Başına fes takarak veya sarık sararak tarihçi olunduğunu zanneden bazı zevatlar, Müslüman Türk'e olan düşmanlıklarını Mustafa Kemal üzerinden yapmaktalar. Bu zevatlar dil konusunda da Mustafa Kemal'i eleştirmişler, toplumun bir gecede cahil bırakıldığını söyleyerek, Latin alfabesine geçişi adeta küfürmüş gibi millete anlatarak, Mustafa Kemale düşmanlıklarını ortaya koymuşlardır.
Niye Latin alfabesine geçtik, sorusunu cevaplamadan önce Osmanlı ve daha öncesinde kullanılan alfabelere bakalım.
Cumhuriyet ve Atatürk'e kin besleyenler Arap alfabesi eşittir İslam mantığı ile insanımızı saflarına çekmeye çalıştılar. Böyle bir mantık doğru olsa Karahanlı Devleti için ne diyeceğiz?
Karahanlılar'da resmi dil Türkçe idi ve Uygur alfabesini kullanıyorlardı. Bu mantıkla Karahanlı devleti dinden uzak olması gerekmez mi? Ama biliyoruz ki Horasan erenlerini yetiştiren Hoca Ahmet Yesevi, Karahanlı devleti zamanında yaşamış ve Divan-ı Hikmet adlı eserini Uygur Türkçesi ile yazmıştır. Yine Karahanlılar döneminde yazılan Atabetül Hakayık adlı tasavvuf eseri de Uygur Türkçesi ile yazılmıştır.
Büyük Selçuklu devleti resmi dil olarak Farsçayı kullanırken, Mısırda kurulan Türk devletlerinden Memluklular resmi dil olarak Türkçeyi kullanmışlardır.
Bu arada hemen belirtelim ki Osmanlı devletinin resmi dili de Türkçedir. Kanuni esasinin 14. maddesinde; 'Devletin dini İslam, başkenti İstanbul, dili Türkçedir' ibaresi bulunmaktadır.
Yanlış olan bir konuyu hemen düzeltelim; Osmanlıca bir dil değildir. Yazı şeklidir. Türkçenin, Arap harfleri ile yazılış şeklidir.
Osmanlı devletinin son dönemlerinde her alanda yenilik hareketleri yaşanırken dil konusunda da çalışmalar yapılmıştır. Abdülmecit döneminde kurulan Encümeni Daniş'te (Bilim Kurulu) Latin harflerine geçilmesi konusunda çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Hatta bazı aydınlar, Ermeni alfabesinin kullanılmasını bile önermişlerdir.
Dil konusunda en ciddi çalışmaları ise II. Abdülhamit yapmıştır. II. Abdülhamit, "yazımızı öğrenmek pek kolay değildir. Bu işi halkımıza kolaylaştırmak için belki de Latin alfabesini kabul etmek yerinde olur." görüşünü belirtmiştir. (Siyasi Hatıralarım, Sayfa 192)
II. Abdülhamit, Latin harflerine geçilmesi ile ilgili başlattığı çalışmayı tamamlasaydı Fesliler bu duruma ne diyecekti? Acaba Atatürk'e yaptıkları eleştiriyi, attıkları iftiraları, yaptıkları ithamları II. Abdülhamit'e yapacaklar mıydı?
II. Meşrutiyet döneminde de dilin değiştirilmesi konusunda çalışmalar devem etmiştir ama başarılı olamamışlardır.
Azerbaycan Bakü'de 1926 yılında toplanan Türk Dünyası kurultayında, Türkler arasında ortak bir kültür oluşturmak için Latin harflerine geçme kararı alınacaktır. Kongreye katılan Fuad Köprülü ile görüşen Mustafa Kemal dil konusunda çalışmalarını hızlandıracaktır.
Osmanlı toplumunda okuma-yazma oranı farklı kaynaklarda farklı oranlarda söylenmiştir. Bunun sebebi de Osmanlı'da düzgün bir nüfus sayımının yapılmamasından kaynaklanıyor. Osmanlı genelinde eğitim oranının yüzde 10 civarında olduğu yaygın görüştür.
Osmanlı yıkılmış, İstiklal mücadelesi sonucunda yeni bir devlet kurulmuştur. Kurulan bu devlet, Osmanlı'yı yıkıma götüren bütün kurumları değiştirmiş ve her alan, milli ve bağımsız bir politika izlemeye başlamıştır. Türk Ulusunun yaşam standartlarını ve kültürel seviyesini yükseltmek maksadıyla dil konusunda çalışmalar yapılmış ve başarıya ulaşılmıştır.
Harf devriminden sonra okuma-yazma seferberliği ülke genelinde uygulamaya başlanmış ve kısa bir sürede okuma-yazma oranı çok çok ileri düzeylere taşınmıştır.
Harf devriminin yapılmasıyla Arap harfleri yasaklanmayacak, din konusunda halkı eğitmek için de İmam Hatip Okulları açılacak ve bu okullarda din dersleri Arap harfleri ile verilecektir. Arap alfabesinin öğrenilmesi konusunda hiçbir yasak getirilmeyecektir.
Bu durumda harf devrimi konusunda Mustafa Kemal'i eleştirmek yanlıştır ve haksızlıktır.
Niye Latin alfabesine geçtik, sorusunu cevaplamadan önce Osmanlı ve daha öncesinde kullanılan alfabelere bakalım.
Cumhuriyet ve Atatürk'e kin besleyenler Arap alfabesi eşittir İslam mantığı ile insanımızı saflarına çekmeye çalıştılar. Böyle bir mantık doğru olsa Karahanlı Devleti için ne diyeceğiz?
Karahanlılar'da resmi dil Türkçe idi ve Uygur alfabesini kullanıyorlardı. Bu mantıkla Karahanlı devleti dinden uzak olması gerekmez mi? Ama biliyoruz ki Horasan erenlerini yetiştiren Hoca Ahmet Yesevi, Karahanlı devleti zamanında yaşamış ve Divan-ı Hikmet adlı eserini Uygur Türkçesi ile yazmıştır. Yine Karahanlılar döneminde yazılan Atabetül Hakayık adlı tasavvuf eseri de Uygur Türkçesi ile yazılmıştır.
Büyük Selçuklu devleti resmi dil olarak Farsçayı kullanırken, Mısırda kurulan Türk devletlerinden Memluklular resmi dil olarak Türkçeyi kullanmışlardır.
Bu arada hemen belirtelim ki Osmanlı devletinin resmi dili de Türkçedir. Kanuni esasinin 14. maddesinde; 'Devletin dini İslam, başkenti İstanbul, dili Türkçedir' ibaresi bulunmaktadır.
Yanlış olan bir konuyu hemen düzeltelim; Osmanlıca bir dil değildir. Yazı şeklidir. Türkçenin, Arap harfleri ile yazılış şeklidir.
Osmanlı devletinin son dönemlerinde her alanda yenilik hareketleri yaşanırken dil konusunda da çalışmalar yapılmıştır. Abdülmecit döneminde kurulan Encümeni Daniş'te (Bilim Kurulu) Latin harflerine geçilmesi konusunda çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Hatta bazı aydınlar, Ermeni alfabesinin kullanılmasını bile önermişlerdir.
Dil konusunda en ciddi çalışmaları ise II. Abdülhamit yapmıştır. II. Abdülhamit, "yazımızı öğrenmek pek kolay değildir. Bu işi halkımıza kolaylaştırmak için belki de Latin alfabesini kabul etmek yerinde olur." görüşünü belirtmiştir. (Siyasi Hatıralarım, Sayfa 192)
II. Abdülhamit, Latin harflerine geçilmesi ile ilgili başlattığı çalışmayı tamamlasaydı Fesliler bu duruma ne diyecekti? Acaba Atatürk'e yaptıkları eleştiriyi, attıkları iftiraları, yaptıkları ithamları II. Abdülhamit'e yapacaklar mıydı?
II. Meşrutiyet döneminde de dilin değiştirilmesi konusunda çalışmalar devem etmiştir ama başarılı olamamışlardır.
Azerbaycan Bakü'de 1926 yılında toplanan Türk Dünyası kurultayında, Türkler arasında ortak bir kültür oluşturmak için Latin harflerine geçme kararı alınacaktır. Kongreye katılan Fuad Köprülü ile görüşen Mustafa Kemal dil konusunda çalışmalarını hızlandıracaktır.
Osmanlı toplumunda okuma-yazma oranı farklı kaynaklarda farklı oranlarda söylenmiştir. Bunun sebebi de Osmanlı'da düzgün bir nüfus sayımının yapılmamasından kaynaklanıyor. Osmanlı genelinde eğitim oranının yüzde 10 civarında olduğu yaygın görüştür.
Osmanlı yıkılmış, İstiklal mücadelesi sonucunda yeni bir devlet kurulmuştur. Kurulan bu devlet, Osmanlı'yı yıkıma götüren bütün kurumları değiştirmiş ve her alan, milli ve bağımsız bir politika izlemeye başlamıştır. Türk Ulusunun yaşam standartlarını ve kültürel seviyesini yükseltmek maksadıyla dil konusunda çalışmalar yapılmış ve başarıya ulaşılmıştır.
Harf devriminden sonra okuma-yazma seferberliği ülke genelinde uygulamaya başlanmış ve kısa bir sürede okuma-yazma oranı çok çok ileri düzeylere taşınmıştır.
Harf devriminin yapılmasıyla Arap harfleri yasaklanmayacak, din konusunda halkı eğitmek için de İmam Hatip Okulları açılacak ve bu okullarda din dersleri Arap harfleri ile verilecektir. Arap alfabesinin öğrenilmesi konusunda hiçbir yasak getirilmeyecektir.
Bu durumda harf devrimi konusunda Mustafa Kemal'i eleştirmek yanlıştır ve haksızlıktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Tahsin Aydın / diğer yazıları
- Devlet ve Hüseyin Baş / 26.09.2022
- Tarihi dizilerden öğrenmek / 07.12.2020
- Baba acısı nasıl tarif edilebilir ki! / 20.04.2020
- Terhis edilen ordu / 28.05.2019
- 31 Mart Vakası / 27.05.2019
- ‘Bozkurtların Ölümü’ / 21.05.2019
- Devlet nasıl yıkılır? / 16.05.2019
- İstibdat / 14.05.2019
- O, tarihi çok iyi analiz ederdi / 08.05.2019
- Atatürk diyor ki / 07.05.2019
- Tarihi dizilerden öğrenmek / 07.12.2020
- Baba acısı nasıl tarif edilebilir ki! / 20.04.2020
- Terhis edilen ordu / 28.05.2019
- 31 Mart Vakası / 27.05.2019
- ‘Bozkurtların Ölümü’ / 21.05.2019
- Devlet nasıl yıkılır? / 16.05.2019
- İstibdat / 14.05.2019
- O, tarihi çok iyi analiz ederdi / 08.05.2019
- Atatürk diyor ki / 07.05.2019