Önceki gün muhasebecim Mahmut Bey yanıma geldi. Sordum: ne var ne yok?. Mükelleflerin ne durumda?
Mahmut Bey, şunları aktardı: “Üç marketi olan bir mükellefim kapatıp kapatmamak arası kararsız durumda. Artık dayanacak hali kalmamış. Karlar düşmüş, işyeri kirası zorluyor vesaire. Kredi kartı dolmuş, 2. kredi kartıyla desteklemiş, limiti taşınca bir arkadaşının kartından 8.000 TL kullanmış, yetmeyince bir başka arkadaşının kartından 7.000 TL kullanmış, o da yetmeyince de başka arkadaşının 5.500 TL kartını kullanmış, yine işin içinden çıkamayınca esnaf kefalete müracaat etmiş, 27.000 TL kredi çekmiş. Borç var, para yok. Dertli. Kafası allak bullak.”
Hırdavatcılıkla uğraşan eski bir arkadaşım aradı,50 bin dolar borç istedi, “taksit taksit geri ödeyeyim” dedi. “Hayrola ne oldu?” deyince kredi kartları dolmuş, banka kredilerini ödeyememiş, vergi dairesi hesaplarına bloke koymuş.
Yurda kömür siparişi vermek için kömürcüyü aradım. Önce ağzını yokladım, durumları anlamak için sordum: işler nasıl?
Kömürcü: “Şükür, işler yolunda, yiyip içiyoruz, gün sayıyoruz” dedi.
“Milletin hali iyi değil, senin gibiler pek kalmadı, anlaşılan tuzun kuru” dedim.
Kömürcü: “Bizim gibilere göbeğini kaşıyan adam derler” deyip övündü ve bir kahkaha attı.
“Anlaşılan senin bankaya borcun yok?” dedim. Yok abi, bizde esnaf kefaletten kredi kullanıyoruz. Ciddi misin dedim. Yemin billah etti. Sermaye yok, kazanamıyoruz, geçiniyoruz o kadar. “Atadan ne kalmışsa o” dedi. “Çoluk çocukla olacak iş değil, artık bitti” dedi. Anlaşılan onun da yüzü gülüyor, içi ağlıyor!
Kısaca, iyiyim diyenler de borç içinde yüzüyor. Hiç kimse kimsenin iç yüzünü bilmiyor. Millet müthiş borçlanmış, saklıyor. Karizma, itibar kaybetme meselesi yani. Anne bilmiyor, baba bilmiyor, eş bilmiyor, çocuk nerden bilsin?
Vatandaş kredi kartı ile, marketçi kredi ile, oto kredi ile, ev - daire kredi ile, esnaf kredi ile, sanayici kredi ile, içimiz dışımız kredi.
Bankadan çekiyor, geri faiziyle ödüyor, tekrar alıyor, tekrar ödüyoruz.
Hemen hemen herkes borçlu. Herkes faize çalışıyor. Hiç bitmeyecek borç sarmalı içindeyiz. Vatandaş çıkış yolu arıyor ya boşuna, patinaj yapıyor, battıkça batıyor.
Vatandaş zaten kazanamıyor.
Kazandığını da yiyip bitiren bir ortak var.
Banka.
O hep kazanıyor.
O yeni yeni şubeler açıyor. Elemanlar alıyor. Kar üstüne kar açıklıyor. Değerleri uçmuş, hisseleri borsada tavan yapmış.
O büyüyor.
Millet saçını başını yoluyor.
Ali Babacan ne demişti: Borçların kapanmasını hedeflemiyoruz.
Hep faizciye mi çalışacağız? Bu kafa ile işin içinden çıkmamız mümkün değil.
Sevgili milletime sesleniyorum:
Ne zaman haciz korkusu olmadan yaşayacağız?
Mahmut Bey, şunları aktardı: “Üç marketi olan bir mükellefim kapatıp kapatmamak arası kararsız durumda. Artık dayanacak hali kalmamış. Karlar düşmüş, işyeri kirası zorluyor vesaire. Kredi kartı dolmuş, 2. kredi kartıyla desteklemiş, limiti taşınca bir arkadaşının kartından 8.000 TL kullanmış, yetmeyince bir başka arkadaşının kartından 7.000 TL kullanmış, o da yetmeyince de başka arkadaşının 5.500 TL kartını kullanmış, yine işin içinden çıkamayınca esnaf kefalete müracaat etmiş, 27.000 TL kredi çekmiş. Borç var, para yok. Dertli. Kafası allak bullak.”
Hırdavatcılıkla uğraşan eski bir arkadaşım aradı,50 bin dolar borç istedi, “taksit taksit geri ödeyeyim” dedi. “Hayrola ne oldu?” deyince kredi kartları dolmuş, banka kredilerini ödeyememiş, vergi dairesi hesaplarına bloke koymuş.
Yurda kömür siparişi vermek için kömürcüyü aradım. Önce ağzını yokladım, durumları anlamak için sordum: işler nasıl?
Kömürcü: “Şükür, işler yolunda, yiyip içiyoruz, gün sayıyoruz” dedi.
“Milletin hali iyi değil, senin gibiler pek kalmadı, anlaşılan tuzun kuru” dedim.
Kömürcü: “Bizim gibilere göbeğini kaşıyan adam derler” deyip övündü ve bir kahkaha attı.
“Anlaşılan senin bankaya borcun yok?” dedim. Yok abi, bizde esnaf kefaletten kredi kullanıyoruz. Ciddi misin dedim. Yemin billah etti. Sermaye yok, kazanamıyoruz, geçiniyoruz o kadar. “Atadan ne kalmışsa o” dedi. “Çoluk çocukla olacak iş değil, artık bitti” dedi. Anlaşılan onun da yüzü gülüyor, içi ağlıyor!
Kısaca, iyiyim diyenler de borç içinde yüzüyor. Hiç kimse kimsenin iç yüzünü bilmiyor. Millet müthiş borçlanmış, saklıyor. Karizma, itibar kaybetme meselesi yani. Anne bilmiyor, baba bilmiyor, eş bilmiyor, çocuk nerden bilsin?
Vatandaş kredi kartı ile, marketçi kredi ile, oto kredi ile, ev - daire kredi ile, esnaf kredi ile, sanayici kredi ile, içimiz dışımız kredi.
Bankadan çekiyor, geri faiziyle ödüyor, tekrar alıyor, tekrar ödüyoruz.
Hemen hemen herkes borçlu. Herkes faize çalışıyor. Hiç bitmeyecek borç sarmalı içindeyiz. Vatandaş çıkış yolu arıyor ya boşuna, patinaj yapıyor, battıkça batıyor.
Vatandaş zaten kazanamıyor.
Kazandığını da yiyip bitiren bir ortak var.
Banka.
O hep kazanıyor.
O yeni yeni şubeler açıyor. Elemanlar alıyor. Kar üstüne kar açıklıyor. Değerleri uçmuş, hisseleri borsada tavan yapmış.
O büyüyor.
Millet saçını başını yoluyor.
Ali Babacan ne demişti: Borçların kapanmasını hedeflemiyoruz.
Hep faizciye mi çalışacağız? Bu kafa ile işin içinden çıkmamız mümkün değil.
Sevgili milletime sesleniyorum:
Ne zaman haciz korkusu olmadan yaşayacağız?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mahmut Erdem / diğer yazıları
- Fakirleşerek büyüme / 18.06.2022
- Bu kaçıncı operasyon? / 25.12.2021
- 2020’de yüzde 1.8 büyürken, meğer küçülmüşüz! / 05.05.2021
- Mesele sadece 128 milyar dolar mı? / 23.04.2021
- Ak Parti’nin 18 yıllık enkazı / 08.01.2021
- Dolar kazanç aparatı olunca... / 25.11.2020
- Büyüdük ama negatif / 05.09.2020
- İSO 2019 raporu / 16.07.2020
- Fason tartı aleti / 29.06.2020
- Tefeciye yılda 4 milyon konut / 13.04.2020
- Bu kaçıncı operasyon? / 25.12.2021
- 2020’de yüzde 1.8 büyürken, meğer küçülmüşüz! / 05.05.2021
- Mesele sadece 128 milyar dolar mı? / 23.04.2021
- Ak Parti’nin 18 yıllık enkazı / 08.01.2021
- Dolar kazanç aparatı olunca... / 25.11.2020
- Büyüdük ama negatif / 05.09.2020
- İSO 2019 raporu / 16.07.2020
- Fason tartı aleti / 29.06.2020
- Tefeciye yılda 4 milyon konut / 13.04.2020