BTP Genel Başkan Yardımcısı Kepekçi, AB'nin Türkiye'yi hep tüketen, hapsedilen bir köleye dönüştürmek istediğini ve sömürülecek bir pazar olarak gördüğünü söyledi Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
AB sürecinin milletimiz tarafından çok iyi izlenmesi gerektiğini belirterek, "bu gözlemle milletimizin ve devletimizin ne büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğu görülecektir" diye konuştu.
17 Aralık Zirvesi'nde Başbakan Erdoğan'ın, İtalya Başbakanı Berlusconi'ye "Kıbrıs'ı tanıyacağız, ama zamana ihtiyacımız var" diyerek verilen tavizlere taviz eklediğini söyleyen Kepekçi şöyle konuştu: "Tayyip bey ikili oynamaktadır. Millet olarak ülkesine döndüğünde, milletine karşı takiyye yapan bir başbakan ve hükümet mensuplarıyla karşı karşıyayız.
Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde bölgemizi tehdit eden, burnumuzun ucuna kadar gelen ABD ve topraklarımız üzerinde emeli olan AB'nin menfaatleri gereği Kıbrıs'a sahip olmak istemektedirler. Kıbrıs'ı vermemiz demek yalnız Kıbrıs'tan, Kıbrıslı Türk'ten vazgeçmek değil, aynı zamanda ülkemizin güvenliği için stratejik önemi olan topraklardan da vazgeçmek anlamına gelmektedir."
Sömürecek pazar arıyorlar
Kıbrıs tavizinin yanında gündemden uzak tutulmaya çalışılan konuların olduğuna işaret eden Ahmet Hamdi Kepekçi şöyle devam etti: "Bunlardan bazıları tarım üretimi ve serbest dolaşımda kalıcı kısıtlamalardır. Türkiye hep tüketen, hapsedilen bir köleye dönüştürülmektedir. Türkiye sömürülecek bir pazar olarak görülmektedir.
Bir diğer konu AB üyelik müzakerelerinin ucunun açık bırakılmasıdır. Antlaşma gereği AB devletleri istedikleri an üyelik sürecini iptal etme hakkına sahiptir. Dolayısıyla AB ülkelerinde referandum neticesinde Türkiye üyeliğe kabul edilmeyecektir. Avrupa'da her geçen gün artan Türk aleyhtarlığı AB'ye üyelik sürecinin neticesini gün gibi göstermektedir."
Aba altından
sopa gösteriyorlar
AB'nin isteklerini elde ettiği yani ülkemizi aralarında paylaştıkları zaman, süreci durduracağını belirten Kepekçi, "AB ülkeleri kendi menfaatleri adına referandum kozunu elinde tutmaktadır. Le Soir gazetesine demeç veren Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt "eğer halka ne düşündüğünü sormaktan korkarsak, demokrasimizi çöpe atmış oluruz" sözü ile aba altından sopa göstermektedir.
AKP hükümeti tarafından AB süreci adına kabul edilemeyecek konular kabul edilmiştir. Gereken istişareler yapılmamıştır, TBMM dahi devre dışı bırakılarak taahhütler verilmiş, imzalar atılmıştır. Türk medyası ise Türk milletinden gerçekleri saklamaktadır. Gelişmeleri tozpembe göstermektedir. Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, milletin varlığını ve gücünü karşısına alan hiçbir güç baki kalmamıştır. Millete karşı duruş içinde olanlar, milletin gücü karşısında varlıklarını sürdüremeyeceklerdir.
AKP hükümeti başını kuma gömerek bir devleti, bir kültürü, bir medeniyeti yok etme sürecini saklamaya çalışmaktadır. Ancak bu girişime milletimiz müsaade etmeyecektir, Kuva-yı Milliye ruhu müsaade etmeyecektir, Bağımsız Türkiye Partisi müsaade etmeyecektir" diye konuştu.
AB sürecinin milletimiz tarafından çok iyi izlenmesi gerektiğini belirterek, "bu gözlemle milletimizin ve devletimizin ne büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğu görülecektir" diye konuştu.
17 Aralık Zirvesi'nde Başbakan Erdoğan'ın, İtalya Başbakanı Berlusconi'ye "Kıbrıs'ı tanıyacağız, ama zamana ihtiyacımız var" diyerek verilen tavizlere taviz eklediğini söyleyen Kepekçi şöyle konuştu: "Tayyip bey ikili oynamaktadır. Millet olarak ülkesine döndüğünde, milletine karşı takiyye yapan bir başbakan ve hükümet mensuplarıyla karşı karşıyayız.
Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde bölgemizi tehdit eden, burnumuzun ucuna kadar gelen ABD ve topraklarımız üzerinde emeli olan AB'nin menfaatleri gereği Kıbrıs'a sahip olmak istemektedirler. Kıbrıs'ı vermemiz demek yalnız Kıbrıs'tan, Kıbrıslı Türk'ten vazgeçmek değil, aynı zamanda ülkemizin güvenliği için stratejik önemi olan topraklardan da vazgeçmek anlamına gelmektedir."
Sömürecek pazar arıyorlar
Kıbrıs tavizinin yanında gündemden uzak tutulmaya çalışılan konuların olduğuna işaret eden Ahmet Hamdi Kepekçi şöyle devam etti: "Bunlardan bazıları tarım üretimi ve serbest dolaşımda kalıcı kısıtlamalardır. Türkiye hep tüketen, hapsedilen bir köleye dönüştürülmektedir. Türkiye sömürülecek bir pazar olarak görülmektedir.
Bir diğer konu AB üyelik müzakerelerinin ucunun açık bırakılmasıdır. Antlaşma gereği AB devletleri istedikleri an üyelik sürecini iptal etme hakkına sahiptir. Dolayısıyla AB ülkelerinde referandum neticesinde Türkiye üyeliğe kabul edilmeyecektir. Avrupa'da her geçen gün artan Türk aleyhtarlığı AB'ye üyelik sürecinin neticesini gün gibi göstermektedir."
Aba altından
sopa gösteriyorlar
AB'nin isteklerini elde ettiği yani ülkemizi aralarında paylaştıkları zaman, süreci durduracağını belirten Kepekçi, "AB ülkeleri kendi menfaatleri adına referandum kozunu elinde tutmaktadır. Le Soir gazetesine demeç veren Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt "eğer halka ne düşündüğünü sormaktan korkarsak, demokrasimizi çöpe atmış oluruz" sözü ile aba altından sopa göstermektedir.
AKP hükümeti tarafından AB süreci adına kabul edilemeyecek konular kabul edilmiştir. Gereken istişareler yapılmamıştır, TBMM dahi devre dışı bırakılarak taahhütler verilmiş, imzalar atılmıştır. Türk medyası ise Türk milletinden gerçekleri saklamaktadır. Gelişmeleri tozpembe göstermektedir. Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, milletin varlığını ve gücünü karşısına alan hiçbir güç baki kalmamıştır. Millete karşı duruş içinde olanlar, milletin gücü karşısında varlıklarını sürdüremeyeceklerdir.
AKP hükümeti başını kuma gömerek bir devleti, bir kültürü, bir medeniyeti yok etme sürecini saklamaya çalışmaktadır. Ancak bu girişime milletimiz müsaade etmeyecektir, Kuva-yı Milliye ruhu müsaade etmeyecektir, Bağımsız Türkiye Partisi müsaade etmeyecektir" diye konuştu.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.