Vefat eden tiyatro sanatçısı Gazanfer Özcan'ı, sanatçı dostları anlattı.
27 Ocak 1931 yılında İstanbul'da doğan Gazanfer Özcan, Vefa Lisesindeyken oynadığı "Hisse-i Şayia" adlı oyundaki Bican Efendi rolüyle tiyatroyla tanıştı. Daha sonra Şehir Tiyatroları'nın Çocuk Bölümü'ne katılan Özcan, 1955 yılında Komedi Tiyatrosu'nda oynanan "Mahallenin Romanı" oyununda rahatsızlanan Reşit Gürzap'ın yerine sahneye çıkıp başarılı olunca kadroya girdi. 1962 yılına kadar çocuk tiyatrosu ve yetişkin oyunlarında görev alan sanatçı, "Gönül Ülkü - Gazanfer Özcan Tiyatrosu"nu kurdu ve çok sayıda sinema filminde rol aldı. Uzun bir süre sinemaya ara verdikten sonra 2000 yılında çevrilen 'Komiser Şekspir' filmi ile sinemaya dönen ve pek çok dizide rol alan Özcan, 'Kuruntu Ailesi' adlı dizide "Hüsnü Kuruntu" rolü ile tanındı. 1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca Devlet Sanatçısı ilan edilen Gazanfer Özcan, "Avrupa Yakası" dizisindeki Tahsin Bey rolü ile de milyonların gönlünde taht kurdu. Ünlü tiyatrocu Erol Günaydın, Özcan'ın vefatı dolayısıyla çok üzgün olduğunu belirterek, "Gazanfer, 'perde' diyerek perdesini kapattı. Birkaç kişi kaldık. Bizler de 'perde' deyip kapatacağız perdelerimizi" dedi.
Nejat Uygur ve Münir Özkul'un sağlığının da kendisininki gibi iyi olmadığını ifade eden Günaydın, şöyle devam etti: "İşte bu hallere geldik. Bir çağ bitiyor, başka bir çağ başlıyor. Gelip gidiyoruz işte. Gazanfer'i çok severdim, çok üzgünüm. Çok iyi bir dostumdu, çok büyük bir ustaydı. Böyle adamlar bir daha kolay kolay gelmez. Ancak oynadığı filmler ve dizilerde seyredeceğiz. Bundan sonra hayal perdelerinde seyredeceğiz onları." Tiyatro sanatçısı Tarık Papuççuoğlu da tiyatroda disiplini Gazanfer Özcan'dan öğrendiğini kaydederek, duygularını şöyle dile getirdi: "Şimdi onu tanıyanların hepsinin vurguladığı; Gazanfer abinin önemli bir tiyatro duayeni olduğu, hayatını ailesiyle tiyatroya adadığı. Bunların hepsi doğru şeyler. Söyleyeceğim tek şey, tiyatronun bir disiplin işi olduğu. Komedi tarzını benimsemiş bir tiyatro grubunun ne kadar disiplinli hareket etmesi gerektiğini bize öğreten ustamızdı." Sanatçı Şemsi İnkaya da Gazanfer Özcan ile 1975-1976 yıllarında "Yağmurdan Kaçarken" oyununda birlikte rol aldıklarını anlatarak, şöyle devam etti: "Gazanfer abiyle ne zaman karşılaşsak, 'seninle bir daha beraber çalışamadık Şemsi' derdi bana. 'Hocam inşallah bir gün çalışırız' derdim. Haberi duyunca, birden bire hepsi film şeridi gibi gözümün önünden geçti. O ustanın seyirciye büyük bir saygısı vardı. Kadrosuna, seyirciye saygısı olmayan oyuncuyu kabul etmezdi. Çok doğru bir prensipti bu. Biz ondan çok şey öğrendik. Türk tiyatrosunun müthiş ustalarından biri daha gitti. Peş peşe gidiyorlar. Böyle duyduğu zaman insanın içi gidiyor, cız ediyor. Bu usta da bize cız etti ve gitti." Tiyatro sanatçısı Sümer Tilmaç, ilk profesyonel olduğu dönemde Gazanfer Özcan'ın tiyatrosunda 10 yıl çalıştığını ifade ederek, "Benim ustam sayılır. Yıllarca komedi dalında tiyatro yapmış, gerçek anlamda bir tiyatro sanatçısıydı. Çok üzgünüm. Büyük bir ustayı kaybettik. Başımız sağ olsun" diye konuştu.
27 Ocak 1931 yılında İstanbul'da doğan Gazanfer Özcan, Vefa Lisesindeyken oynadığı "Hisse-i Şayia" adlı oyundaki Bican Efendi rolüyle tiyatroyla tanıştı. Daha sonra Şehir Tiyatroları'nın Çocuk Bölümü'ne katılan Özcan, 1955 yılında Komedi Tiyatrosu'nda oynanan "Mahallenin Romanı" oyununda rahatsızlanan Reşit Gürzap'ın yerine sahneye çıkıp başarılı olunca kadroya girdi. 1962 yılına kadar çocuk tiyatrosu ve yetişkin oyunlarında görev alan sanatçı, "Gönül Ülkü - Gazanfer Özcan Tiyatrosu"nu kurdu ve çok sayıda sinema filminde rol aldı. Uzun bir süre sinemaya ara verdikten sonra 2000 yılında çevrilen 'Komiser Şekspir' filmi ile sinemaya dönen ve pek çok dizide rol alan Özcan, 'Kuruntu Ailesi' adlı dizide "Hüsnü Kuruntu" rolü ile tanındı. 1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca Devlet Sanatçısı ilan edilen Gazanfer Özcan, "Avrupa Yakası" dizisindeki Tahsin Bey rolü ile de milyonların gönlünde taht kurdu. Ünlü tiyatrocu Erol Günaydın, Özcan'ın vefatı dolayısıyla çok üzgün olduğunu belirterek, "Gazanfer, 'perde' diyerek perdesini kapattı. Birkaç kişi kaldık. Bizler de 'perde' deyip kapatacağız perdelerimizi" dedi.
Nejat Uygur ve Münir Özkul'un sağlığının da kendisininki gibi iyi olmadığını ifade eden Günaydın, şöyle devam etti: "İşte bu hallere geldik. Bir çağ bitiyor, başka bir çağ başlıyor. Gelip gidiyoruz işte. Gazanfer'i çok severdim, çok üzgünüm. Çok iyi bir dostumdu, çok büyük bir ustaydı. Böyle adamlar bir daha kolay kolay gelmez. Ancak oynadığı filmler ve dizilerde seyredeceğiz. Bundan sonra hayal perdelerinde seyredeceğiz onları." Tiyatro sanatçısı Tarık Papuççuoğlu da tiyatroda disiplini Gazanfer Özcan'dan öğrendiğini kaydederek, duygularını şöyle dile getirdi: "Şimdi onu tanıyanların hepsinin vurguladığı; Gazanfer abinin önemli bir tiyatro duayeni olduğu, hayatını ailesiyle tiyatroya adadığı. Bunların hepsi doğru şeyler. Söyleyeceğim tek şey, tiyatronun bir disiplin işi olduğu. Komedi tarzını benimsemiş bir tiyatro grubunun ne kadar disiplinli hareket etmesi gerektiğini bize öğreten ustamızdı." Sanatçı Şemsi İnkaya da Gazanfer Özcan ile 1975-1976 yıllarında "Yağmurdan Kaçarken" oyununda birlikte rol aldıklarını anlatarak, şöyle devam etti: "Gazanfer abiyle ne zaman karşılaşsak, 'seninle bir daha beraber çalışamadık Şemsi' derdi bana. 'Hocam inşallah bir gün çalışırız' derdim. Haberi duyunca, birden bire hepsi film şeridi gibi gözümün önünden geçti. O ustanın seyirciye büyük bir saygısı vardı. Kadrosuna, seyirciye saygısı olmayan oyuncuyu kabul etmezdi. Çok doğru bir prensipti bu. Biz ondan çok şey öğrendik. Türk tiyatrosunun müthiş ustalarından biri daha gitti. Peş peşe gidiyorlar. Böyle duyduğu zaman insanın içi gidiyor, cız ediyor. Bu usta da bize cız etti ve gitti." Tiyatro sanatçısı Sümer Tilmaç, ilk profesyonel olduğu dönemde Gazanfer Özcan'ın tiyatrosunda 10 yıl çalıştığını ifade ederek, "Benim ustam sayılır. Yıllarca komedi dalında tiyatro yapmış, gerçek anlamda bir tiyatro sanatçısıydı. Çok üzgünüm. Büyük bir ustayı kaybettik. Başımız sağ olsun" diye konuştu.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.