AB ülkelerinin dışişleri bakanları Lüksemburg'da toplanarak İsrail'in yardım gemilerine kanlı müdahalesini görüştüler. Toplantıdan bizi hiç şaşırtmayan bir karar çıktı.Daha önce Gazze'ye insani yardım götüren gemilere saldıran İsrail'den soruşturma açmasını isteyen AB, dünya genelinde yükselen tepkiler üzerine geri adım atarak uluslararası tarafsız ve bağımsız soruşturma yapılmasını istemişti. Ama İsrail korkusu sonra ağır basmış olmalı ki, son toplantıda geri adım atan AB ilk talebine yani yardım gemilerine saldırının faili İsrail'den kendi kendisini soruşturmasını istedi. Bu soruşturma sırasında "uluslararası toplumun güven duyabilmesi için güvenilir uluslararası katılımın" sağlanması gerektiği de hatırlatıldı.AB dışişleri bakanları bu kararlarını açıklamadan önce İsrail hükümetinden soruşturma komisyonunda oy hakkı olmayan iki yabancı gözlemcinin de yer alacağı duyuruldu.Bu da perde arkasında İsrail ile AB'nin paralel davranmak için anlaştığını gözler önüne sermektedir.AB dışişleri bakanları açıklamalarında "uluslararası sulardaki İsrail askeri operasyonu sırasındaki can kayıplarından derin üzüntü duyduklarını" belirtilerek, "şiddet kullanımı" kınandı.Üzüntü duymak ve kınamak AB'nin İsrail söz konusu olduğunda elinden gelen tek şeydir.Aslında sadece AB değil, tüm batı dünyasının elinden başka bir şey gelmez.Çünkü maalesef günümüz dünyasında haklı olan her zaman güçlü olandır?İsrail örneğinde olduğu gibi güçlü olan öldürür, kimse hesap soramaz.Güçlü olan nükleer silah sahibi olur, kimse hesap soramaz, o herkese hesap sorar.Bu örnekler şüphesiz çokça verilebilir.Yaşanan bu gerçekler dünyanın gerçek adalet anlayışından yoksun olduğunu gözler önüne seriyor. Güçlü devletler batı medeniyetinin anlayışına sahip olduğu günümüzde adalet yerini zulme, fesada ve cinayete bırakmıştır. Oysa tevhit medeniyetinin temsilcisi Osmanlı gibi devletler en güçlüyken böyle haksızlıklar ve cinayetler olamazdı. Bundan dolayıdır ki dünya dengeleri tevhit medeniyetine mensup ülkeler lehine yeniden kurulmadan Filistinler, Gazzeler, Bosnalar, Sudanlar, Afganistanlar, Çeçenistanlar ve Iraklar bitmeyecektir. Peki, dünya dengeleri bizim lehimize nasıl değişebilecektir?Bunun yegâne yolu başta Türkiye olmak üzere bu medeniyete mensup bütün ülkelerin batılı ülkelere olan ekonomik bağımlılıklarından sıyrılmaları ve kendi ayakları üzerinde durarak milli politikalar üretebilmelerinden geçiyor.Bu milli politikaların üretilebilmesinin formülleri Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet - Milli Devlet tezlerinde ayrıntılarıyla anlatılıyor. Bu yüzden Gazze için üzülüyorsak, Filistin için ciğerimiz yanıyorsa ve dünyada yaşanan haksızlıklar biraz da olsa yüreğimizi titretiyorsa Türkiye'yi zincirlerinden kurtaracak Prof. Dr. Haydar Baş'a destek vermek boynumuzun borcudur. Çünkü Türkiye bu işin üstesinden gelebilirse birçok ülke peşinden gelecektir. Türkiye'nin zincirlerini kırması kurtuluşun ilk kıvılcımı olacaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024




























































































