Türkiye'yi içinde bulunduğu kuşatılmışlıktan çekip çıkarmak için Kuvay-ı Milliye ruhu ile yola çıkan ve Anadolu'yu karış karış dolaşan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) kervanının son uğrak yeri Erzurum oldu. Cemal Gürsel Kapalı Spor Salonunu tıklım tıklım dolduran 10 bini aşkın Erzurumlu, 2. Kuvay-ı Milliye'nin mimarı ve önderi Prof. Dr. Haydar Baş ile BTP kurmaylarını görülmedik bir iştiyak, sevgi ve coşku ile kucakladılar, bağırlarına bastılar. Dünün Nene Hatunlarının, 1. Kuay-ı Milliye'nin fitilini ateşleyen ilk kongre şehrinin, dadaşlar diyarının "Ya İstiklal Ya Ölüm" diyen insanlarının bugünkü torunları da ecdadlarına yakışanı yaptılar, "mandacılığa hayır" dediler, "Bağımsız Türkiye"den yana tavır koydular. Cemal Gürsel Kapalı Spor Salonu'nu "Bağımsız Türkiye", "Üstad nerede biz oradayız", "Bu vatan bu millet seni bekliyor", "İşte lider işte başbakan" sloganlarıyla inlettiler. 1. Kuvay-ı Milliye'yi başlatarak bağımsızlık fitilini ateşleyen ilk kongreyi gerçekleştiren ecdâdlarına lâyık olacaklarını, 2. Kuvay-ı Milliye bayrağını açan Prof. Dr. Haydar Baş ve BTP'yi, şartlar ne olursa olsun destekleyeceklerini belirttiler.
Erzurum 2. Kuvayı Milliye şehri olduğunu gösterdi
BTP'nin dadaşlar diyarı Erzurum'da gerçekleştirdiği toplantı, Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, tüm şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başladı. Toplantının açış konuşmasını İl Başkanı Aziz Karaca yaptı. Aziz Karaca, Cemal Gürsel Kapalı Spor Salonunda ortaya çıkan bu tablonun tarihte çok ciddi fonksiyonlar icra eden 1. Kuvay-ı Milliye'nin kongre şehri Erzurum'un, 2. Kuvay-ı Milliye hareketinde de çok büyük fonksiyonlar icra edeceğinin göstergesi olduğunu söyledi.
BTP Genel Başkanı Ali Gedik ise yaptığı konuşmada, "Erzurum, tarihtir. Erzurum, medeniyettir. Erzurum, Kuvay-ı Milliye şehridir. Erzurumlu, bağımsızlık bayrağını burca dikmiş insan demektir. Erzurumlu, bağımsızlığın ne demek olduğunu çok iyi bilen insan demektir. Onun için, Erzurumlu, Bağımsız Türkiye Partisi'nin de ne demek olduğunu, bugün Türkiye'nin BTP'den başka bir alternatifinin bulunmadığını çok iyi bilmekte, yeni bir Kuvay-ı Milliye hareketi ile milleti iktidara taşımak için ilk seçimleri beklediğini göstermektedir" dedi.
Dadaş demek Kuvayı Milliye demektir
BTP'nin, 1. Kuvay-ı Milliyenin kongre şehri Erzurum'daki toplantısında 2. Kuvay-ı Milliye'nin önderi Prof. Dr. Haydar Baş da bir konuşma yaptı. "Trabzon'dan Nene Hatun anamın şehrine geldim. Dadaşımın kucağına geldim. Dadaş demek namus demektir. Dadaş demek şeref demektir. Dadaş demek izzet demektir. Dadaş demek millet demektir. Dadaş demek bayrak demektir. Dadaş demek sancak demektir. Dadaş demek kuvay-ı milliye demektir. İşte ben bu dadaşın gönlüne geldim" diyen Prof. Dr. Haydar Baş, "hoş geldin, safa geldin!" sesleri, "Üstad nerede biz oradayız", "Bu vatan bu millet seni bekliyor" sloganları arasında sürdürdüğü konuşmasında, güçlü bir millet olmak için güçlü bir devlete ve orduya sahip olunması gerektiğinden bahsederek şöyle devam etti:
"Türk milleti tarihin en büyük ailesidir. İnsanlık tarihi, şeref, izzet, celal, cemal, namus bakımından Türk milleti kadar haysiyetli, şerefli, izzetli, onurlu bir millet görmemiştir. Bu millet, dünya hakimiyeti döneminde can, mal, namus, din ve vicdan, vatan emniyetini bütün insanlığa doya doya yaşatmış büyük bir millettir. Şayet bugün dünyada can, mal, namus, din ve vicdan, vatan emniyeti yoksa, Türk'ün eli dünyanın üzerinde eksik olduğu için yoktur."
Prof. Dr. Haydar Baş, medeni bir millet olarak cehalet dolu Avrupa'ya, tek dişi kalmış canavara karşı olduklarını belirterek, "AB, güçsüz, kudretsiz, halsiz, dermansız, esir olmuş bir Türkiye istiyor. Buna evet demek mümkün müdür?" dedi.
Üretim için emisyonu genişletmek şart
Türkiye'nin para oyunlarıyla bugünkü kriz ortamına sürüklendiğini, bu para oyunlarının hâlâ devam ettiğini, mevcut anlayışla enflasyonu düşürmenin mümkün olmadığını, maliyet enflasyonuna talep enflasyonu reçetesi uygulanmasından ve borç politikasından mutlaka vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "Kalkınmaya karar vermiş hiç bir millet kalkınmasını borç ile ikmal etmemiştir. ABD, Almanya, Japonya vb. ülkeler hep emisyonu genişlettiler. Emeği devreye soktular. Üretimi gerçekleştirdiler. Bu iktisat kanununu Türkiye'nin de izlemesi ve emisyonu mutlaka genişletmesi şarttır" dedi. Prof. Dr. Haydar Baş, BTP iktidarında emisyonu genişleterek üretim seferberliğinin başlatılacağını, ne kadar çok üretirse üretsin üreten işçinin, çiftçinin, sanayicinin, KOBİ'lerin arkasında olunacağını, faizsiz kredilerle destekleneceğini, merhum Atatürk döneminde olduğu gibi çiftçiye daha tohumunu tarlaya atmadan "avans", ürettiğini de pazarlama garantisi verileceğini, 100 milyarın altında geliri olan hiç kimseden vergi alınmayacağını söyledi.
Prof. Dr. Haydar Baş'a, konuşması sonunda Erzurum'un temsilî anahtarı ve plaket verildi.
Erzurum 2. Kuvayı Milliye şehri olduğunu gösterdi
BTP'nin dadaşlar diyarı Erzurum'da gerçekleştirdiği toplantı, Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, tüm şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başladı. Toplantının açış konuşmasını İl Başkanı Aziz Karaca yaptı. Aziz Karaca, Cemal Gürsel Kapalı Spor Salonunda ortaya çıkan bu tablonun tarihte çok ciddi fonksiyonlar icra eden 1. Kuvay-ı Milliye'nin kongre şehri Erzurum'un, 2. Kuvay-ı Milliye hareketinde de çok büyük fonksiyonlar icra edeceğinin göstergesi olduğunu söyledi.
BTP Genel Başkanı Ali Gedik ise yaptığı konuşmada, "Erzurum, tarihtir. Erzurum, medeniyettir. Erzurum, Kuvay-ı Milliye şehridir. Erzurumlu, bağımsızlık bayrağını burca dikmiş insan demektir. Erzurumlu, bağımsızlığın ne demek olduğunu çok iyi bilen insan demektir. Onun için, Erzurumlu, Bağımsız Türkiye Partisi'nin de ne demek olduğunu, bugün Türkiye'nin BTP'den başka bir alternatifinin bulunmadığını çok iyi bilmekte, yeni bir Kuvay-ı Milliye hareketi ile milleti iktidara taşımak için ilk seçimleri beklediğini göstermektedir" dedi.
Dadaş demek Kuvayı Milliye demektir
BTP'nin, 1. Kuvay-ı Milliyenin kongre şehri Erzurum'daki toplantısında 2. Kuvay-ı Milliye'nin önderi Prof. Dr. Haydar Baş da bir konuşma yaptı. "Trabzon'dan Nene Hatun anamın şehrine geldim. Dadaşımın kucağına geldim. Dadaş demek namus demektir. Dadaş demek şeref demektir. Dadaş demek izzet demektir. Dadaş demek millet demektir. Dadaş demek bayrak demektir. Dadaş demek sancak demektir. Dadaş demek kuvay-ı milliye demektir. İşte ben bu dadaşın gönlüne geldim" diyen Prof. Dr. Haydar Baş, "hoş geldin, safa geldin!" sesleri, "Üstad nerede biz oradayız", "Bu vatan bu millet seni bekliyor" sloganları arasında sürdürdüğü konuşmasında, güçlü bir millet olmak için güçlü bir devlete ve orduya sahip olunması gerektiğinden bahsederek şöyle devam etti:
"Türk milleti tarihin en büyük ailesidir. İnsanlık tarihi, şeref, izzet, celal, cemal, namus bakımından Türk milleti kadar haysiyetli, şerefli, izzetli, onurlu bir millet görmemiştir. Bu millet, dünya hakimiyeti döneminde can, mal, namus, din ve vicdan, vatan emniyetini bütün insanlığa doya doya yaşatmış büyük bir millettir. Şayet bugün dünyada can, mal, namus, din ve vicdan, vatan emniyeti yoksa, Türk'ün eli dünyanın üzerinde eksik olduğu için yoktur."
Prof. Dr. Haydar Baş, medeni bir millet olarak cehalet dolu Avrupa'ya, tek dişi kalmış canavara karşı olduklarını belirterek, "AB, güçsüz, kudretsiz, halsiz, dermansız, esir olmuş bir Türkiye istiyor. Buna evet demek mümkün müdür?" dedi.
Üretim için emisyonu genişletmek şart
Türkiye'nin para oyunlarıyla bugünkü kriz ortamına sürüklendiğini, bu para oyunlarının hâlâ devam ettiğini, mevcut anlayışla enflasyonu düşürmenin mümkün olmadığını, maliyet enflasyonuna talep enflasyonu reçetesi uygulanmasından ve borç politikasından mutlaka vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "Kalkınmaya karar vermiş hiç bir millet kalkınmasını borç ile ikmal etmemiştir. ABD, Almanya, Japonya vb. ülkeler hep emisyonu genişlettiler. Emeği devreye soktular. Üretimi gerçekleştirdiler. Bu iktisat kanununu Türkiye'nin de izlemesi ve emisyonu mutlaka genişletmesi şarttır" dedi. Prof. Dr. Haydar Baş, BTP iktidarında emisyonu genişleterek üretim seferberliğinin başlatılacağını, ne kadar çok üretirse üretsin üreten işçinin, çiftçinin, sanayicinin, KOBİ'lerin arkasında olunacağını, faizsiz kredilerle destekleneceğini, merhum Atatürk döneminde olduğu gibi çiftçiye daha tohumunu tarlaya atmadan "avans", ürettiğini de pazarlama garantisi verileceğini, 100 milyarın altında geliri olan hiç kimseden vergi alınmayacağını söyledi.
Prof. Dr. Haydar Baş'a, konuşması sonunda Erzurum'un temsilî anahtarı ve plaket verildi.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.