Tercüman'dan Ergun Göze, dünkü yazısında Çankaya Köşkü'ne çıkmak ile Kıbrıs'taki gelişmeler arasında bağ kuruyor Erdoğan, Kıbrıs'a gitmeyi düşünüyor. Danışmanlarının da görüşü böyle. Erdoğan'ın planı tek maddelik; Çankaya'ya çıkmak. AKP Grubu'nun da planı tek maddelik, Çankaya'ya Genel Başkanı oturtarak gelecek seçimlere şanslı girmek ve seçim sonrası yeniden düzenlenme sırasında daha iyi yerlere gelebilmek. Bu işin amortisi de, hali hazırı koruyabilmek. Hükümetin Kıbrıs politikası çöktüErdoğan da farkında ki Türk Milleti'ni, en çok rencide eden husus, AKP'nin Kıbrıs'ı Rumlar'a peşkeş çekmekle neticelenen politikasıdır. Avrupa Birliği'nin "Hele Kıbrıslı Türkler Evet desin, gerisi bize ait diyerek evet" dedirtirken Papadopulos'a evet dedirtemeyişleridir. Üstelik Papadopulosun Hayır deyişine kızmış gibi yaparak Kıbrıs Türkleri'ni mükâfatlandırırız demeleri ve buna rağmen iki yıldır, sadece Rumlar'ı mükâfatlandırmaları işin tuzu biberidir..Bu durum Yes be annemcileri bile tedirgin etmeye ve Biz ne yaptık yahu demeye başlamışlardır. Hayalî Cumhurbaşkanı Talat ise Sakın limanları açmayın, son manivela da elden gider diye feryat etmektedir. Türk Milleti ise olan bitene büyük bir üzüntü ve hayretle bakmaktadır. Sadece birkaç gazete ve servet-ü sâman sahibi cemaat hallerinden memnun görünmektedir. Bu sebepten AKP yeni bir senaryo sahnelemiş ve AB'ye karşı direnir görünmek için İzolasyonu kaldırın biz de Rum devletini tanıyalım demeye başlamışdır. Rum Devleti tanındığı anda, KKTC ve oradaki Türk varlığı yok olacaktır. Limanların ve havaalanlarının açılmasının karşılığı KKTC'nin tanınmasıdır. Milleti aldatmamak gerektir.Kıbrıs'a seyahat önerisiBU durumda Kıbrıs karmakarışıktır. Erdoğan, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi için, temel atmaya, kurdele kesmeye, açılış yapmaya koşuşturmakta iken Kıbrıs meselesinde Türk Milleti'nin gönlünü nasıl alacağını düşünmesi de tabiidir. Herhalde danışmanları kendisine, Kıbrıs seyahati tarihi olarak 20 Temmuz Kurtuluş Bayramı'nı önermişlerdir. Erdoğan bu bayram havasında ve Avrupa'nın "Canım, limanların açılması şarttır ama, hafif yoğunlukta da olsa müzakereleri devam ettirelim" teklifi gölgesinde büyük bir reaksiyon görmeyeceğini ümit etmektedir. Aslında bu millet olgundur ve makamların şahıslardan daha üstün ve saygıya layık olduğunu bilir. Bu bakımdan herhangi bir tepki görmeyebilir. Ne var ki artık KKTC vatandaşlarının da gözü, hem Erdoğan, hem Papadopulos konusunda açılmıştır. Erdoğan, eğer tarihe Kıbrıs'ı Rumlar'a veren Başbakan olarak geçmek istemiyorsa, KKTC'nin varlığı konusunda kesin tavrını Rauf Denktaş'tan özür dilemek mânâsına gelse de ortaya koymalı, hatta Denktaş'tan özür dilemelidir.Sadece Kıbrıs'ın Türkiye'si var demek kâfi değildir. Türkiyenin de bir KKTC'si vardır diyebilmelidir. Rahmetli Zorlu'yu, Menderes'i, Bayar'ı hatta Ecevit'i anmalıdır.Temelin hikâyesi malûm; mezartaşına şöyle yazılmasını vasiyet etmiş. - Hastayım, ateşim var, başım dönüyor, öleceğim diyordum inanmıyordunuz. Gördünüz mü n'oldi?DENKTAŞ, "Bu Rumlar arkalarında AB varken anlaşmaya yanaşmaz, AB üyeliğini havuç yapıp sizi kandırırlar diyordum, şimdi n'oldi bile demiyor. Gerçek bir devlet adamı gibi susuyor. Kendisinden özür dilenmesini bile beklemiyor, sadece Kıbrıs'taki hatadan dönülmesini, AB ile Kıbrıs arasındaki bağın kati olarak çözülmesini istiyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.