Merkez Bankası ekonominin karnesini açıkladı.Buna göre; 2005 yılı Ocak-Eylül döneminde 15 milyar 870 milyon dolar olarak gerçekleşen cari işlemler açığı, 2006 yılının aynı döneminde yüzde 59,6 artışla 25 milyar 334 milyon dolara ulaştı. Bu bir rekor dedi herkes. Doğruydu bir rekordu bu. Bu rekorun sahibi cari açıkla yaşamaya alışmamız lazım diyen babacan ekonomi kurmaylarımız.Bütün dünya ülkeleri için cari açık vermek hükümet yetkililerinin dediği gibi alışılması gereken bir durum mudur? Bu sorunun cevabı kesinlikle 'hayır'dır. Cari açık alışılması gereken bir durum değildir. Hatta alışılması çözüm için gayreti ortadan kaldıracağı için çok sakıncalıdır. "Cari açığa alışmak gerek" diyenler aslında biz bu açığı kapatmayı beceremiyoruz demek istemektedirler ama anlayana?2004 yılı için konuşursak,Japonya 171.8 milyar dolar, Almanya 96.4 milyar dolar, Çin 70 milyar, Rusya 59.6 milyar, Suudi Arabistan 49 milyar, İsviçre 42.8 milyar, Norveç 34.4 milyar dolarlık cari fazla verdi. Bunlar cari fazla veren 66 ülkeden sadece birkaçı. Demek ki cari açık vermek bir kanun ve alışılması gereken bir durum değilmiş. Sadece beceriksizlik sonucu ülkelerin yaşamak zorunda kaldıkları bir problem. Türkiye 2004 yılında verdiği 15.4 milyar dolar cari açıkla gelişmekte olan ülkeler arasında en yüksek cari açığı vermişti. 8.3 milyar dolarla Meksika, 6 milyar dolarla Çek Cumhuriyeti, 5.6 milyar dolarla Güney Afrika ve 4.4 milyar dolarla Polonya bile bizden daha az cari açık vermişti. Hükümetin cari açıkta başardığı(!) bu son rekorla Türkiye'nin gelişmekte olan ülkeler sınıfından batmakta olan ülkeler sınıfına dâhil olduğunu artık rahatlıkla söyleyebiliriz. Peki, cari açığın etkileri nelerdir?Cari açık ekonominin küçülmesi sonucunu doğurur. Dolayısıyla yoksulluk ve işsizlik daha da artacak demektir. Bir ülke cari açık verdiği ölçüde o ülkenin milli geliri azalmaktadır. Cari açık, ekonominin nereye gittiğini gösteren en önemli göstergelerden biridir. Ekonomin karnesidir. Bu karne maalesef kırıklarla doludur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024




























































































