Bilmeyenler için hatırlatalım, duymamış olanlar için duyuralım; bu ülkenin "İstanbul Sözleşmesi" adında günden güne, aydan aya ve yıldan yıla kanayan derin bir yarası var.
İktidarı ile muhalefeti ile Mecliste bulunan bütün vekillerin ortak vebali, ortak eseridir, çünkü Meclis tarihinde belki de 26 dakikada oy birliği ile kabul edilen ender yaslardan biridir.
2011 yılında elbette iktidar tarafından 'Avrupa Konseyi Kararı' diye Genel Kurulda oylanıyor, yıldırım hızıyla kabul ediliyor, ardından 6284 sayılı yasa ile 2014 yılında yürürlüğe giriyor.
Rusya ve Ermenistan gibi daha birçok ülkenin kabul etmediği, daha geçtiğimiz aylarda Macaristan parlamentosunun oy birliği ile reddettiği söz konu sözleşmeye ne yazık ki ilk imza koyan bizim ülkemiz.
Güya 'kadına karşı şiddeti' önlemek iddiasıyla yapılan bu düzenleme, yürürlüğe girdiği günden beri Türk toplumunun bünyesinde ve toplumun temel taşı olan aile kurumunda öylesine derin yaralara sebebiyet vermiş ki saymakla bitmesi mümkün değil.
Daha sonraki yıllarda, tartışmaya açıldığı her seferinde, özellikle iktidar partisine mensup bazı vekillerin; "Okumadan, incelemeden el kaldırdık, pişmanız, yanlış yapmışız" şeklindeki itiraflarına rağmen bugüne kadar yanlışın düzeltilmesi, kanayan yaranın sarılması noktasında bir adım bile atılmamış.
Söz konusu düzenleme sebebi ile aile kurumu can çekişiyor, kadınlara yönelik şiddetin yaklaşık beş yüz kat daha arttığı, kadın cinayetlerini bu yasanın tetiklediğini konunun uzmanları adeta haykırıyor.
Uzmanlar haykırıyor, toplumun temelini teşkil eden aile kurumumuz adeta çatırdıyor, kadınlarımız, hiç abartısız feryad-figan ağlıyor ama milletin başına bu belayı saran iktidardan ses yok, muhalefetten ses yok ve vekiller milletin feryadını duymamak için kulaklarının üstüne yatıyorlar.
Ey vekiller! Partiniz-pırtınız bizi hiç ilgilendirmiyor, okumadan, incelemeden el kaldırarak yasalaşmasını sağladığınız bu sözleşmenin, toplum bünyesinde açtığı yaraları görmek, feryadları duymak ve acilen bir çare aramakla mükellef değil misiniz?
Sizin köyünüzde, kentinizde, oturduğunuz mahallenizde konunun mağdurları her geçen gün çığ gibi büyüyor, nasıl görmez nasıl duymazsınız?
Aile içinde vuku bulan en ufak bir tartışma sonucu erkeğe verilen aylarca uzaklaştırma cezası, vuku bulan boşanmaların ardından erkeğin sırtına vurulan 'ömür boyu nafaka ödemesi yükü' gibi saçma-sapan uygulamalar aileleri paramparça ediyor, taraflar arasına kin ve nefret tohumlarını saçıyor ve işte korkunç sonuçlar…
İktidarın büyük ortağısınız, küçük ortağısınız, muhalefetin anasısınız, yavrususunuz hiç önemli değil, hepinize toptan soruyoruz, mağdur ettiğiniz on binler, yüz binler adına soruyoruz; sizin hiç mi vicdanınız sızlamıyor?
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025