ABD, Irak ve Afganistan'da çıkmazda. ABD'nin zafiyetlerini gören Kuzey Kore ve İran meydan okuyor, Rusya etkinliğini artırıyor, Çin yükselişini sürdürüyor ABD'nin işi Irak'ta ve Afganistan'da giderek zora giriyor. Rumsfeld'in Napoleon edasıyla çizdiği Irak savaş planı işe yaramadı. Savaş planlarının asıl sorumlusu olan generaller ise ABD demokratik (!) bir ülke olduğu için o tarihte fazla konuşamadılar, konuşsalar da sözlerini dinletemediler. 1 Mayıs 2003 tarihinde Başkan Bush, Irak'ta görevin tamamlandığını açıklamıştı. Çünkü Bush, ABD birliklerinin Bağdat'a girmesiyle savaşın bittiğini sanmıştı. Oysa, Bush, savaşın bitmesi için hasım güçlerin savaşamayacak duruma getirilmesi, Irak halklarının ise işgalcilere karşı boyun eğmesi gerektiğini bilmiyordu. Amerikalı generaller ise Bağdat'a girdikten sonra ne yapacaklarını bilmiyorlardı, çünkü ellerinde uygulayacakları bir plan yoktu. Aslında generallerin ne gerillalara karşı uygulayacakları istikrar harekâtıyla ilgili savaş doktrini, ne de savaş alanında gerillaya karşı gereken sayısal üstünlüğü sağlayacak nicelikte ve nitelikte (eğitilmiş) askerleri vardı. ABD ordusunun Irak'a girmesinden bu yana çok zaman geçti. Artık Bush bile Irak'ın Vietnam'a benzeyebileceğinden söz ediyor. Bir taraftan Irak'taki askerlerin sayısının artırılması gerektiği söyleniyor, diğer yanda artık Irak'tan çıkılması gerektiği tartışılıyor. Bu durum, ABD'nin kafasının ne kadar karışık olduğunu gösteriyor. ABD, Irak'tan çekilirse bir iç savaşın başlayacağı söyleniyor. Aslında iç savaş çoktan başladı ama bu dillendirilmek istenmiyor. ABD, Irak'ta 650 bin sivilin ölümüne neden oldu; Amerikalılar için önemli olan ölen Iraklılar değil, sayısı giderek artan Amerikan cenazeleri. İç kamuoyunun ağırlaşan baskısı nedeniyle artık Amerika'nın Irak'tan çekilmesi gerekiyor. Ancak, ABD'nin elinde hâlâ bir çıkış stratejisi yok. ABD'nin Afganistan'da da işi zor. Afganistan'daki yetersiz ABD ve NATO birlikleriyle ülkeyi kontrol altına almak mümkün değil. NATO'nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Orgeneral Jones, TSK'nın mevcut kapasitesini gündeme getirerek Türkiye'nin Afganistan'a Kâbil dışındaki sıcak bölgelere savaşacak askerler göndermesini istiyor. Jones'un bu talebi, küresel terörle uzun sürecek bir savaş içinde olan ve böyle bir savaş için askeri yetenekleri kısıtlı olan ABD için bir alışkanlığa dönüşüyor. ABD'nin zafiyetlerini gören Kuzey Kore ve İran meydan okuyor, Rusya öncelikle Ukrayna ve Gürcistan başta olmak üzere yakın jeopolitik çevresinde ciddi inisiyatifler uyguluyor, Çin yükselişini sürdürüyor. Bütün bu gelişmeler, ABD'nin mevcut askeri yapısı ile küresel üstünlüğünü sürdürmekte zorlanacağını gösteriyor. Bu şartlarda, ABD'nin Irak ve Afganistan gibi ve benzeri savaşları özelleştirmesi düşünülebilir(!). Yani, zaten kullanılmakta ve gelişmekte olan özel güvenlik şirketleri gibi ancak, çok daha büyük kapsamlı, çok daha güçlü donatılmış yeni bir yapılanma gerekebilir. Bu savaşma yeteneği olan güçlü uluslararası şirketler anlamına gelebilir. Savaşların özelleştirilmesi için Wall Mart, General Motors gibi güçlü şirketler kurulabilir. Hukuki bir sorun çıkarsa ABD tek süper güç olduğu için bunu kolaylıkla halledebilir(!). Zaten değerlerin, hukukun önemsiz olduğu, önemli olanın ise güç olduğu söylenmemiş miydi? Böylece, küreselleşmeye hem yeni bir boyut katmak, ivme kazandırmak, küreselleştirmeyi daha da güçlendirmek, hem de dünyayı daha da düzleştirmek(!) mümkün olabilir. Belki böylece, TSK'yı ABD çıkarlarının aracına dönüştürme ihtiyacı da ortadan kalkabilir. Nejat Eslen/ Radikal
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.