundaydı, çanak-çömlek, kendirden gömlek.
Yaktılar, yıktılar, öldürdüler, yaraladılar, dul ve yetim bıraktılar, ömür boyu tedavi edilemeyecek şekilde sakat bıraktılar ve bayram ediyorlar.
Bütün bunlara seyirci kalan "ilim(!)" erbabı şimdi ağlıyor; neye? Çanak-çömleğe.
İnsana niye ağlasın?
Eksikliği mi var insanın?
Antik çağlardan kalan bir çömleği bir daha yerine getirmek ne mümkün.
Ama insan dediğin nedir ki?
Aynısından dünyada 5 milyar var.
Gidenin/ölenin yeri en geç dokuz ay sonra dolduruluyor.
Ya çömlek? Sittin sene beklesen boş.
Peki Iraklı neye ağlıyor?
Ölenine ağlıyor.
Sakat kalanına ağlıyor.
Tarumar olan hanesine ağlıyor.
Heder edilen iffetine, namusuna ağlıyor.
Bir ay önce kucağında oyun oynadığı biricik evladının ölüsüne ağlıyor.
"Ehl-i salip/haçlı ordusu" tarafından çiğnenen yurduna ağlıyor.
Dünyanın bu umursamaz tavrına ağlıyor.
Haline ağlıyor.
Peki ben niye ağlıyorum?
Irak kütüphanelerinde yakılan, çalınan Mezhep imamı İmam Ebu Hanife'ye, Meşrep İmamı Abdulkadir Geylanî Hazretlerine ve diğer İslam büyüklere ait eserlere de ağlıyorum ama benim ağladığım şey başka.
Dünyada en büyük eser Allah'ın eserdir, yani insandır.
Onu yok etmeyi hiçe sayan, insanın eserine değer verir mi hiç?
Ama beni ağlatan o değil.
"Dinlerarası Diyalog" gibi, bu ülkede bir başka şey daha yapılmıştı; "Uygarlıklar arası Diyalog".
Bütün uygarlıkları tekletmeyi amaçlıyordu bu uluslararası çalışma.
Tıpkı dineri birleştirme gayreti gibi.
Gördük ki, "Uygarlıklararası diyalog" da tıpkı "Dinlerarası Diyalog" gibi "Haçlı ruhuna" hizmet içinmiş meğer.
İstanbul'umuzun eski Belediye Başkanı, şimdiki Başbakanımız o yıllar "Medeniyetler/uygarlıklar Arası Diyalog " adı altında, değişik dinlere mensup onlarca adamı bir araya getirmişti, Belediye imkanlarıyla..
Boyunlarında "haçlarıyla" bu toplantılara katılan bir kısım zevat ile Irak'ta önüne gelen her şeyi yakan, yıkan, öldürenler aynı inancın etrafında kenetlenen insanlardı.
İdealleri aynıydı cümlesinin.
Aralarında bir fark vardı;
Biri "Haçlı Ordusuydu", diğerleri "Haçlı Neferleri".
Bu tip planlı faaliyetlerin Türkiye ve İslam ayağı "Onursal Başkan Hocaefendi" umarım bu tip süslü faaliyetlerin neye hizmet ettiğini anlamıştır.
Bölgemiz ve en önemlisi ülkemiz tam bir "haçlı" kuşatması altındadır.
Dünya barışı için hep İslam'dan taviz koparanlar, İslam'dan yaklaşık bin senen öncesine dayanan akaitlerinden zerre taviz veriyor mu?
Misal mi?
İşte size "Arz-i Mev'ud".
Bütün dünya bu ideale hizmet yarışında.
Hatta bu inancı taşımadığını iddia edenler bile buna hizmet ediyor.
İşte ben buna ağlıyorum.
Bir de insanımın umursamaz haline.
Üçgen
tamamlanıyor
"Haçlı Dünyası"
için derin mana taşıyan
"üçgenin" bir ayağı Irak'tı.
Diğeri Filistin, bir diğeri Kıbrıs.
Tam da Irak düştükten hemen sonra,
Yunanistan'da yapılan "imza töreni"
ile Kıbrıs'ın Rum Kesimi AB üyesi oldu.
Sayın eski Dışişleri Bakanımız Yakış, bu durumu;
"Türk ordusunun Kıbrıs'ta işgalci devlet olması"
şeklinde yorumlamıştı.
Uğruna herşeyden geçtiğimiz AB, yarın bize;
"Siz bize ait bir toprağı işgal ettiniz, hangi yüzle kapımıza gelip,
ne olur bizi de içinize alın? Bu ne cüret?" dese, ki niye demesin?
İşte yandı gülüm keten helva.
Yeni Dışişleri Bakanımız Gül de, imza atıldıktan sonra
gitmiş Atina'ya.
Çok büyük bir tepki.
Şimdi sor sen bunu "mübarek zevata" bak bunda ne ince hikmetler var, bizim aklımızın almaktan aciz kaldığı..
Üçgenin ikinci ayağı bu imzayla tamamlanmış oldu.
Sıra geldi üçüncü ayağa.
O da kısa zamanda tamamlanır. Sacayak ocağa konmak üzere.
Musul ve Kerkük'ten bir milyar dolarla vazgeçtik.
Kıbrıs'tan geçmek için o kadar da alamayabiliriz.
Irak arkeoloji müzesinde sergilenen bilmem hangi çağlara ait, çanak çömlek, kendirden gömlek, tas tarak ve altın varak talan oldu diye ağlıyor.
Dünyanın gözü dönmüş "Haçlı Ordusu", dedelerinden tevarüs eden, yağmalama, işgal etme ve sömürme alışkanlıkları nüksetti ve binlerce km. uzaklarında olmasına rağmen bir ülkeyi, yalan-dolanlarla işgal etti.
Çıkarı için, kendi öz evladını bile fedaya hazır bir anlayışın, çok da umurundaydı, çanak-çömlek, kendirden gömlek.
Yaktılar, yıktılar, öldürdüler, yaraladılar, dul ve yetim bıraktılar, ömür boyu tedavi edilemeyecek şekilde sakat bıraktılar ve bayram ediyorlar.
Bütün bunlara seyirci kalan "ilim(!)" erbabı şimdi ağlıyor; neye? Çanak-çömleğe.
İnsana niye ağlasın?
Eksikliği mi var insanın?
Antik çağlardan kalan bir çömleği bir daha yerine getirmek ne mümkün.
Ama insan dediğin nedir ki?
Aynısından dünyada 5 milyar var.
Gidenin/ölenin yeri en geç dokuz ay sonra dolduruluyor.
Ya çömlek? Sittin sene beklesen boş.
Peki Iraklı neye ağlıyor?
Ölenine ağlıyor.
Sakat kalanına ağlıyor.
Tarumar olan hanesine ağlıyor.
Heder edilen iffetine, namusuna ağlıyor.
Bir ay önce kucağında oyun oynadığı biricik evladının ölüsüne ağlıyor.
"Ehl-i salip/haçlı ordusu" tarafından çiğnenen yurduna ağlıyor.
Dünyanın bu umursamaz tavrına ağlıyor.
Haline ağlıyor.
Peki ben niye ağlıyorum?
Irak kütüphanelerinde yakılan, çalınan Mezhep imamı İmam Ebu Hanife'ye, Meşrep İmamı Abdulkadir Geylanî Hazretlerine ve diğer İslam büyüklere ait eserlere de ağlıyorum ama benim ağladığım şey başka.
Dünyada en büyük eser Allah'ın eserdir, yani insandır.
Onu yok etmeyi hiçe sayan, insanın eserine değer verir mi hiç?
Ama beni ağlatan o değil.
"Dinlerarası Diyalog" gibi, bu ülkede bir başka şey daha yapılmıştı; "Uygarlıklar arası Diyalog".
Bütün uygarlıkları tekletmeyi amaçlıyordu bu uluslararası çalışma.
Tıpkı dineri birleştirme gayreti gibi.
Gördük ki, "Uygarlıklararası diyalog" da tıpkı "Dinlerarası Diyalog" gibi "Haçlı ruhuna" hizmet içinmiş meğer.
İstanbul'umuzun eski Belediye Başkanı, şimdiki Başbakanımız o yıllar "Medeniyetler/uygarlıklar Arası Diyalog " adı altında, değişik dinlere mensup onlarca adamı bir araya getirmişti, Belediye imkanlarıyla..
Boyunlarında "haçlarıyla" bu toplantılara katılan bir kısım zevat ile Irak'ta önüne gelen her şeyi yakan, yıkan, öldürenler aynı inancın etrafında kenetlenen insanlardı.
İdealleri aynıydı cümlesinin.
Aralarında bir fark vardı;
Biri "Haçlı Ordusuydu", diğerleri "Haçlı Neferleri".
Bu tip planlı faaliyetlerin Türkiye ve İslam ayağı "Onursal Başkan Hocaefendi" umarım bu tip süslü faaliyetlerin neye hizmet ettiğini anlamıştır.
Bölgemiz ve en önemlisi ülkemiz tam bir "haçlı" kuşatması altındadır.
Dünya barışı için hep İslam'dan taviz koparanlar, İslam'dan yaklaşık bin senen öncesine dayanan akaitlerinden zerre taviz veriyor mu?
Misal mi?
İşte size "Arz-i Mev'ud".
Bütün dünya bu ideale hizmet yarışında.
Hatta bu inancı taşımadığını iddia edenler bile buna hizmet ediyor.
İşte ben buna ağlıyorum.
Bir de insanımın umursamaz haline.
Üçgen
tamamlanıyor
"Haçlı Dünyası"
için derin mana taşıyan
"üçgenin" bir ayağı Irak'tı.
Diğeri Filistin, bir diğeri Kıbrıs.
Tam da Irak düştükten hemen sonra,
Yunanistan'da yapılan "imza töreni"
ile Kıbrıs'ın Rum Kesimi AB üyesi oldu.
Sayın eski Dışişleri Bakanımız Yakış, bu durumu;
"Türk ordusunun Kıbrıs'ta işgalci devlet olması"
şeklinde yorumlamıştı.
Uğruna herşeyden geçtiğimiz AB, yarın bize;
"Siz bize ait bir toprağı işgal ettiniz, hangi yüzle kapımıza gelip,
ne olur bizi de içinize alın? Bu ne cüret?" dese, ki niye demesin?
İşte yandı gülüm keten helva.
Yeni Dışişleri Bakanımız Gül de, imza atıldıktan sonra
gitmiş Atina'ya.
Çok büyük bir tepki.
Şimdi sor sen bunu "mübarek zevata" bak bunda ne ince hikmetler var, bizim aklımızın almaktan aciz kaldığı..
Üçgenin ikinci ayağı bu imzayla tamamlanmış oldu.
Sıra geldi üçüncü ayağa.
O da kısa zamanda tamamlanır. Sacayak ocağa konmak üzere.
Musul ve Kerkük'ten bir milyar dolarla vazgeçtik.
Kıbrıs'tan geçmek için o kadar da alamayabiliriz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024