(dünden devam…)
"Yaver Muzaffer Kılıç:
O'nun Kocatepe'deki halini anlatan yaveri Muzaffer Kılıç diyor ki: "28 Ağustosta Kocatepe'de bizim topçu ateşimiz başladığı zaman, Mustafa Kemal, 'Ya Rabbi! Sen Türk ordusunu muzaffer et… Türklüğün, Müslümanlığın düşman ayakları altında esaret zinciri altında kalmasına müsaade etme' diye dua etti. O anda gözlerinden birkaç damla yaşın süzüldüğünü gördüm. Zafer kazanıldıktan sonra da Eylül 1922'de, 'Büyük asil Türk milleti' hitabıyla başlayan tamiminde, 'TBMM ordularının şecaati, sürati, tevfikat-i sübhaniyeye vesile-i tecelli oldu… Milletimizin istikbali emindir ve nusret-i mevudiyyeyi ordularımızın istihsal etmesi muhakkaktır' şeklindeki sözleriyle salabet-i imaniyesini ifade etmiş oldu." (Neda Armeder, "Atatürk ve Din", 10.11.1971'de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde yapılan konuşma, s.2.)
"Hafız Yaşar vardı. Atatürk, onu sever ve çok beğenirdi. Bazı zamanlar 'Hafızı çağırın' derdi. Hemen emri yerine getirirdik. … Hafız Yaşar'ın makamı ile okuduğu Kur'an-ı Kerim sûrelerini huşû ile dinlediğini, gözlerinden yaş aktığını ve bu gözyaşlarını ceketinin sol üst tarafındaki mendil cebinde her zaman muntazaman bulundurduğu beyaz keten mendil ile sildiğine yakinen şahit olmuşumdur." (Ulusu, 2008, s.184).
Fahrettin Altay Paşa:
"Atatürk, Türk ve Müslüman bir anadan Türk ve Müslüman bir babadan dünyaya gelmiş, ecdadı Türk olan bir insandı. Küçük yaşta babadan yetim kalmış, annesinin yanında ilk din bilgisini almıştı. Askerî okuldaki din derslerini takip etmişti. Bu sûretle yetişen bu büyük adam, kumandan olunca maddi kuvvetin yanında manevî kuvvetin lüzumunu ve Müslümanlıkta, savaşlarda şehit olmanın manevî kuvvet bakımından değerini görüp anlamıştır." (Altay, s.127)
Hasan Rıza Soyak Anlatıyor:
Atatürk'ün genel sekreterliğini yapmış Hasan Rıza Soyak şunları ifade eder: "Türk milletini Müslümanlığın öz kaynağı ile gerçek bir din anlayışına ulaştırmak, bu sûretle zihin ve vicdanları cehalet ve taassubun karanlığından kurtarıp, akıl yolu ile ilmin aydınlığına kavuşturmak için olanca gücüyle gayret sarf eden, takip edilecek yol üzerinde zulmeti devam ettirmek kasdıyle, muhtelif menfaatçi ve sömürücü müesseseler tarafından vücuda getirilen perde ve engelleri birer birer ortadan kaldırmış olan büyük bir mücahidi, dinsiz telakki etmeye imkan var mıdır?" (Hasan Rıza Soyak, Atatürk'ten Hatıralar, cilt 1, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1973, s.259-260).
Mustafa Kemal Atatürk'ün anne ve baba tarafından sahip oldukları soya dair son dönemde yapılmış olan çalışmalardan iki tanesi Mehmet Ali Öz'e aittir. Öz, 2014 ve 2017 yıllarında kaleme aldığı iki ayrı eser (Mehmet Ali Öz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Soy Kütüğü, Osmanlı Arşivi Belgelerine Göre, Dilek Ofset Matbaacılık, Sivas, 2014; Mehmet Ali Öz, Atatürk'ün Ailesi, Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Atatürk'ün Soy Kütüğü, Asi Kitap, İstanbul 2017) ile Mustafa Kemal Atatürk'ün hem anne hem de baba tarafından Ehl-i Beyt soyundan olduğunu Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nden çıkardığı belgelerle ortaya koymaktadır. Hem Öz'ün kullandığı belgeler hem de Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nden çıkardığımız belgelerde Mustafa Kemal Atatürk'ün soyuna dair çok önemli bilgilere ulaşmaktayız. Bu belgeler ışığında Mustafa Kemal Atatürk'ün soyunun hem anne, hem de baba tarafından Ehl-i Beyt'e dayandığını rahatlıkla ifade edebiliriz."
- Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı / 24.10.2024
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-II / 10.12.2020
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-I / 09.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-VI / 08.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-V / 07.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-IV / 04.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-III / 03.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-II / 02.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-I / 01.12.2020