Halkı Müslüman olan ülkelerin perişanlığı elbette dertlerimizin başında geliyor.
Sel gibi, toprak kayması gibi ve deprem gibi her hangi bir doğal afet vesilesi ile acı içinde görüntülere bakarken "nasıl da birbirimize benziyoruz" demekten kendinizi alamıyorsunuz.
Toprak bacalar, kerpiç duvarlar, derme-çatma barınaklar ve hayata tutunmaya çalışan sıska, çelimsiz ve neredeyse rüzgârın önünde savrulacak insanlar…
Bu ülkelerden hangisini ele alıp inceleseniz, sadece ekonomik açıdan inceleseniz bu yoksul, bu doğru-dürüst evi-barkı, yurdu-yuvası olmayan insanların yaşadıkları bu ülkelerin, küresel tefecilere çuvallar dolusu faiz ödediklerini göreceksiniz.
At-katır sırtında menzile varmaya çalışanların, alın teri ile zar-zor geçinmeye çalışan elleri nasırlı çilekeş insanların, özel uçaklarla seyahat edenlere yakıt parası yetiştirmeye çalıştıkları bir dünyada ve bir sistemde yaşıyoruz.
Hepimiz, hep bir ağızdan ve yüksek sesle sormalıyız, şairin resmettiği şu fotoğraf neden en fazla halkı müslüman ülkelerde görülmektedir:
"Allah'ın on pulunu bekleyedursun on kul
Bir kişiye tam dokuz dokuz kiye bir pul."
(N. Fazıl).
Hal böyleyken, durum vaziyet bu iken, söz konusu ülkelerden bu zalim kapitalist sisteme karşı, bu soygun düzenlere karşı öyle ele-avuca gelir, öyle dişe dokunur bir ses de yükselmiyor ne yazık ki.
Bu zalim ve zorba düzenlere mahkûm ve mecbur edilmiş ve bu cendere içinde yetişmiş olan kuşaklar ne yazık ki kendi içlerinden çıkıp bu soygun sistemlere karşı yüksek sesle itiraz eden seslere de kulak vermiyorlar, kulak kabartmıyorlar.
Yaşadıkları hayatın, içinde yuvarlandıkları perişanlığın ve içine itildikleri, içine atıldıkları yoksulluğun kendi kaderleri olduğunu zannederek, güya kaderlerine boyun büküp sürünmeye devam ediyorlar.
Küresel tefecilerin soygunlarına ve vurgunlarına müsait hale gelmenin asla bir kader olmadığını tam aksine aklı kullanmamanın bir sonucu olduğunu birileri bu diyarda yaşayanlara anlatması lazım.
"Bulutlar simsiyah ufuk karanlık
Bu diyarda şafak ne zaman atar?
Dertler demet demet çileler tonluk
Bu umursamazlık ne zaman biter?"
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025